Sosyalist Grup adına konuşan Alman Martin Schulz, Türkiye'ye karşı adil davranılması, çifte standart uygulanmaması, antlaşmalara saygı gösterilmesi gereği üzerinde durarak, ''Türkiye gibi bir ülkeye 40 yıl boyunca sözler verip, zaman geldiğinde 'Biz böyle düşünmemiştik' diyerek çekilmek olmaz'' dedi.
Schulz, uluslararası alanda itibarı açısından, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerini yerine getirmesi durumunda, AB'nin sözlerinde durmasının önem taşıdığını kaydetti.
Müslüman Türk toplumunun kardeşlik, dayanışma, eşitlik, ölüm cezasının kaldırılması, adalet özgürlüğü gibi AB'nin ortak değerlerini savunduğunu hatırlatan Schulz, Hıristiyan ve Müslüman değerlerin ortak olduğunun gösterilmesinin, Bin Ladin'in tezini çürüteceğini söyledi ve gerçek bir Avrupa yaratılması için Türkiye'ye şans tanınmasını istediklerini bildirdi.
Hıristiyan Demokrat grup adına konuşan Alman Hans Gert Poettering, Türkiye konusunda görüş ayrılıkları olduğu üzerinde durarak, Kopenhag kriterlerinin önemli olduğunu anlattı ve duruma göre belirlenen ''oportünist siyaset'' uygulanmaması gerektiğini söyledi. Poettering, ''alternatif'' olarak, ''Türkiye ile güçlendirilmiş işbirliği'' seçeneğinden söz etti.
Yeşiller grubu adına konuşan İtalyan Monica Frassoni, bir Hıristiyan Demokrat olan AB Dönem Başkanı Balkenende'nin Türkiye'ye ilişkin yapıcı yaklaşımına destek vereceklerini, Türkiye dosyası ele alınırken İslam tartışmasına yönelinmesine karşı olduklarını söyledi.
AB karşıtlarından oluşan Bağımsızlık ve Demokrasi grubu adına konuşan Hollandalı Hans Blokland, Türkiye'nin katılımına karşı çıktıklarını, 40 yıl önce söz verildi diye Türkiye'ye kapıların açılamayacağını, ''ciddi bir yargılama'' gerektiğini ifade etti.
Aşırı sağcı Belçikalı Philip Claeys de bir gruba üye olmayanlar adına konuşarak ''Avrupalı olmayan'' Türkiye'nin katılımına karşı olduklarını söyledi ve referandum istedi.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 22:36