Yaşam
  • 15.3.2005 12:34

ATA DEMİRER''E AHLAK DERSİ!

Bazıları şöyle uyanıyor olabilirler mi güne? Yaşasın, işte ahlak ve terbiye dersi vermem için fırsat! Zaten de ne vakittir (son 3 gün?) ahlak bekçiliği yapamadıydım... Evet, bir kez daha mahvolduk. Genç kızlarımız rencide ve perişan oldular. Ya çocuklarımız, o biçare sübyanlar, kim bilir nasıl da telafisi mümkün olamayacak biçimde etkilendiler. Ya televizyon ekranlarından üzerlerine sıçrayan çamuru örnek alıp da ''Evladım, harçlığa ihtiyacın var mı?'' cümlemizi ''Vericen mi?'' şeklinde cevaplarlarsa... Bu çirkinlik, edepsizlik, onur kırıcı haysiyetsizlik, ayrıca da bu maço söylem, nereye kadar? Taşlayınız Ata Demirer''i. Servis yapınız derhal onun üzerinden kepçe kepçe bayat terbiyenizi. Evet nahoş bir durum olmuş ama bu bir gaf sayın seyirciler, canlı yayın kazası. Bir komedyenin anlık ayar kaçışı sadece, kendini zor durumda bırakması. Düşman güçlerin ahlaki değerlerimizi çökertmek adına yürüttükleri bir projenin parçası değil. Ayrıca da bir lokma samimiyet lütfen. Tamam, izleyici bağlantısında edilecek laf değil (''Sevgilin var mı?'' yerinde bir seyirci sorusu mu bu arada?) ama bu kadar mı ''erkek egemen toplum şeysi'' ve de dev günah gerçekten? Hiç mi geçmiyor sizin gündelik muhabbetlerinizde? Duyduğunuzda ateşli nöbet geçireceğiniz ve ağzınıza ölseniz alamayacağınız bir deyişten mi bahsediyoruz? Özrü dilendikten sonra bile affı mümkün değil mi sahi? Son soru: Cem Yılmaz yapsa, bu kadar saldırabilir miydiniz? Poğaça cevabı ''Beyazların fırını'' başlıklı pazar günkü yazıya cevaben bir mail geldi, kısaltarak copy-paste''leyelim: ''''Pazar sabahları işe geldiğimde, henüz müşterilerimiz gelmeden en büyük keyfim; kahvaltı ile birlikte gazetelere gömülmektir. Dün sabah gazetelere aynı keyifle sarılıp, yazınızı okuduğumda gerçekten çok üzüldüm ve sizinle bunu paylaşmak istedim. Öncelikle söylemek isterim ki, eleştirinizin yapıcı bir sonuç doğurması adına, Beyaz Fırın''ın 125 kişilik ekibinden yazınızı okumalarını rica ettim. İnanın onlar da çok üzüldüler. Ben Beyaz Fırın''da beşinci nesilim ve bu firmanın hangi emeklerle buralara geldiğini; bu farkındalık ile yetiştirilmiş bir çocuk olarak biliyorum. Bundan 12 yıl önce Çiftehavuzlar''daki mağazamız açıldığında, bizimle birlikte köşeye bir Romen çiçekçi aile de tezgâh kurdu. Ben her sabah onların önünden geçerken onlara günaydın demeyi, onlar da aradan yarım saat geçtikten sonra Beyaz Fırın''a gelip kahvaltılık poğaçalarını almayı alışkanlık haline getirdiler. Arada bir tezgâhta bana denk gelirlerse, onlara poğaçalarını ben paketlerim. Bu örnekten yola çıkarak şunu söylemek isterim ki, bizler asla kimseyi hor görmek gibi bir kurum kültürünü Beyaz Fırın personelinin benimsemesine izin veremeyiz ve bunu benimsemeleri için bir ortam yaratmayıp örnek teşkil etmeyiz. Ancak sizin yazınızı okuduğumda, bizim burada yaşatmayı hiç istemediğimiz bir tecrübeyi ne yazık ki, bir müşterimize yaşatmış olduğumuzu öğrendim. Bu olayın hiç yaşanmamış olmasını tercih ederdim. Şunu bilmenizi isteriz ki, sizin bu eleştirinizi ciddiye alıyoruz ve bunun bir daha tekrarlanmaması için gerekli hassasiyeti göstereceğiz. Beş nesil evvel Balat''ta bir poğaça fırını olarak bu işe başlamış bir aile firması için, bir poğaça alan ile yüklü bir alışveriş yapan müşteri arasında asla bir fark yoktur. Hepsi Beyaz Fırın''ın müşterileridir ve onlara hizmet etmek bizim için bir keyiftir. Sevgiler... Nathalie Stoyanof'''' Bir elemanın şuursuzluğunun bütün müesseseye mal edilmesi insafsızlık gibi geldi, o yüzden aldım Stoyanof''un cevabını buraya. Ayrıca da şimdiye kadar bin kere gitmişimdir Beyaz Fırın''ın Çiftehavuzlar şubesine ve bunca yıldır kasada görmeye alışık olduğum arkadaş hep çok düzgündür. Nur Çintay.A Radikal Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:17

İLGİLİ HABERLER