ARINÇ: İSRAİL'İ BİR ANDA YOK SAYAMAYIZ
ANKARA - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Biz bir devlet olarak ve varlığını da kabul etiğimiz bir devlete karşı her şeyi bir anda yok farz edemeyiz. Yani hissiyata kapılarak, 'ben seni saymıyorum, ben seni tanımıyorum, ben seni bitirdim, ben seni defterden sildim.' Bu devlet geleneklerimizde olacak bir şey değil'' dedi.
NTV'de canlı yayında çeşitli konulardaki soruları yanıtlayan Arınç, BM'nin aldığı kararlara ilişkin bir soruya, şu yanıtı verdi:
''BM'nin 4 tane yaptırımı var. Ama Ermenistan bunları yerine getirmiyor. Yine İsrail hakkında onlarca karar var, işgal ettiği bölgelerle ilgili ya da başka olaylarla ilgili. Ama önemli olan Güvenlik Konseyi'nin bu konuda bir kınayıcı ve bir yaptırım gerektiren bir karar almasıdır. Türkiye bunun hazırlıklarını yaptı ve yakın planda bunları yerine getirecektir. Biz tabi hem uluslararası ceza hukuku bakımından hem Türk Ceza Kanunu bakımından da meseleyi inceledik. O günkü çalışmalarımız kapsamında, çalışmayı Adalet Bakanlığı kendi dış ilişkilerden kurduğu hukukçular vasıtasıyla de inceliyor. Bir defa böyle bir gemiye 4 şekilde müdahale edilebilineceğini biliyoruz. Köle, uyuşturucu, insan kaçakçılığı ile köleliği aynı noktaya getiriyorum veya izinsiz yayınlar yapılıyorsa veya buna benzer dört sebep. 4 sebebin hiç birisi yok burada. Ama burada insan var, insani yardım var. Silah yok ve kendi ülkesinin bayrağını taşıyan bir gemiden de söz etmiyoruz. Dolayısıyla da bizim bu konuda Türk Ceza Kanunu bakımından- 8. maddesidir zannediyorum- yani açık sularda işlenen suçlarda Türk Ceza Kanunu görev bakımından Türk mahkemelerini yetkili kılabiliyor.''
''Muhatap kim olacak o zaman?'' şeklindeki soru üzerine Arınç, ''Karşımızda İsrail olacak'' cevabını verdi.
''İsrail Devleti mi?'' sorusunu da Arınç, ''Devleti, yönetimi, şüphesiz hükümeti kastediyorum. Çünkü, hükümet bu konuyu tasvip eden konuşmalarda bulundu'' yanıtını verdi.
Arınç, Cenevre'de bulunan BM İnsan Hakları Konseyi'nin de bu konunun mutlaka araştırılmasını istediğini ve soruşturma sonucunda suçlu bulunanlar hakkında işlem yapılması gerektiğini söylediğini anımsattı. Arınç, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'nun da açıklamalarının bu yönde olduğunu kaydetti.
''Anlaşmalara yönelik herhangi bir adımınız olacak mı?'' sorusuna da Arınç, şu yanıtı verdi:
''Öncelikle uluslararası hukuk bakımından madde madde sıralayabilirim. Bunları yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Türkiye bu iddialarında haklıdır. İkincisi Türkiye ile İsrail arasında askeri, ekonomik ve diğer işbirliği konularında bugüne kadar fevkalade çok anlaşmalar yapılmış. Bunları Milli Savunma Bakanlığımız, Genelkurmay Başkanlığımız ve hükümet masaya koydular. Hangisinde, hangi noktaya geldik? Yalnız şunu tespit ettik ki devletten devlete ekonomik açıdan ilişki yok. Yani Türk Hükümeti olarak, İsrail Hükümetine 'şunu yapın karşılığında şu kadar vereceğiz' şeklinde değil, daha çok tedarikçiler, alt hizmetlerde çalışanlar veya doğrudan bize bağlı bazı şirketlerin İsrail'deki şirketlerle yaptığı sözleşmeler. Bu konuda ciddiyiz, eğer başlanmamışsa, başlanmış hangi noktaya gelmişse, ödemeler yapılmış veya yapılmamış bunları da dikkate alarak. Yapabileceklerimizi yapacağız ve bunları bütün dünya kamuoyuna da izah edeceğiz. Kendi kamuoyumuzun da hissiyatını dikkate alacağız. Ama sorumsuz bazı kişilerin, 'atalım, satalım, yıkalım' şeklindeki davranışlarını ne sayın Başbakan ne de hiç bir hükümet üyesi buna razı değil.''
''İskenderun'da PKK'nın askerlere yönelik terör saldırısı ile İsrail'in Gazze'ye insani yardım taşıyan gemilere saldırısının bağlantılı olabileceğine dair siyasiler tarafından dile getirilen bir iddia oldu? Siz hükümetin başbakan yardımcısı olarak, İsrail saldırısı ile İskenderun'daki saldırı arasında bir bağlantı görüyor musunuz? sorusu üzerine Arınç, şunları söyledi:
''Elimizde çok somut deliler olmadıkça iki olayı bir araya getirebilecek bilgi ve belge olmadıkça, şüphelerimizle, kanaatlerimizle yola çıkmak ve bunları kamuoyuna aktarmak doğru değil.''
-''İŞARET FİŞEĞİ GİBİ''
Arınç, İskenderun'da Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı İkmal Destek Komutanlığına yapılan saldırıyla ilgili olarak, ''Ekim, Kasım aylarından Mart, Nisan aylarına kadar dağlık şartlar, coğrafi şartlar, iklim şartları sebebiyle rahat hareket edemeyen teröristlerin, havaların ısınmasıyla birlikte eylemlerini bir başka yöne doğru ama daha güçlü olarak artırabileceklerini tahmin ediyorduk, istihbarat ediyorduk. Bu bence bir işaret fişeği gibidir'' dedi.
Bakan Arınç, ''Ben terör örgütünün sadece adadaki, İmralı'da bulunan kişiyle ilgili değil, ama Kandil, yurt dışı ve Türkiye içerisinde bir kısmı tutuklu bir kısmı tutuksuz halde bulunan şehir içi yapılanmasıyla doğrudan bağlantılı bazı terör eylemlerine girişebileceği, bunun dışında gereken önlemlerin fazlasıyla alındığını biliyorum'' diye konuştu.
Arınç, İsrail'in ''Mavi Marmara'' adlı gemiye düzenlediği saldırıda kazanan yada kaybeden tarafın sorulması üzerine şunları söyledi:
''İnsani yardım gemisinde 32 ülkeden 200'den fazla aktivist içinde Hristiyanlar, Yahudiler, Müslümanlar da var. Bunlar insanlık adına beraberlerdi. Bence onlar yüzde yüz kazandılar. Can verenler de, hayatta kalanlar da, üzüntü çekenler de; bunların hepsi kazandı. Kaybeden sadece İsrail oldu.''