KAYNAK : Haber Vitrini
HENÜZ bir gün önce Meclis Başkanı seçilen beyefendi, dün ayağının tozuyla bir gösteri yaptı. Cumhurbaşkanı'nı uğurlamaya türbanlı karısıyla birlikte gitti. Daha önce ‘‘türban bizim namusumuzdur’’ diyen de kendisiydi.
Namus eşittir türban! Yani namus eşittir saç kılının görünmemesi!
Bu mantıktan gidildiğinde, saçı görünen milyonlarca genç kızımız ve kadınımız en azından ‘‘namuslu’’ olmuyor.
Bülent Arınç'la aynı partiden olan eski bir milletvekilinin, türban takmayanlar için ‘‘Türkiye'de milyonlarca orospu var’’ dediğini unutmadık.
***
Her şey şimdiden belli. Her şey tabak gibi karşımızda. Bu AKP, türban olayını adım adım götürecek ve devletin taaa göbeğine sokacak.
İlk gösteriyi, ilk denemeyi dün Meclis Başkanı Bülent Arınç inadına yaptı ve amacına şimdilik ulaştı.
Türkiye'nin tepe manzarası önümüzdeki dönem şöyle olacak:
Devlet ve hükümet davulunu başkalarına yükleyen, ancak tokmağı elinde tutan Recep Tayyip Erdoğan'ın karısı türbanlı.
Devlet protokolünde ikinci sıradaki Meclis Başkanı'nın karısı da türbanlı.
Başbakan karısı da türbanlı.
Bakanların çoğunun karıları da türbanlı.
***
Milli görüş kökenli hükümet, planını adım adım uygulayacak. Önce karılarını öne sürüp devletin kurallarını ve protokolünü türbanla delecekler.
Bahane hazır. İtiraz geldiğinde ‘‘ne yapalım efendim, karılarımızı evde mi oturtalım’’ diyecekler.
Dikkat ediniz! Bu delme işleminden sonra sıra üniversite ve ilköğretim okullarına gelecek.
O konuda acele etmeyecekler. Türbana alıştırmak için biraz bekleyecekler ki, vakvaklar durup dururken ürkütülmesin.
Ama bu arada örneğin yöneticilere baskı yapıp türbanlı kızları okula almaya başlayacaklar. Direnen müdür ve yöneticiler derhal görevden alınıp ötekilere gözdağı verilecek.
Bizim dinci basın, bundan önceki hükümet döneminde her gün kıyameti koparıyordu türban konusunda. İmam hatip okullarına ve üniversitelere türbanla alınmayan kız öğrenciler her gün sokaklarda gösteri yapıyordu. Bu haberler dinci basının her gün birinci sayfasından veriliyordu.
Ne zaman ki AKP seçimi kazandı, hem sokak gösterileri, hem de bizim şeriatçıların yayınları kesildi... Çünkü onlara haber gönderildi:
‘‘Sabredin, ses çıkarmayın, ortalığı germeyin. Biz bu işi çözeceğiz. Yakında türban her yerde serbest olacak.’’
***
Bir sonraki aşama ise türbanın devlette ve tüm kamu kuruluşlarında serbest bırakılması olacak. Bu amaçla gerekirse yasal düzenlemeler yapılacak. Bunun için uygun ortam beklenecek.
Sonra bir bakacağız ki, kürsüde türbanlı hákim oturmuş.
Bayan polis kepinin altına türban takmış.
İçtüzük değiştirilmiş ve bayan milletvekillerinin türban takması serbest bırakılmış.
Bütün kamu kurumları türbanlılarla doldurulmuş.
Bunun doğal sonucu şu: Türban takmayanlara her yerde korkunç bir baskı. Onları da örtünmeye, bağlanmaya zorlamak.
Ne ilginçtir, İslamcı İran rejiminde bile kadınlar açılırken, bizde kapatılmak isteniyor...
Ve Recep Tayyip Erdoğan kendisine Avrupa turunda İslamcı olup olmadıklarını soran yabancı devlet adamlarına ‘‘değiliz’’ diyebiliyor.
Şimdi şöyle bir tablo düşünün. Yakın gelecekte bunları yaşayacağız.
Yabancı bir devlet başkanı Ankara'da ve onuruna yemek veriliyor. Başta Tayyip olmak üzere Meclis Başkanı, Başbakan ve bakanların çoğunun karıları türbana ve pardösüye bürünmüş.
O devlet başkanı bu manzarayı görünce mutlaka ‘‘bunlar gerçekten de İslamcı değilmiş’’ diye düşünecektir!
Her şey adım adım, yavaş yavaş, alıştıra alıştıra gelecek. Bu işler İran, Cezayir, Afganistan'da da hep böyle ufaktan ufaktan, çaktırmadan başlamıştı.
İzleyin, daha neler olcek neler!
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:43