Arınç'tan BDP'ye çağrı...
Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terör örgütü elebaşının, avukatlarıyla görüşmesi konusunda, ''Bir kendisinin kabul etmesi, arzu etmesi ve istemesi. İkincisi de bu görüşmenin ne amaçla olacağının Adalet Bakanlığı tarafından bilinip ona göre bir karar verilmesi gerekecektir. Adalet Bakanlığı bu konuda tek yetkili mercidir'' dedi.
''Terör örgütünün, okullara yönelik saldırılarının ardından, buralardaki güvenliğin artırılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığı'' sorusu üzerine Arınç, şunları söyledi:
''Maalesef terör örgütü özellikle Hakkari, Şemdinli ve o bölgede okullara çocukların gönderilmemesi amacıyla propaganda yapıyor ve sadece Hakkari merkezde bildiğim kadarıyla yüksek oranda bir katılımsızlık var. Onun dışında halk bunu dinlemiyor ve çocuklarını okullara gönderiyor. Bu durumda tehditlerinin para etmediğini görünce okullar molotofkokteyli ile yakılmaya, öğretmenler hırpalanmaya hatta kaçırılmaya çalışıldı. En sonunda maalesef Hakkari'ye üniversite açmış bir hükümet olarak bizi fevkalade üzen bir olayla üniversite tahrip edildi.
Şimdi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın sunumu sırasında bildiğiniz gibi toplum yararına çalışma diye sanıyorum 4-5 yıldan beri devam eden bir konu var. Önce 6 aydı, sonra 9 ay ücret verilmek suretiyle özellikle milli eğitim hizmetlerinde, temizlik hizmetlerinde başka kurumlarda insanlar çalıştırılmaya başlandı. Bu başarılı bir süreç olarak da devam ediyor. Bir arkadaşımız 'Peki bunların bir kısmı da özel güvenlikçi olarak çalışabilir mi' dediğinde, eğer sertifika alabilirlerse... Bildiğiniz gibi özel güvenlik için sanıyorum kurslar var ve onların bir kısmı silahlı sertifika veriyor, bir kısmı da silahsız sertifika veriyor. Bunun şimdi tahsil şartı var bildiğim kadarıyla. Herhalde en az lise mezunu olması lazım. Eğer sertifika sahibi olanlar varsa bunlardan bu amaçla da istifade edilebilir denilmişti. Bir düşünce olarak konuşuldu. Ben şahsen olumlu olduğunu düşünüyorum.''
-Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi-
Terör örgütü elebaşının avukatlarıyla görüşebilmesinin önündeki mevzuat engelinin ne olduğu sorusuna ise Arınç şöyle cevap verdi:
''Başbakanımızın bu konuya yönelik sözleri olmuşsa benim sözlerim kapsamında bunu değerlendirin. Ben de bir hukukçuyum. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olan bir insanın kararı kesinleşmemişse yani dava halen devam ediyorsa her dava için bunu söylemek mümkün, avukatlarıyla hukuki istişareler yapmak amacıyla onun görüşme imkanı vardır. Hakkındaki karar kesinleşmişse bütün derecattan geçerek ki Öcalan ile ilgili böyle bir karar olduğunu herkes biliyor. O zaman avukatlarıyla bu konuda görüşmesinin uluslararası hukuk çerçevesinde karşılığı yoktur. Ancak o kişi başka başka sebeplerle avukat talep ederse olabilir ki o kişinin ailevi bir sorunu vardır, bir miras sorunu vardır. Yani çözülmek zorunda olan başka bir problemi olabilir. O takdirde avukat ile görüşmek isteğini, şüphesiz bu konuda infazla yetkili olan Adalet Bakanlığımızın uygun görmesi lazım.
Geçmişte Öcalan'ın ana davası kesinleşmekle birlikte başka açılmış ve süreci devam ettirmeye matuf davalar vardı. O davalar sebebiyle avukatlarıyla görüşüyordu. O davalar da bitti. Dolayısıyla benim söylediğim iki konu önemlidir. Bir kendisinin kabul etmesi, arzu etmesi ve istemesi. İkincisi de bu görüşmenin ne amaçla olacağının Adalet Bakanlığı tarafından bilinip ona göre bir karar verilmesi gerekecektir. Adalet Bakanlığı bu konuda tek yetkili mercidir.''
''İnsanların yaşaması için BDP'nin de bir çağrı yapmasını bekler misiniz-'' sorusu üzerine Arınç, ''Şüphesiz. Çünkü bu arkadaşlarımız özellikle bu açlık grevleriyle ve oradaki tutuklu ve hükümlülerle onların savunduğu ve dayanak yaptığı konularla yakından ilgili olarak kendilerini gösteriyorlar. Şahıslarına karşı hiçbir diyeceğim yok. Bir milletvekili arkadaşınız olarak ben onlara diyorum ki: İçeride, bu grevi sürdürmek niyetinde olan, gerek baskı gördüğünden gerek inandığından, kalplerini yarıp bakamayız, bu kişilerle görüşün, aileleriyle görüşün, yakınlarıyla görüşün, onlara etkili olabilecek kimse, onlar daha iyi bilirler, ben onlar kadar bilemem. Onlarla görüşün ve onlardan rica edin. Bu açlık grevlerini sona erdirsinler. Eğer böyle hayırlı bir iş yaparlarsa biz BDP'li milletvekili arkadaşlarımıza sadece teşekkür ederiz.''