AVRUPA BASININDA BUGÜN
LONDRA (İHA) - Yaklaşık 11 yıl önce meydana gelen Srebrenitsa katliamında 8 bin 500 Müslüman'ın öldürülmesinden sorumlu tutulan Bosnalı Sırp general Radko Mladiç'in yakalandığına ilişkin haberler, Avrupa basınında geniş yankı buldu.BBC'nin Türkçe internet sitesi "www.bbc.co.uk/turkish" adresinde yer alan basın özetlerine göre, haber, Sırbistan hükümeti ve Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından yalanlansa da, gazetelerde en azından Mladiç'in yerinin saptanmış olabileceği havası hakim.
Bunu Sırbistan için olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Almanya'dan Süddeutsche Zeitung, "Radko Mladiç ve Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadziç'in bir türlü yakalanamaması, Balkanlar'da yeni bir başlangıç umutlarının üzerine kara bir bulut gibi çökmüştü. Bu ortamda Mladiç'in yakalanarak, Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edilmesi, Sırbistan'ın daha iyi bir geleceğe adım atmasına yardımcı olacaktır. Belgrad hükümeti bu yola, Avrupa Birliği'nin baskısı altında girmiştir. Ancak yine de, Başbakan Voyislav Koştunitsa gibi milliyetçi bir ismin bu adımı atabilmiş olması önemlidir" diye yazdı.
Mladiç'in ülkesinde hala bir kahraman olarak görüldüğünü belirten Alman gazetesi, "Sırbistan'ı geçmişiyle yüzleşeceği zor ve acılı bir dönem bekliyor. Ancak başka yol yok ve Belgrad hükümeti bu süreci tamamlamak zorunda. Avrupa Birliği'ne düşen, bu süreçte Sırbistan'ın yanında yer almaktır" yorumunda bulundu.
Yabani kanatlı hayvanlar arasında ortaya çıkan kuş gribi virüsüne karşı alınacak önlemler de Avrupa basınında geniş yer bulan bir başka konu oldu.
Şu ana kadar Avrupa'da birçok ülkede görülen vakaları değerlendiren Le Monde, AB'yi koordinasyonu sağlayamamakla eleştirerek "Dünyanın birçok yerinde ortaya çıkan kuş gribi vakaları karşısında, önlemlerin koordineli bir şekilde arttırılması gerekiyordu. Ancak bu yapılamadı. Söz konusu zaafiyetin en büyük örneği de Avrupa Birliği'nde görüldü. Birliğin 25 üyesi, alınacak önlemler konusunda bir türlü anlaşamadı. Sorun sadece kıtanın kendi içinde de değil. Kuzey Yarım Küre'nin, kuş gribi konusunda Güney ile dayanışma halinde olma sözü de hayata geçirilemedi" satırlarına yer verdi.
Aşırı sağcı görüşleri ile tanınan İngiliz tarihçi David Irving'in, Yahudi soykırımını reddetmek suçundan Avusturya'da yargılanıp 3 yıl hapis cezasına çaptırılması, Avrupa basınında yankı bulmaya devam ediyor.
Slovakya'da yayımlanan Pravda gazetesi, karara İngiltere ve İspanya gibi ülkelerden yükselen, düşünce özgürlüğü temelli itirazları aktararak soykırım inkarının suç olmasını savundu.
Pravda gazetesi, "Almanya ve İkinci Dünya Savaşı'nda işgal edilen Avusturya'da yaşanan Nazizm tecrübesi nedeniyle, bu iki ülkenin Yahudi soykırımının reddi konusunda sert yasalara sahip olmasını anlayışla karşılamak gerekir. Aslında bu, dünyanın her yerinde suç olmalıdır. Zira ırkçı ve anti-demokratik görüşlerin gençleri pençesine alması, dünyanın her yerinde var olan bir risktir" diye yazdı.
