AKP CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN NABIZ YOKLUYOR
Katıldığı bir açılışta gazetecilerin cumhurbaşkanlığına ilişkin sorularını yanıtlayan Şener, ''ben önüme hedefler, tepeler koyup yürüyen biri değilim. Böyle bir hedefim yok'' dedi.Abdüllatif Şener, Radikal gazetesine yaptığı açıklamada ise, Cumhurbaşkanlığı için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aday olmayıp, Bülent Arınç'ın aday olması halinde başka adayların da çıkabileceğini söyledi.
Şener, "ben öyle bir durumda başka aday çıkmamasını imkansız görüyorum. Yürüdüğümüz tarlayı biliyoruz. Bu tarlada sadece buğday yetişmez" dedi.
Şener, Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın türban ve laiklikle ilgili açıklamalarını yanlış ve zamansız bulduğunu belirterek, "Arınç'ın sözleri partimizin ortak görüşü değil" dedi.
Arınç: "Cumhurbaşkanlığını düşünebilirim"
TBMM Başkanı Arınç ise, 'Teke Tek' programında Fatih Altaylı'nın, Cumhurbaşkanlığı seçimi, 23 Nisan'da yaptığı konuşma ve ardından yaşanan tartışmalara ilişkin sorularını yanıtladı.
Kendisine yönelik 'Cumhurbaşkanlığına oynuyor' değerlendirmelerini de yanıtlayan Arınç, ''AKP'den bir cumhurbaşkanı adayı çıkacaksa, bu Meclisin oyunu alacak en az 20 cumhurbaşkanı adayı bulabilirsiniz'' dedi.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesinden yana olduğunu, bu görüşü savunanların da biraz sesini yükseltmesi gerektiğini belirten Arınç, bunun Anayasa değişikliğine bağlı olduğunu vurgulayarak, ciddi Anayasa değişikliklerini zaman geçirmeden yapılması gerektiğini söyledi.
Genel başkanının 'evet' dediğine, kendisinin 'hayır' demeyeceğini, bunun siyaset anlayışı gereği olduğunu anlatan Arınç, ne merdiven taşıdığını, ne de hesaplar yaptığını söyledi.
Arınç, böyle bir teklif olması, gerçekleşme imkanının bulunması, partisinin ve Genel Başkan'ın 'hayır' dememesi halinde, düşüneceği bir şey olduğunu belirterek, ''Cumhurbaşkanlığı seçimi geldiği gün Genel Başkan'ım 'aday olmayacaksın' derse, olmam. Bu siyasi terbiyem gereğidir. Meclisin içinden 50 tane cumhurbaşkanı adayı çıkar'' diye konuştu.
Süleyman Demirel'e yanıt
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, 'türbanla okula gitmek isteyen Suudi Arabistan'a gitsin' sözlerinin anımsatılması üzerine Arınç, Demirel'in çok konuştuğu zaman bile çok az şey söyleyebilen biri olduğunu belirtti.
Arınç, ''sayın Demirel, bilmiyorsa kayıp, aynı zamanda ayıp... Türkiye'de başörtüsünden dolayı okumayanlar Arabistan'a değil, Avusturya'ya gidiyorlar. Böyle demek, o çocukları aşağılamak demek'' diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Harp Akademesi'ndeki konuşmasına yönelik açıklamalarının anımsatılması üzerine Arınç, buradaki laiklik tanımlamasını doğru bulmadığını, bunun, 'katı, militan' bir laiklik tanımlaması olduğunu söyledi.
"Gerçek laik devlette Diyanet işleri olamaz"
Arınç, gerçek laiklik tanımında devletin bir organının dini hizmetlerin yürütmesini sağlamasının doğru olmadığını bildirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın konumunun tartışmalı olduğunu ifade eden Arınç, gerçek bir laik ülkede, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın olamayacağını, olmaması gerektiğini söyledi.
Arınç, ''Türkiye, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mevcudiyetini tartışmalıdır. Gerekirse bu kurumu kaldırmalıdır. İmamların maaşının verilmesinden, camilerin bakımına kadar, geçmişte olduğu gibi vakıflar eliyle sürdürülmelidir. Bir taraftan AB, bir taraftan gerçek laiklik ölçütleri, bir taraftan devletin tekelinde bir din tartışmaları, belki bunu özerk bir noktaya getirmekle, laiklik çok daha iyi Türkiye'de uygulanabilir, dini hizmetlerin yapılması bakımından...'' dedi.
23 Nisan polemiği
Arınç, yaptığı 23 Nisan konuşmasında 15 ana başlığa değindiğini ancak bunlardan sadece laiklik, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi, türban ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ön plana çıkarıldığını belirtti.
Laiklik tanımının 1937'den beri Anayasada yer aldığına işaret eden Arınç, laiklik konusunun Türkiye ve Avrupa'da da tartışıldığını, laikliğin batı orijinli olduğunu ifade etti.
Bülent Arınç, Anayasanın 24'üncü maddesinin başlığının 'laikliğin tarifi' değil, din ve vicdan hürriyeti olduğunu anımsatarak, Anayasanın 2'nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu vurguladı.
Anayasanın hiçbir yerinde, 'laiklik şu anlama gelir' şeklinde bir madde bulunmadığını belirten Arınç, laikliğin, devletin, Cumhuriyetin bir vasfı olduğunu, insanların laiklik vasfının olmadığını vurguladı.
"Aksi olursa Meclis'e kilit vuralım"
Mecliste, 'dini kural böyledir, onu herkes için geçerli bir yasa haline getirelim' diyen bir kişinin çıkamayacağını, böyle bir teklifin hiçbir zaman kanunlaşamayacağını belirten Arınç, "aksi olursa, bu Meclisin kapısına kilit vurmamız lazım'' dedi.
''Türkiye'ye has bir laiklik uygulamasının Fransa gibi katı bir laiklik uygulamasına benzememesi lazım'' diyen Arınç, toplumun değerlerine, kabullerine, vatandaşların inanç ve beklentilerine bakılması, örf, adet ve geleneklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Arınç'ın, ''devletin tekelinde din ve ibadet anlayışı olmaz, hiçbir laik düşünce bunu kabul etmez'' sözleri üzerine Altaylı, ''Türkiye'de böyle bir anlayış mı var?'' diye sordu.
Arınç, bu soruya ''bana göre var'' diye karşılık verdi. Toplumda kamplaşma, çekişme olmaması için ağzına 'türban' kelimesini almadığını ifade eden Arınç, ''laiklik dendiğinde başörtüsü anlaşılırsa, kamu görevlisinin çocuğu acaba üniversiteye gitmek için hangi dershaneye gitti diye bakılırsa, bu kamu görevlisi acaba evinde hangi televizyon kanalını daha çok izliyor denilirse, bu laiklik adına yapılırsa, laikliğin karşıtı olarak irtica tehlike olarak bunların içerisine alınırsa sıkıntıdır, yanlıştır" dedi.
Bu yanlışlıkların toplumsal barışı zedeleyeceğine, devlet ile halk arasında büyük mesafeler açacağına değinen Arınç, "laikliğe evet dediğimize göre, bu laikliğin uygulamalarının nasıl olması gerektiğinin tartışılarak iyi bir noktaya gelmemizi istiyorum'' diye konuştu.
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 06:08