Gündem
  • 5.7.2010 16:58

'ANAYASA' İPTAL DAVASINA İLİŞKİN RAPOR ÜYELERE DAĞITILDI

Raportör iptal isteminin reddi yönünde görüş bildirdi ama bu görüş Anayasa Mahkemesi üyeleri için bağlayıcı değil.
Raporun sunulmasının ardından gözler Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ta olacak.
Kılıç'ın belirleyeceği günde üyeler bir araya gelecek iptal istemine ilişkin son sözü söyleyecek.
Yüksek Mahkeme'nin iptal istemini nasıl görüşeceği de tartışma konusu.
Anayasa Mahkemesi'nin düzenlemeyi şekil yönünden mi yoksa esasa girerek mi inceleyeceği merak ediliyor.
Yasaya göre, Yüksek Mahkeme Anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden inceleyebiliyor.
Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde türban serbestisi getiren düzenlemeyi Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırı olduğu kararı ile iptal etmiş, 'esasa girdi' eleştirilerine karşılık, kararın şekil incelemesi kapsamında alındığı yorumunu yapan hukukçular da olmuştu.
Yüksek Mahkeme'nin, HSYK ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştiren Anayasa değişiklik paketinde de aynı yönteme göre inceleme yapabileceği iddia ediliyor.

AK Parti'den ilk tepki...

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç önemli bir açıklamada bulundu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin referandumla ilgili iptal başvurusu konusunda bu hafta içinde karar vermesini beklediklerini belirterek, ''Biz Anayasa Mahkemesi'nin Anayasaya uygun bir karar vereceği beklentisi içerisindeyiz'' dedi.

Arınç, Manisa Organize Sanayi Bölgesi Lojistik Merkezi'nde düzenlenen ilk yüklü tren seferinin ardından, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin Anayasa Mahkemesi'nin referandumla ilgili bu hafta içinde karar vermesinin beklendiği yönündeki sorusu üzerine Arınç, şu yanıtı verdi:

''Anayasa Mahkemesi'nin bu hafta içinde referandumla ilgili iptal başvurusuna bir karar vermesini hepimiz bekliyoruz. Üzerinde çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı. Bunları tekrarlamayacağım, ama biz Anayasa Mahkemesi'nin Anayasaya uygun bir karar vereceği beklentisi içerisindeyiz. Umuyorum ki halkımız 12 Eylül'de referandumla karşı karşıya kalacak ve Anayasa değişiklikleri konusunda 'Evet' ve 'Hayır' oyunu özgürce kullanacaktır. Anayasa Mahkemesi'nin usule ve hukuka uygun bir karar vereceğini ve bunun kamuoyunu tatmin edeceğini söyleyebilirim. Şimdiden hayırlı olsun.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç önemli bir açıklamada bulundu.

''SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ, MESLEK KURULUŞLARI VE SİYASİ PARTİ YÖNETİCİLERİNİN YAPTIĞI AÇIKLAMALARIN BU ANLAMDA OLUMLU OLDUĞUNA İNANIYORUM''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terörle mücadelenin bir iç politika meselesi değil, Türkiye'nin ana gündemi olduğunu, bu sorunun ancak birliktelikle çözülebileceğini söyledi.

Arınç, Manisa Organize Sanayi Bölgesi Lojistik Merkezi'nde düzenlenen ilk yüklü tren seferinin ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin terörün bitirilmesi konusunda yapılan çalışmalar ve demokratik açılımla ilgili sorusu üzerine Arınç, demokratik açılımın son bir yıldır Türkiye'de başarıyla devam ettiğini, bundan sonra da devam edeceğini bildirdi. Bu konuda hükümetin yaptığı, parlamentonun yerine getirdiği pek çok görevler olduğunu, yasal düzenlemeler yaptıklarını, idari tedbirler aldıklarını, bundan sonra da gerekli bütün uygulamaları yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Bakan Arınç, şöyle konuştu:

''Tabi bu konu sadece hükümetin, yasal düzenlemeler bakımından parlamentonun işi de değil. Her yurttaşımızın daha huzurlu, daha bütüncül, daha birlik ve bütünlük içinde yaşayabileceği bir Türkiye'nin, hepimizin gayretleriyle ancak olabileceği konusunda bir beraberliğimiz var. Son yaşadığımız terör olayları elbette hepimizi çok üzmüştür. Bu terör olaylarının niçin son zamanlarda artış gösterdiğini, niçin Türkiye'de daha fazla şehit verecek bir noktaya geldiğini hepimiz üzüntüyle izliyoruz. Terörün de minimize edilmesi, eylem yapamaz hale gelmesi, terörle mücadelenin bundan sonra da devam edeceğini göstermesi bakımından elbette hepimize düşen görevler var.''

