KAYNAK : Haber Vitrini
Devlet Bakanı Ali Babacan'ın master yaptığı Kellogg Business School'da uzun yıllar ders veren Prof. Vefa Tarhan, AK Parti'ye ince mesajlar verdi:
Yabancı piyasaların size tanıyacağı hata payı eğer sıfır değilse, sıfıra çok yakındır. İyi niyet sermayesini çok dikkatli kullanın. Kredibiliteniz düşerse yeni krizler çıkar.
DünyanIn en önemli bin ekonomisti araştırmasında 107'nci sırada yer alan Loyola Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Vefa Tarhan, hükümete star aracılığıyla uyarılarda bulundu. Devlet Bakanı Ali Babacan'ın MBA yaptığı Kellogg Business School'da uzun yıllar görev yapan Tarhan, 'Yeni hükümetin, ekonomik politikalar konusunda çok tutarlı olması ve 'iyi niyet sermayesini' çok dikkatli bir düzeyde kullanması gerekiyor. Aksi takdirde tamir edilmesi güç, ek bir kredibilite düşüşü başlı başına yeni krizler yaratabilir' dedi. Para politikası uzmanı olan Prof. Tarhan, mevcut yüksek reel faizlerle borç çevrilme kuşkusunun hâlâ sürdüğü uyarısında da bulundu. Şu anda ABD'de bir yatırım fonunun yönetiminde bulunan Tarhan, AKP Hükümeti'ni star'a değerlendirdi...
• Seçim telaşı geride kaldı. Peki seçim, ekonomide neleri değiştirdi?
Seçim öncesi 5-6 ay içinde kredi ve özsermaye maliyetleri ile gerçekleşen enflasyon gibi finansal verilerdeki gelişmeler olumsuz yönde oldu. Finansal veriler konusunda en azından şunu söylemek mümkün; 2002 başında olumlu yönde seyreden veriler, olumsuz yönde değişen bir trend haline dönüştü. Seçim sonuçlarıyla ilgili politik belirsizlik ve seçim ekonomisi ile ilgili ucuz politikaların uygulanabileceği korkusu, bu gelişmelerde büyük rol oynadı. Seçim sonrasında ise bu olumsuz gelişmeler bir düzelme trendine girdi. Ancak bu trendin bir balayı mı, yoksa kalıcı mı olduğunu zaman gösterecek.
• Faizlerdeki düşüş konusunda yorumunuz nedir?
Kısa zamanda reel faizlerin yüzde 5 civarında düşmüş olması çok umut verici bir gelişme. Üstelik faizlerdeki bu düşüş trendi Kasım'dan sonra da devam edebildi. Kredi maliyetlerindeki gelişmeler konusunda vurgulanması gereken nokta şudur. Bu dönemdeki reel faiz artışları büyük ihtimalle politik faktörlerden kaynaklandı. Reel finansal maliyetlerinin yükselme nedeninin politik faktörler kaynaklı olması sürpriz olarak görülmemeli. The Economist dergisinin Ağustos 2002 sayısında, gelişmekte olan 13 ülke, ekonomik ve politik istikrarlık açısından sıralandı. Türkiye, 100 üzerinden 47'lik bir endeksle kıl payıyla sadece Endonezya'dan daha istikrarlı gözüküyor. Böylesine ekonomik ve politik kırılganlığı olan bir ülkenin politik çalkantılarının, finansal verilerini olumsuz yönde etkilememesi mümkün olabilir mi? Ama tek parti iktidarı yatırımcının gözünde politik belirsizliği büyük oranda azalttığı için, piyasalarda çok ılımlı bir hava yarattı.
• Türkiye çok ağır bir borç yükü altında. Bir borç ödeme problemi görüyor musunuz?
Aslında ekonominin seçim öncesi görünümü, görüldüğünden daha da karanlıktı. Bunun bir kaç nedeni vardı. Birincisi; bahis konusu reel faiz devlet bonolarından hesaplanan bir rakamdı. Normal olarak risk farkı nedeniyle, özel sektör için geçerli olan nominal ve reel faizlerin daha da yüksek olması gerekir. İkinci olarak; reel faizlerdeki artış, kamu sektörü için büyük bir problem kaynağı olmuştur. Bu seviyedeki yüksek reel faizler devlet borçlarının çevrilmesi konusunda haklı olarak büyük bir endişe kaynağı oluşturmuştu. Bu kuşku hâlâ geçerli.
• AK Parti Hükümeti'ne önerileriniz nelerdir?
Hükümet, seçim sonuçları aracılığıyla pazarlarda yarattığı olumlu ortamı daha da derinleştirici ve genişletici ekonomik politikalar uygulamalıdır. Geçmişteki politikaların oluşturduğu kredibilite, çok düşük bir seviyede olduğu için bu politikaların tutarlılığı ve sağlamlığı konularında taviz verilmemeli. Ekonomik politikalar konusunda piyasaların hükümete tanıyacağı hata payı sıfır değilse bile, sıfıra çok yakın bir rakamdır. Yeni hükümetin, ekonomik politikalar konusunda çok dikkatli ve tutarlı olması, seçim sonuçları nedeniyle oluşan 'iyi niyet sermayesini' çok dikkatli kullanması gerekiyor. Aksi takdirde tamir edilmesi güç, ek bir kredibilite düşüşü başlı başına yeni krizler yaratabilir. Yeni hükümetin öncelik koyması gereken en önemli hedefi, ekonomik politika konularında karar verirken, ileride kriz yaratabilecek koşulların önüne geçmek olmalıdır. Yine çok önemli bir ekonomik hedef de enflasyon beklentilerini kırıcı politikalar uygulamak olmalı.
(Star)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:51