Gündem
  • 17.1.2023 14:23

Bahçeli : Babacan denen selamsız, SİHA'lar üstünde uçunca kaçacak delik arayacaksın

Bahçeli, konuşmasında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun komuta kademesine yönelik açıklamalarına ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın BAYKAR'a yönelik iddialarına tepki gösterdi.

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:

Geride kalan hafta sonunda partimiz açısından mühim ve müstesna bir toplantı sürecine hep birlikte katılarak bundan sonra takip edeceğimiz yol haritamızı ve ana güzergâhımızı belirledik. Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve Milletvekillerimizin ortak katılımıyla 13-14-15 Ocak 2023 tarihlerinde Kızılcahamam'da önümüzdeki siyasi etaplar başta olmak üzere iç ve dış gündem başlıklarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Başkanlık Divanı Üyelerimiz görev alanları çerçevesinde tedarik ve ikmal ettikleri hazırlıklarını itinayla paylaştılar. Bir yanda Meclis faaliyetlerimiz hakkında bilgilendirmeler yapılmışken, diğer yanda Türkiye’nin dış politikası ve uluslararası ilişkiler kapsamında yer alan çeşitli ve çetrefilli konular akademik bir disiplin içinde anlatıldı.

Samimiyetle ifade etmek gerekirse, Kızılcahamam’da düzenlediğimiz toplantılarımızın dava ve siyaset mücadelemizde müessir sonuçlara kapı açacağına inanıyorum. Yine Kızılcahamam Kampımızın son gününde de söylediğim gibi, Milliyetçi Hareket Partisi önümüzdeki bahar mevsiminde gerçekleşmesi gündemde olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerine tam olarak hazırdır ve başarıya da inanmıştır. 15 Ocak 2023 Pazar gününden itibaren seçim gündemine, seçim sathı mahalline, seçim sürecine girdiğimiz, bu suretle seçim hazırlıklarını daha da yaygınlaştırmaya, daha da yoğunlaştırmaya karar verdiğimiz herkesçe malumdur. Partimiz adına 15 Ocak siyaset stratejimiz ve seçim çalışmalarımız için kritik bir eşiktir.

Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinin ne zaman yapılacağıyla ilgili tartışmaların bir an evvel son bulması, TBMM’de ortak aklın, ortak demokratik iradenin tecessüm etmesi, mevsim şartlarıyla birlikte hayatın olağan akışına uygun bir tarihin mutabakatla tespiti iyi niyetli beklentimizdir. Eğer Gazi Meclis’ten böyle bir karar çıkarsa, bu durum bir erken seçim değil, yalnızca seçim tarihinin güncellenmesi şeklinde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Nitekim doğrusu, akla ve hukuka yatkın olanı budur. Kriz çıkarmanın, kutuplaşma üretmenin, kavga iklimi yaratmanın ahlaken ve siyaseten bir karşılığının olmayacağını, kimseye de bir fayda sağlamayacağını görmek lazımdır. TBMM’de seçim kararının alınabilmesi için ihtiyaç duyulan beşte üç çoğunluk bulunamazsa, yani muhalefet partileri bu yönde bir adım atmaktan imtina ederse, Cumhurbaşkanımız Anayasanın 116’ıncı maddesinin 2’inci fıkrası uyarınca seçimlerin yenilenmesine karar verebilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi iki alternatife de bihakkın hazırdır. Cumhurbaşkanımız seçimlerin yenilenmesine karar verdiği anda, Cumhurbaşkanı Seçim Kanununun 3’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilen 60 günlük süre de işlemeye başlayacaktır.