Son zamanlarda sivil toplum kuruluşlarının bildiriler yayınlayarak, meslek kuruluşlarıyla birlikte PKK'nın silahını bırakması, eylem yapmaması, Türkiye'deki bütünlüğün korunması için el ele verilmesi gerektiği, parlamentonun öncülüğünde Türkiye'de terörü sona erdirecek eylemlerin daha güçlü hale gelmesi için çalışmaların yapıldığını dile getiren Arınç, şunları söyledi:

''Elbette bunlara da ihtiyacımız var. Çünkü topyekün mücadeledir terörle mücadele. Hatta bir ülkenin sadece kendisinin yapacağı bir şey değil, ortak bir mücadele alanıdır. Bu konuda Türkiye bugüne kadar örnek bir mücadele de vermiştir. Ama sonuca ulaşmamız bakımından hem milletimizin el ele, hem de terörle mücadele eden diğer ülkelerle de müştereken yapacağı çalışmalara ihtiyacımız var. Ben siyasi partileri de parlamento içinde ve dışında terörle mücadele konusunda ortak anlayışa sahip olduğuna inanıyorum. Bunun da gerçekleşmesi hükümetle de yasama organıyla da bu işbirliğinin yapılmasına bağlıdır. Terörle mücadele bir iç politika meselesi değildir. Türkiye'nin ana gündemidir ve bu ana gündemin, birlikte ancak başarıya ulaşması mümkündür diye düşünüyorum. Sivil toplum örgütleri meslek kuruluşları ve siyasi parti yöneticilerinin yaptığı açıklamaları bu anlamda olumlu olduğuna inanıyorum.''

OKAY: "RAPORTÖRÜN KİŞİSEL GÖRÜŞÜ"
CHP Genel Başkanı Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hakkı Suha Okay, Anayasa Mahkemesi raportörünün anayasa değişikliğine ilişkin hazırladığı raporun ''kişisel görüşten'' ibaret olduğunu ve Anayasa Mahkemesi üyelerini ''bağlamayacağını'' öne sürdü.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.
Okay, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada MYK'da Kılıçdaroğlu'nun sınır bölgesi ve çeşitli illere gerçekleştirdiği ziyaretlerin ele alındığını, terör ve ekonomi konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğunu kaydetti.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Okay, Anayasa değişikliği paketiyle ilgili CHP'nin yüksek mahkemeye yaptığı başvuruya ilişkin raportör raporunun üyelere dağıtıldığı ve raporda iptalin reddi yönünde görüş olduğu ifade edilerek değerlendirmesinin sorulması üzerine şunları kaydetti:
''Esasen bu başvurunun ön inceleme aşamasında da raportörün menfi bir görüşü vardı. Raportörün menfi görüşüne rağmen Anayasa Mahkemesi üyeleri şekil yönünden inceleme kararı almıştı. Şu aşamada raportörün bu görüşü sadece kişisel görüşüdür, Anayasa Mahkemesi üyelerini bağlamaz. Kaldı ki, CHP'nin böylesine kamuoyonu çok yakından ilgilendiren Anayasa Mahkemesi başvurularında da genelde raportörlerin menfi görüş vermesini olağan karşılıyoruz. Oysa Anayasa Mahkemesinin çok değerli üyeleri karar verecektir, raportörün görüşleri geçmişte de bunu çok yaşadık, Anayasa Mahkemesi üyelerini bağlamaz.''
Anayasa Mahkemesi üyelerinin başvuruyu bir an önce esastan inceleyeceğine olan inancını tekrarlayan Okay, ''Anayasa Mahkemesinde raportörün görüşü dağıtılmış olmakla Anayasa Mahkemesi üyeleri en kısa süre içinde 111 milletvekilinin yapmış olduğu başvuruyu incelemeye başlayacaktır diye düşünmek lazım. Bu bir iki günlük bir süre olabilir. Ama bunun takviminin belirlenmesi tabii doğrudan Anayasa Mahkemesinin Sayın Başkanı'na aittir. 12 Eylül 2010 olarak referandum tarihi verildiğine göre bu belirsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'nin öncelikli ele alması olağan bir beklentidir. Çünkü bir taraftan referandum süreci devam ediyor, bir taraftan da sürece konu anayasa değişiklikleriyle ilgili Anayasa Mahkemesinde bir dava devam ediyor. Biran evvel bunun kararının çıkması lazım. Onun için muhtemelen bu ay içinde Anayasa Mahkemesi bir karar verir diye düşünüyorum, kişisel olarak'' diye konuştu.
Referandumun iptali halinde Hükümetin erken seçime gidebileceği yönünde görüşler olduğunun hatırlatılması üzerine de Okay, şunları söyledi:
''Siyaset çok şeye gebe olabilir. Ama bizim beklentimiz 12 Eylül'de referandum olsa da olmasa da Türkiye'nin biran önce erken seçime gitmesidir. Bu yılın Kasım ayı içinde olabilir. Ama siyasal iktidar 'ülkeyi erken seçime götüreceğim' diyemez. Çünkü iktidar bunu söyledikten sonra Türkiye'de tüm koşullar değişecektir. Onun için iktidar hiçbir zaman böyle 6 ay önceden 7 ay önceden davulla, zurnayla ilan etmez''
Bu arada, İstanbul Bağımsız milletvekili Ahmet Tan'ın yarın yapılacak grup toplantısında CHP'ye katılacağı öğrenildi.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 06:06

İLGİLİ HABERLER