AKŞAM YAZARI DENİZ GÖKÇE ŞENOL HOCAYA ÇAĞRI YAPTI!...
Bugüne kadar Şenol Güneş'ten desteğini nhiç eksik etmeyen Deniz Gökçe'de Şenol Hocayı İstifaya davet etti. İşte Gökçe'nin istifa yazısı.
İstifa et Şenol Hoca!
2002 Dünya Şampiyonası öncesinde Şenol Güneş'i polemiklerin ortasına atan, evimizde hırpaladığımız İsveç maçından başlayarak, şahsen, Şenol Güneş ve Milli Takımımız'ı en çok destekleyen medya mensuplarından biriyiz. Takım ateşin ortasında iken çatlak seslere, şezlong yazarlarına, ezbercilere hep karşı olduk. Takım, dünya üçüncüsü olurken de oralarda idik, gelişmeleri yakından izledik. 2003 yılında Konfederasyon Kupasını da izledik, Türkiye-İngiltere serisinde ve Türkiye-Letonya maçlarında olacakları da oldukça erken ve doğru teşhis etmiş ve gündeme getirmiş biri olarak, artık sesimizi yükseltmemiz gerektiğini düşünüyoruz.
Şenol Güneş 2002 yılında çok başarılı bir dönemden sonra, 2003 yılında çok başarısız bir dönem geçirdi. Şenol Hoca'nın 2003 çöküşünün önemli bir nedeni, dürüst, çalışkan, alçak gönüllü ve genelde sakin bir insan olan Şenol Hoca'nın eleştiriye açık olmaması ve bu nedenle medya ile hem maç sonlarında hem de ölü zamanlarda didişmeye girmesi ve çok konuşmasıdır. Şenol Hoca polemiklerin içine öyle bir girdi ki, o kadar gereksiz konuşmalar yaptı ki, sonunda yersiz mazeretler üretmeye başladı, futbola konsantrasyonunu kaybetti ve Konfederasyon Kupası gibi bir vitrinde, üstelik başarılı iken iyice saçmaladı. O konuşurken biz ter içinde kaldık!
Şenol Hoca dünya üçüncülüğü sürecinde futbolcular açısından bir ağabey idi. Onlarla diyalogda, kendisi büyütmedikçe, sorun pek çıkmadı. Ama medya ile diyalogda, basın ile iletişimde büyük zaaflar gösteren Şenol Hoca'nın başı Konfederasyon Kupası'ndan başlayarak ciddi şekilde belaya girdi. Aslında Şenol Güneş Konfederasyon Kupası'nda birçok genci takıma başarılı bir şekilde monte etmişti. Fakat Konfederasyon Kupası'ndaki maç sonrası basın toplantılarında beceriksiz tercümanlar ile Şenol Güneş'in yersiz ve gereksiz şikayet ve mazeretleri birleşince, Türkiye çok kötü tanıtıldı ve güven kayboldu! Üstelik Şenol Hoca kritik İngiltere ve Letonya maçlarında alenen tutuculuk yaptı, içine kapandı, gençleri unuttu, artık dönemi kapanan emektar oyunculara güvendi, strateji hataları yaptı. Konfederasyon Kupası'na gitmeyen Sergen'i İngiltere karşısında acilen Milli Takım'a çağırınca da kimya bozuldu, ilkeler çöpe atıldı. Tabii sonunda Milli Takım kaybetti.
Bizce işin özeti basittir. Şenol Güneş Hoca saygın bir futbol insanıdır, ama son demlerde anlaşılmaz hatalar ve yanlış tercihler yapmıştır. Ülkenin dünya üçüncülüğünün mimarı, kim ne derse desin, odur, bu şeref de ona yeter! Yıllardır Milli Takım ve kulüp takımlarında futbolcu olarak yaptığı üstün hizmeti onun Türk spor tarihindeki yerini de zaten garanti etmektedir. Toplum kendisine müteşekkirdir. Şimdi ise acil değişim gerekmektedir. Her ne kadar terör ve bombalar, kulüp takımlarının Avrupa maçları ve UEFA kararları Milli Takımı ve Şenol Hoca'yı gündemden düşürdü ise de, Milli Takım'da bir değişim gerçekten, acilen gerekmektedir.
Yeni hoca nasıl biri olacaktır? Açıkça belli ki yeni hoca gençlere eğilmek, yeni kuşağı devreye sokmak, ama aynı zamanda da uluslar arası şampiyonalar için acilen bir sonuç üretmek zorundadır. Teknik bir gözlükle bakıldığında ise yeni hoca Milli Takımımız'ın ve kulüp takımlarımızın en büyük sorunu olan kapalı ve fiziki alan savunmalarına karşı gol atamama sorununa çözüm bulmak zorunda kalacaktır. Aynı zamanda çok kötü uyguladığımız alan savunmalarında yediğimiz kolay golleri de azaltacak yaklaşımları getirecek birikimde biri olması gerekmektedir.
İşin gerekleri böyle özetlendiği zaman da aday sayısı iyice azalmaktadır. Ama çözüm tabii ki her zaman vardır. Cesur olmak ve genç bir çalıştırıcıya güvenmek, genç futbolcuları da devreye sokmak zorundayız!
Akşam
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:08