"DEMOKRASİMİZ RÜŞTÜNÜ İSPAT ETMELİDİR"

Muhalefet partileri şayet Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinden umut kesmemişlerse, ipe un sermeyi bir kenara bırakma düşüncesine sabitlenmişlerse TBMM’de makul bir tarihin uzlaşmayla belirlenmesinin önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Demokrasimiz rüştünü ispat etmelidir. Sandıktan korkmanın, millet iradesinden kaçmanın hiç kimseye bir yararı dokunmayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümüne yakışır ve yaraşır bir seçim atmosferinin tesisi için elinden gelen tüm demokratik sabır, katkı ve tahammülü gösterecektir. Seçimlerin şölen havasında yapılması hepimizin görevidir. Sandık er meydanıdır. Sandık milli iradenin tecelli meyanıdır. Muhalefet partilerinin çekinecek ve ürkecek bir durumları yoksa, gerçekten de demokrasinin vazgeçilmez ilkelerine bağlı olduklarını iddia ediyorlarsa, buyursunlar Halep oradaysa arşın Meclis’tedir. Ve Gazi Meclisimiz Türk milletinin demokratik hükmü, iradesinin onuru, 103 yıllık medarı iftiharıdır.

BABACAN'A BAYKAR TEPKİSİ

Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesinin yalanı, dolanı ve iftiraları alkışladığını küstahça ileri süren CHP Genel Başkanı ve milli silah sanayine çamur atan, BAYKAR şirketini suçlayan selamsız Babacan, yabancıların etki ajanlığı pozisyonunda sabitlenmişlerdir. Bu acınası gerçeği de aziz Türk milletinin şamarını yediklerinde anlayacaklardır. 27 ülkeye ihracat yapan, kuruluşundan buyana gelirlerinin yüzde 75’ini ihracattan kazanan bir Türk şirketini karalamak terbiyesizlik ve gayri milliktir. Öyle ceket çıkarıp konuşmakla adamlık olmaz, altılı masaya meydan okumakla da adaylık olamaz.

Türk ordusuna kimyasal silah kullandı iftirasını atan sicili ve cibiliyeti bozuk Tabipler Birliği Başkanı’nı ziyaret edip destek mesajları veren Babacan’ın HDP’den siyaset yapmaya, ihanet kampanyasının azılı bir mensubu olmaya hazır olduğu da ayan beyan ortadadır.

İHA'larımız uçacak, zillet ittifakı, tıpkı dağdaki eşkıyalar gibi saklanacak delik arayacaktır. Türkiye yükseldikçe yükselecek, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü cumhurun irade zaferiyle şahlanıp zilleti sandığa gömecektir. Ne kadar arızalı ve hasarlı tip varsa zillet ittifakının safındadır. Türk milleti zillete rıza göstermeyecektir. Türk milleti zilletin oyunlarına ve akıl çelici hilekar siyasetine kanmayacaktır. Türkiye var olan sorunları mutlaka aşacaktır. Nitekim çok daha müşkül durumları aşmıştır. İnancımız ve gayretimiz de bu yöndedir.

Bizim gideceğimiz başka ülke, yaşayacağımız başka vatan ve gurur duyacağımız başka bir bayrak yoktur. Başkalarının gelecekte ne olacağı ve nerede duracağı bizi hiç alakadar etmemektedir. Biz bin yıldır buradayız. Bir ve beraberiz. Önümüzdeki binlerce yılda da burada olacağız. Kimse en ufak bir tereddüt göstermesin.

"KANLA YAZILAN BİR TARİH KALLEŞÇE DEĞİŞTİRİLEMEZ, ZİLLETLE SİLİNEMEZ"

Ay yıldızlı al bayrağımızı dünya durdukça son yurdumuz Anadolu’da dalgalandıracağız. Muhterem Arkadaşlarım, Kıtaların kavşak noktası olarak vazgeçilmez önemi olan ve tarih boyunca yurt tutanların stratejik baskılara maruz kaldığı veya avantajlar elde ettiği Anadolu coğrafyasında, büyük Türk milleti varlığını bin yıldır sürdürmüş ve bu coğrafyayı vatan yapmıştır. Bin yıllık süre, sahip olunan toprakların stratejik önemine uygun olarak kendi jeopolitiğini geliştirmiş, Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve oradan da Cumhuriyetimize köklü bir manevi veraset olarak intikal etmiştir.

Bir coğrafyanın beşeri, ekonomik, sosyal, kültürel politiğini oluşturmak ve yükseltmek, sahip olunan stratejik imkân ve şartların yanı sıra, mevcut devlet ve yaşayan millet yapısını hesaba katan gerçekçi bir analizin sonucudur. Bu açıdan, cihan devleti kuran ecdadımızdan ulaşan emanetler, bizlere yalnızca mazide kalmış acı ve tatlı hatıraları değil; beraberinde yaşanmış gerçekleri, acıklı toprak ve insan kaybıyla sonuçlanmış ibret verici neticeleri bilmemizi ve sonuç çıkarmamızı gerektirmektedir.