"IRVING'E VERİLEN CEZA ÇİFTE STANDARTTIR"
Romanya'da yayımlanan Gandul gazetesi ise, Yahudi soykırımını reddeden İngiliz tarihçi David Irving'in fikirlerine, yine fikirle ya da alayla karşılık vermek gerektiğini belirtti ve mahkumiyet kararını eleştirdi.
Cezanın Irving'i, bir ifade özgürlüğü kahramanına dönüştüreceğini savunan gazetede "Artık Arap gazetelerinin elinde, Avrupa'nın çifte standart uyguladığına ilişkin daha güçlü bir sav var. Zira İslam dinine yönelik hakaretler, ifade özgürlüğü gerekçesiyle gazetelerde yayımlanabiliyor, ancak Yahudilere hakaret, hapisle cezalandırılıyor" ifadeleri yer aldı.
AB'nin, Türkiye'den peygamberimiz Hz. Muhammed'e hakaret eden karikatürlerin Avrupa ülkelerinde yayımlanması nedeniyle çıkan krizde Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk yapmasını istemesi, karikatürlerin ilk olarak yayımlandığı Danimarka basınında yer buldu.
Information gazetesi, ilk kez AB içindeki bir krizin çözümüne katkıda bulunma fırsatına ulaşan Türkiye için, bunun büyük bir şans olduğunu yazdı.
Berlingske Tidende adlı gazete ise, AB'nin arabuluculuk teklifini anlamakta zorluk çektiğini kaydederek, "Diyaloğun kiminle kim arasında ve ne konuda başlatılacağı net değil. Bir Danimarka gazetesinin yayımladığı karikatürler, burada ve birçok ülkedeki insanları incitti ve konu Danimarka yargısı tarafından ele alınacak. Şu anda da bir başsavcı, dava açmaya gerek olup olmadığını inceliyor. Dolayısıyla diyalog gerektirecek bir durum yok ortada" yorumunu yaptı.
Financial Times'ta yayımlanan Türkiye ile ilgili bir haber dikkat çekiyor. Gazetenin Türkiye muhabiri Vincent Boland, hızla sanayileşen illerden Gaziantep'teki gözlemlerini kaleme aldığı yazıda, "Türkiye'yi, neredeyse borçlarını ödeyemez hale getiren ekonomik çöküşün üzerinden beş yıl geçtikten sonra, ülke girişimci ruhuyla tekrar doğruluyor. Özellikle de Gaziantep gibi, bölgesel merkezlerde. Ekonomist ve sanayicilere göre, buradaki binlerce üretici, Türk ekonomisinin sağlığı ile kırsal ve kentsel alanlar arasındaki gelir uçurumunun kapatılması açısından hayati önemde. 2002-2005 yılları arasında yüzde 32 oranında genişleyen Türk ekonomisi, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasına girdi. Bunda temel etken, artan üretim ve milli gelirin yüzde 30'unu oluşturan ihracat ki bu oran Fransa'nınkinden daha yüksek" tespitinde bulundu.
Türk ekonomisiyle ilgili bu saptamalara yer veren Financial Times muhabiri, Gaziantepli sanayicilerin, beş yıl önceki krizin tekrarlanmayacağına olan inancını da aktarıyor. Sanayicilere göre krizi önleyecek unsurlar şöyle:
"Her şeyden önce IMF'nin varlığı devam ediyor. 2008'de sona erecek anlaşma, Gayri Safi Milli Hasıla'nın yüzde 6.5'i oranında faiz dışı fazla, ayrıca geniş bir yelpazede yapısal ve sosyal reformlar öngörüyor.
İkincisi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma arzusu. 10 yıl sürecek müzakere sürecinde, birçok alanda reform yapılacak.
Üçüncüsü, değişken, ancak reformcu bir zihniyeti olan Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığındaki tek parti hükümeti ve partinin muhtemelen daha küçük bir çoğunluk ile olsa da, gelecek seçimleri de kazanacak olması.
Dördüncüsü, Türkiye'nin enflasyonu yenerek, tek haneli rakamlara çekmeyi başarmış olması. Beşincisi liraya ve Merkez Bankası'na olan güvenin tazelenmiş olması."
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 09:57