Gündem
  • 30.6.2014 21:26

Arınç, 'Irak'ta bölünme istemiyoruz'

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Yeni Bina'da düzenlenen Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. TBMM çalışmaları hakkında Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın sunum yaptığını kaydeden Arınç, Meclis'te görüşmesi devam eden kanun tasarıları olduğunu, bu nedenle Meclis tatili tarihinin değişebileceğini söyledi. Arınç, “AK Parti Grubu olarak tüm bu kanunların çıkmasına takiben Meclis’in tatile girmesini arzu ediyoruz” dedi.
Arınç, AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun AB sürecinde gelinen noktayla ilgili bir sunum yaptığını, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da hidroelektrik santralleriyle ilgili kapsamlı bir sunum yaptığı ifade etti. Başbakan Yardımcısı Arınç, Irak ve Suriye’deki son gelişmelerin de masaya yatırıldığını kaydetti.

Arınç, AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun AB sürecinde gelinen noktayla ilgili bir sunum yaptığını, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da hidroelektrik santralleriyle ilgili kapsamlı bir sunum yaptığı ifade etti. Başbakan Yardımcısı Arınç, Irak ve Suriye’deki son gelişmelerin de masaya yatırıldığını kaydetti.

MUSUL’DA ALIKONULAN VATANDAŞLARIN DURUMU
Arınç, bir gazetecinin Musul’da alıkonulan vatandaşların durumu sorması üzerine, “Henüz olumlu bir gelişme yok. Ancak durumları hakkında bilgi sahibiyiz. Sağlıklarının yerinde olduğunu, ihtiyaçlarının karşılandığını ve henüz onların kucaklaşma saatinin gelmediği söyleyebilirim. Bu yurttaşlarımızla ve şoförlerimizle ilgili çalışmalarımız çok kapsamlı bir şekilde devam ediyor. Bir an salıverilmeleri konusunda elimizdeki bütün imkanları kullanıyoruz. Yine ümit ediyorum ki ramazan içerisinde yurttaşlarımıza kavuşacağız” dedi.

“IRAK'TA BÖLÜNME İSTEMİYORUZ”
“Bağımsız Kürdistan'a Ankara nasıl bakar?” sorusuna da Arınç, “Irak’ta maalesef istenmeyen, beklenmeyen, arzu edilmeyen gelişmeler oldu. Hemen hemen her bölgesinde bir çatışma var. Türkiye de hem oradaki soydaşlarımızın menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda hem de Irak’ın bölünmemesi, Irak’ın toprak bütünlüğünün devam etmesi, siyasi egemenlik noktasında da Irak’ta yaşayan çok dinli, çok mezhepli bugünkü toplumu teşkil eden bütün fertlerin ve toplulukların kendilerini temsil edebilecekleri bir demokratik ortam içerisinde yaşamalarını arzu ediyoruz. Fiili durum bundan farklı olabilir ve bu fiili durum gerçekte belki bir başka şekle dönüşecek olabilir. Ama resmi görüşümüzü bütün dünya biliyor. Irak'ta bölünme istemiyoruz. Dış mihraklar Irak'tan elini çeksin” yanıtını verdi.

NETANYAHU’NUN AÇIKLAMALARI
Arınç, Netanyahu’nun “Kürdistan'ı destekleriz ve tanırız” şeklinde açıklamalarıyla ilgili
“İsrail çevresindeki devletler ne kadar küçük olursa İsrail kendisini o kadar güvende hissedecektir. Ancak bu İsrail'in tamamının görüşü değildir. Ayrıca onun böyle söylemiş olması bunun gerçekleşeceği anlamına gelmez. Irak'ta bir devlet var. Bu federal yapı içerisinde belli bölgelerde kümelenmiş kendi meclislerini, kendi valiliklerini temsil eden unsurlar da var. Bizim sadece Kerkük ile ilgili değil sıkıntılarımız. Kerkük'te Irak’ı temsil eden bütün unsurlar yaşamaktadır. Kerkük’te Türkmen de vardır, Kürtler de vardır, Şii olsun, Sünni olsun inanç mezhebi olarak kendilerini ortaya koyanlar da vardır. Biz Kerkük'ün bu statüsünün aynı şekilde devam etmesini geleceği bakımından çok daha iyi görüyoruz. Ancak Kerkük konusunda da Barzani olsun, bir başkası olsun farklı söylemlerde bulunabiliyor. Neçirvan Barzani Türkiye'ye geldiğinde Türkiye tezini onlara iletmiş, onlar da buna sadık kalınacağını ifade etmişlerdir. Bugünlerde herkes bir şeyler söylüyor olabilir. Bize düşen hükümet olarak onların her birinin değerlendirmesini yapmak, Türkiye’nin çıkarlarına uygun olan sonuçları elde etmek için çalışmak” şeklinde konuştu.