1923 yılında kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti, bu bin yıllık stratejik var olma mücadelesinin tarihi mirasını devralmıştır. Bununla birlikte, çoğunluğu Anadolu'da, bir bölümü Trakya'da bulunan bugünkü sınırlarımızı esas alarak, milli ve üniter bir devlet yapılanmasının devamını sağlamayı vazgeçilmez öncelik kabul etmiştir. Hepinizin bildiği gibi, bugünkü siyasi sınırlarımız kendiliğinden oluşmamış ve kolaylıkla elde edilmemiş, dönemin küresel güçlerinin Türklüğe biçtikleri ve dayattıkları sınırlı bir alanın reddedilmesi sonucunda kanla yazılmıştır. Kanla yazılan bir tarih kalleşçe değiştirilemez, zilletle silinemez.

Kaderin istikameti kanın ve kahramanlığın istikametidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu anlayış ve kavrayıştadır. Doğal olarak bugünkü vatanımız, geçen yüzyılın ilk çeyreğinde başka ülkelere tahsis edilmek istenen topraklarımızı fütursuzca parselleyen küresel projenin hilafına; akıl, heyecan, iman, inanç, silah ve hesabın terkibiyle oluşan muazzam bir mücadeleyle kazanılmıştır. Bu mücadele mirasını yağmalama niyetinde kim varsa bir kez daha düşünmesini, ayağını denk almasını, yanlıştan dönmesini altını çizerek tavsiye ederim. 100 yıllık bir maziden muhteşem bir geleceğe adım adım ulaşma kararlılığı gösteren Türkiye Cumhuriyeti zilletin karanlık girdabına düşmeyecektir. Güvence Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Güvence Cumhur İttifakı’dır. Güvence büyük Türk milletidir. İstikbalin kutup yıldızı huzurlu Türkiye olacaktır. Tam bağımsızlık aziz millet varlığının kahraman evlatlarından müteşekkil Cumhur İttifakı eliyle korunacak, kollanacak ve mutlaka güçlenecektir.

"CUMHURİYET’İN 100’ÜNCÜ YILI İÇİN 100 OY"

Türkiye’nin başarısına gönül veren, milli birlik ve kardeşliği yüreklice savunan, yeni yüzyıla umut bağlayan, yüreğiyle ben de varım diyen her vatandaşımızın, her dava arkadaşımızın Cumhuriyet’in 100’üncü yılı için 100 oy kazanmaları ve bu hedefe ulaşmak amacıyla insanlarımızı ikna etmeleri niyazım ve beklentimdir. Her birinizden istediğim de 100 oyu bulmanız, sandığa taşımanız ve 100’üncü yılın şerefine hizmet etmenizdir.

Aş, iş sorunlarının çözümü, dünya çapında muktedir ve Lider Türkiye’nin inşası, hayat pahalılığın ortada kaldırılması bizzat Cumhur İttifakı’nın refakatiyle sağlanacaktır. Önümüzdeki günlerde EYT sorunu TBMM’de halledilmiş olacaktır. Vatandaşlarımızın imar sorunlarından terörle mücadelede yaralanıp da gazi sayılmayan kardeşlerimizin haklı taleplerine, uzman çavuşlarımızın özlük haklarıyla ilgili beklentilerinden uzman jandarmalarımızın okullarında geçen bir yıllık sürenin fiili hizmetten sayılmasına kadar her mesele kalıcı olarak çözülmelidir.

Ayrıca başörtüsü sorununun anayasal güvenceye kavuşturulması hususunda açık tarafız, sözleşmeli çalışanlarımıza kadro verilmesinin sonuna kadar destekçiyiz, taşeron firmalarda çalışan kardeşlerimizin kadroya alınmasından da yana olacağız.

Güncellenme Tarihi : 17.1.2023 14:33

İLGİLİ HABERLER