'APOLETSİZ 28 ŞUBAT ÇUVALCILARINA KARŞI SİVİL İTAATSİZLİK'
HÜRRİYET GENEL YAYIN YÖNETMENİ ERTUĞRUL ÖZKÖK'ÜN YAZISI:28 Şubat öcülerinin hezimeti
ESKİ bir sosyolog olarak hep şu tezi savundum: 12 Eylül darbesinin, solcu ve ülkücü hareket üzerinde "terbiye edici" bir etkisi olmuştur.
28 Şubat’ın da din eksenli siyaset yapan çevreler üzerinde benzer bir etkisinden söz edilebilir.
Evet, AKP 28 Şubat’ın türevidir.
Ama AKP aynı zamanda "Erbakan zihniyetinin tasfiyesidir".
Bu açıdan bakıldığında, her iki olaydan da "demokrasinin balans ayarı" olarak söz edebilirsiniz.
Yine o nedenle her iki olaydan sonra da, bazı insanlar "döneklikle" suçlanmayı göze alarak dar cemaatlerinden kurtulmuşlardır.
* * *
Bu görüşüme çoğu entelektüelin katılmayacağını biliyorum.
Katılmayanlar arasında, 12 Eylül sabahı tank sesiyle uyandığında, "Allah’ım hayatım kurtuldu" diye sevinenlerin sayısı hiç de az değildir.
Bu sosyolojik ve siyasi bir tespittir.
Dolayısıyla bazı entelektüellerin ideolojik algılamasına uymaz.
Bunları bir kere daha yazma ihtiyacı duydum.
Çünkü son günlerde, malum çevrelerde yeniden bir "28 Şubat mı istiyorsunuz" yaygarası başladı.
Aslında yeni bir 28 Şubat’ı isteyen falan yok.
Ama o çevreler, hükümete yönelik eleştirileri engellemek için bu suçlamayı kullanıyorlar.
* * *
Okul kitaplarındaki zırtapozlukları gündeme getiriyorsunuz, malum çevreden anında top atışları başlıyor:
"Yeniden 28 Şubat’ı canlandırmak istiyorlar."
Dibinde Trabzon’un en büyük camisi olan hastanede, cuma namazı kisvesi altında patoloji laboratuvarının, kan bankasının, acil servise geçişin bulunduğu koridorun işgal edilmesinin yanlışlığını gündeme getiriyorsunuz...
Aldığınız cevap aynı.
"28 Şubat’ı mı istiyorsunuz?"
Kuran kurslarındaki başıbozukluğu, imam hatip okulları üzerinde oynanan oyunları incelemeye alıyorsunuz, makul açıklamalar getirmek yerine hemen 28 Şubat bahanesi önünüze konuyor.
* * *
Ama artık bunu yutmuyoruz.
Türkiye’de giderek daha fazla sayıda insan, aydın, köşe yazarı 28 Şubatçılıkla damgalanma kompleksinden kurtuluyor.
Bugüne kadar hayatlarının her alanında demokratlıklarını ispatlamış insanlar, rahat bir şekilde "Samimi eleştirilerimizin önünü 28 Şubat hayaletiyle kesmeye kalkmayın" diyerek isyan ediyor.
Evet buradan ilan ediyorum:
28 Şubatçılık suçlamasını başımıza çuval olarak geçirmeye kalkanların pili bitmiş, barutları tükenmiştir.
Apoletsiz 28 Şubat çuvalcılarına karşı "sivil itaatsizlik" dönemi açılmıştır.
Ülkenin aydınları kompleksten kurtulup, bu hükümet döneminde yapılan bazı yanlış uygulamaları, verilen imajları eleştirmeye başlamıştır.
Bu sağlıklı bir gidiştir.
Yeni bir 28 Şubat’ı hayal edenler varsa, onların da yolunu kesecek en büyük güç, işte bu sivil ayağa kalkış olacaktır.
Demokrasinin gerçek "balans ayarı" da budur.
* * *
Başbakan Tayyip Erdoğan’a tavsiyem, uyanan bu sivil sese kulak vermesidir.
Çünkü oradan çok samimi, çok yapıcı ve Türkiye’yi gerçekten seven bir ses yükseliyor.
Yanlışları gösteriyor, doğruları destekliyor.
O ses cemaatçi değil.
Biat değil, eleştiri kültüründen geliyor.
Çağdaş, müreffeh ve demokratik bir Türkiye istiyor.
Kafasını cemaat bunkerinden çıkarmış, başkalarına da kulak veren bir ses bu.
Erdoğan uçakta söylediği sözlerinde samimiyse, artık modern Türkiye’nin bu sesine kulak vermelidir. Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 02:42