Gündem
  • 23.6.2021 21:48

'Aymazlık' itirafı: Artı 1 TV'nin kimin olduğunu bilmiyorlarmış!

Kendilerini 'aydın' diye tanıtan koca koca gazeteciler ve televizyoncular, kimin sahipliğinde olduğunu bilmediği belirsiz bir kanalda çalıştığını itiraf etmesi "çapsızlığın bu kadarı" dedirtti..

Kanalın sahibini tanımadıklarını söyleyerek 'ayık kafa' ile gazetecilik yaptıklarını itiraf eden Cumhuriyet gazetesi yazarı Tuncay Mollaveisoğlu, Artı 1 TV'nin kuruluşunu "Artı 1 TV’nin birinci elden hikâyesi..." yazısıyla anlatarak nasıl bir çapsızlığa imza attıklarını anlattı.

Kendilerini 'aydın' diye tanıtan koca koca gazeteciler ve televizyoncular, kimin sahipliğinde olduğunu bilmediği belirsiz bir kanalda çalıştığını itiraf etmesi, "Anlatın anlatın, ne kadar çapsız olduğunuzu anlıyoruz, siz anlatmaya devam edin" yorumlarına neden oldu.

İşte o yazı:

2012 yılında Halk TV’nin başına geçme teklifi aldığımda o dönemde CHP ile çok yakın görüntü veren kanalda yer almak istemediğimi belirttim.

Medyada boşluk vardı. Bağımsız bir TV kanalına ihtiyaç büyüktü.

Her biri habercilikte marka olmuş isimlerle bir televizyon kanalı kurmayı ve bu kanalı iktidar korkusu olmayan bir patronaj ile yapma yolunu tercih ettik.

Uğur Dündar, Haluk Şahin, Özlem Gürses, Banu Güven, Ece Temelkuran gibi isimlerin ekran önünde olduğu, Uğur Tütçüoğlu, Mustafa Hoş gibi haber ve program konusunda çok deneyimli isimlerin de mutfakta yer aldığı hatta Barbaros Şansal’ın sivri dili ile kendine özgü program yaptığı bir televizyon kanalı...

Kâğıt üzerinde her şey tamamdı. Teknik kalitesi yüksek, çok izlenen bağımsız bir televizyon kanalı yaratacaktık...

Kanala patron arayışında çok sayıda değerli isimle görüştük... En son Prof. Burhan Şenatalar’ın referansı ile babası çok değerli bir sendikacı olan, o dönem TÜSES Vakfı’nın da başkanlığını yapan Altan Ertürk ile el sıkıştık.

Uğur Dündar, Haluk Şahin ve ben, Ertürk’ten yayınlara müdahale etmemesi, tüm mali yükü ve yönetimi üzerine aldığı için ücretleri aksatmaması ile ilgili söz aldık. Ertürk sadece kendisine bağlı olan harcama kalemlerini yönetecek, yayına karışmayacaktı...

Hikâye uzun, bu köşeye sığmaz... Artı 1 olağanüstü başarılı yayıncılık yaparak ilk günden itibaren yüksek izleyici kitlesi yakaladı. Nihat Genç, Ayşenur Aslan gibi benim çok değer verdiğim isimleri de ilk başta “kadro yeterli bahanesi ile pazarlık konusu yapıldıkları için” zaman içinde, güçlenince kadroya dahil etme kararı aldık.

Sonra Gezi olayları oldu... Artı 1’de, Gezi’yi baştan sona yayımlama kararı aldık... Muhabirimiz Gökmen Ulu canlı yayınları ile Artı 1’de parladı... Ve baskılar peşi sıra gelmeye başladı...

Kanalın patronu Altan Ertürk ile gerilim iyice arttı... Maaşlar dahil verdiği sözleri yerine getirmeyen Ertürk ile verdiğimiz kavga, genel yayın yönetmeni olduğum kanalda işten çıkarılmamla son buldu... Haber Müdürü Mustafa Hoş’un işten atılmak istenmesi, Gezi ile tırmanan baskı /sansür süreci... Uğur Dündar başta olmak üzere kurucu ekibin tamamı istifa etti...

Benden üç ay sonra kanalın başına Can Dündar getirildi… Bugünlerde Sezgin Baran Korkmaz ile ABD’de ortak bir davada adı geçen Ekim Alptekin’in adı biz kanaldan atıldıktan sonra ortaya çıktı.

Alptekin, o dönemde TABA başkanı ve şaibesiz bir isimdi.

Ekim Alptekin’i hiç tanımadık, bilmiyoruz, yüzünü dahi görmedik... Altan Ertürk’ün arkasında onun olabileceğine yönelik kanaatimiz, bizden sonra kanala geliş gidişleri sonrasında oluştu...

Alptekin, Artı 1’in arkasında olduğuna yönelik iddiaları o gün de reddetti, bugün de... Altan Ertürk ile bir proje ortaklığı yaptığını, Artı 1’e reklam verdiğini söylüyor...

 yeniakit.com.tr

İLGİLİ HABERLER