ÇÖZÜM SÜRECİ
Bir gazetecinin “Çözüm sürecine yönelik yasal süreçle ile ilgili ipucu verebilir misiniz?” şeklindeki sorusu üzerine Arınç, şunları kaydetti:
“İpucu vermeye gerek var mı? Çünkü tasarı meclise sevk edildi. Gazetelerimizde televizyonlarımızda herkes bilgi sahibi oldu. Hatta tartışmalar yapıldı herkes düşüncelerini ifade etti. Eleştiriler olacaktır. CHP açısından bir eleştiri olmamasını temenni ederim. Çünkü geçtiğimiz günlerde bir televizyon programına çıkmıştım. Ben de CHP'nin destek olabileceğini düşündüğümü söyledim. Onun da kaynağı sayın Kılıçdaroğlu'ydu. Bilindiği gibi bu tasarı daha görüşülmemiş Meclis'e sevk edilmemişken Diyarbakır'da katıldığı bir çalıştayda ‘Artık bu çözüm sürecinin yasal bir zemine oturması gerekir’ diye ifade etti. Bu çok cesaret verici bir şey ve doğru bir şey. Ama Diyarbakır'da söylediğini Ankara'da inkar edecekse geçmişte bazı uygulamalarını bildiğimiz için diyecek bir şeyimiz yok. Ama koskoca bir genel başkan anamuhalefet lideri Diyarbakır'da bunu söylüyorken Ankara'da da arkasında durması gerekir diye söyledim. İşin yasal zemini bu. Yasal zemin TBMM'de ve onun görüşünde de mutlaka bu seçim döneminde yapılması gerekiyor. Yasal zemin gördüğünüz gibi bir, iki, üç hatta dördüncü maddeler Bakanlar Kurulu terörün sonlandırılması için neler yapacak? Hangi tedbirleri alacak? Adeta bir yol haritası çiziyor. Yoksa bu genel anlamın içerisinde şunu şu gün, bunu bu saatte yapacak diye bir kayıt yok. Bakanlar Kurulu bu kanunla bir çerçeve kanun getirerek kendi üzerine bir görev yükleniyor ve yetki istiyor. Bu konudaki sekretaryayı işini Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı yapacaktır. Bu konuda karar almaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bakanlar Kurulu kişilere kurumlara yetki verdiğinde onlar bu görevleri yapacaklardır. Bu görevlerini yaparken de kendileri de hiçbir adli idari ve yargısal sorumluluk altında olmayacaklardır diyor. Çok açık ifadelerle 5 - 6 alt madde halinde yani dağa çıkışların önlenmesi dönenlerin rehabilitasyonu Türkiye'de barışın huzurun güvenliğin tekrar yerli yerine oturabilmesi için hangi tedbirler alınacak. Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı bunun için kurulmuştu. Bunlar yasal zeminin üzerinde birer birer somut hale gelecek. Tasarıyı sevk etmekle iş bitmiyor. Önce komisyonda sonra genel kurulda iktidarın muhalefetin milletvekilleri görüşlerini açıklayacaklar. Bunun sonunda da genel kurul kabul ederse yasalaşmış olacak. Komisyonda da genel kurulda da bazı maddelerin çıkarılması değiştirilmesi hatta yeni maddeler eklenmesi mümkündür. Bugünkü eleştiriler yarın da yapılmış olacaktır ama yetki Genel Kurulda’dır. İnanıyoruz ki genel kurul bu kanunu mükemmel bir şekilde çıkarmış olacaktır. Artık bundan sonra yasal çerçevenin de belli olmasında Türkiye için büyük bir zaruret bulunmaktadır. MHP'nin alışagelmiş her zaman söyledikleri dışında iyi bir eleştiri getirdiğini görmüyorum çok da ciddiye alacak şekilde. CHP'ye de bakacağız göreceğiz belki katkı sağlayabiliriz şeklinde düşünceler var. HDP'nin de olumlu baktığını görmekteyiz. Genel kurulda büyük bir uzlaşı ile bu kanun çıkmış olacaktır. Dağdan inişler, inişten sonra gelişler, bu kişilerin suça karışıp karışmadıkları, topluma nasıl entegre olacakları, silahların bırakılıp bırakılmaması bütün bu konular bu çerçeve yasa içerisindeki ayrıntılardır ve yol haritasıdır. Onu birlikte göreceğiz.”

İLGİLİ HABERLER