Gündem
  • 30.1.2024 12:51

Bahçeli : Putlar takdis edilmeye değil, yıkılmaya ve kırılmaya müstahaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamlarda bulundu.
MHP lideri Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar;
Geçtiğimiz Pazar günü, İstanbul’un Sarıyer ilçesinde bulunan Santa Maria Kilisesi’nde yapılan ayin sırasında, iki teröristin düzenlediği silahlı saldırıda bir vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bu menfur ve melanet eylemi lanetliyor, vefat eden vatandaşımızın ailesine taziyelerimi iletiyorum.

Yabancı uyruklu teröristlerin kısa sürede yakalanması, ilerleyen günlerde suikastın sır perdesinin aralanacak olması şüphesiz memnuniyet vericidir.

Toplumsal huzurumuzu bozmak, iç asayiş ve güvenliğimizi bulandırmak amacıyla zehir ve zillet saçan Türkiye düşmanları hiç boş durmuyor, hain emellerinden hiç de vazgeçmiyor.

Gelişmeleri dikkat, tedbir ve temkinle kavramalı ve takip etmeliyiz.

Bilhassa 31 Mart seçimlerine kadar provokasyon ortamını canlı tutmayı ve ülkemizin sinir uçlarıyla oynamayı planlayan karanlık ellere azami şekilde uyanık olmalıyız.

Milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı hedefleyen iç ve dış husumet cephesine fırsat veremeyiz, inşallah da vermeyeceğiz.

Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak, sosyal ve ekonomik standartlarını yükseltmek devletin başlıca görevi olmakla birlikte, hukukun üstünlüğünden ve demokrasinin erdemlerinden taviz vermemek de hepimizin müşterek sorumluluğuna emanettir.

Her zaman, her şart ve her zeminde Türkiye’mizi cesaretle savunmak bizim için hayat memat konusudur.

Şayet tereddüt edersek, şayet çelişkiye düşersek milli varlığımıza düşman kesilen alçakların üzerimize daha şiddetli ve daha yoğun şekilde gelmeleri kaçınılmazdır.

Türkiye Cumhuriyeti; terör örgütlerinin, küresel bağlantılı organize suç şebekelerinin, hiçbir ahlaki ölçü tanımayan çetelerin, azılı kanun kaçaklarının, uyuşturucu ve silah tacirlerinin, düzensiz göçmenlerin, kapalı devre çalışan yabancı istihbarat örgütlerinin oyun alanı, eylem sahası, yuvalanma vahası olamaz, olmamalıdır.

Suç ve suçluya tolerans diye bir şeyden asla bahsedilmemelidir.

Bölücülüğe, teröre ve terör destekçilerine merhamet ve müsamaha kesinlikle gösterilememelidir.

Devletin egemenlik çıkarlarını, hakimiyet ve haysiyetini zaafa uğratacak operasyonel faaliyetlerin ve bunun faillerinin kafası ezilmelidir.

Milli güvenliğimizi stratejik bir akıl ve dayanışmayla zinde tutmalıyız.

Türkiye’nin istikbalini sokağın dili değil, milletin iradesi belirleyecektir.

Türkiye’nin istikbalini asimetrik tahrik ve tahribatlara bel bağlamış casus ve cinayet örgütleri değil, bizzat cumhurun aziz varlığı tayin edecektir.

Değerli Arkadaşlarım,

Merhum Cemil Meriç, “Umran’dan Uygarlığa” isimli meşhur eserinde şunları kaydetmektedir:

“Zavallı Türk aydını, Batılı dostları alınmasın diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu. Düşmanın putlarını takdis eder, hayranlıkla benimser. Dev papağanlaşır.”

Putlar takdis edilmeye değil, yıkılmaya ve kırılmaya müstahaktır.

Haksız bir yenilgiye uğramış soylu bir medeniyetin varisleri olarak papağanlığı tümüyle reddediyoruz.

Bağımsız kafa, bayraklaşmış irade, bahadır iman eşliğinde yalçın kayalıklar arkasına hapsedilen milli ve manevi hazinelerimizi gün yüzüne çıkarmanın, onlarla müşerref olmanın, daha mühimi hayatımıza doğrudan tatbik etmenin azim ve amacıyla mücadelemizi sürdürüyoruz.

Bizim tek düşüncemiz Türk milleti ve Türkiye’dir.

Millete sevdamız ölümsüz bir şarkının nağmeleri gibi vicdanımızın muhkem hisarlarında yankılanmaktadır.

Akıl ve ahlakımızın, vakar ve varlığımızın haznedarı büyük Türk milletidir.

Yalanların maskesini yırtmak, yozlaşmanın hesabını sormak, iftiraların ayağını kaydırmak, ihanetlerin yakasından tutmak dava ve siyaset vazifemizdir.

Sömürgeleşen muhalefeti cesaretle tenkit etmekle birlikte Türkiye’nin belini bükmeye çalışan güruhun karşısında durmak, alayını durdurmak temel görevimizdir.

Öncelikli vazifeleri aydınlığı getirmek olan, fakat karanlıktan karanlığa mekik dokuyan sözde aydınları; özü laçkalaşmış, öz değerleri lekelenmiş siyasetçileri milletimizin gündeminden çekip çıkarmak için elimizden gelen çabayı göstermekle mükellefiz.

Bu mükellefiyetin cazibe ve çekim alanından ayrılmayacağız.

Türk vatanı yeryüzü cennetimiz, Türkiye medarı iftiharımızdır.

Türk milleti mensubiyetiyle övündüğümüz cevheri aslimizdir.

Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği, refah ve esenliği, memnuniyet ve mutluluğu tartışma kabul etmez yegane gayemizdir.

Siyaseti kaygan ve kaypak ilişkiler ağına tahvil ve teşmil edenlerin ahlak ve etik ihlaline elbette sessiz ve seyirci kalmayacağız.

Türkiye’yi risk ve tehditlerle tuzaklanmış meçhul bir akıbete sürüklemeye uğraşan hiçbir odağa atıl ve hareketsiz durmayacağız.

Milliyetçi Hareket Partisi sahip olduğu tarihi misyonun idrakindedir.

Bu misyonun dinamizmiyle Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonunu gerçekleştirmenin arayış ve amacındayız.

Ülkemizin vakit kaybetmeye tahammülü kalmadı.

Milletimizin oyalanacak takati kalmadı.

İstismar ve ihanet siyasetine dayanacak sabır da kalmadı.

14 Mayıs ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinin Türkiye lehine ortaya çıkan muazzez sonucunun perçinlenmesi, yeni yüzyılın aralanan perdelerinin iyice açılması 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerine bire bir bağlıdır.

Önümüzdeki demokratik eşik kazasız belasız atlatılmalıdır.

Türkiye’nin ilerleyiş ve yükseliş momenti hız kesmeden devam etmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu hedefe kilitlenmiştir.

Türkiye’mizin son elli beş yılına damgasını vurmuş olan Milliyetçi Hareket Partisi gücünü mukaddesattan, milletimizin destek ve hayır duasından almaktadır.

Millî menfaatlerimize aykırı davranan, milletimizin birlik, beraberlik ve kardeşliğini bozmaya çalışan her kim ya da kimler varsa onlara karşı duruşumuz sarsılmayacak ve tavsamayacaktır.

Cesaretimizin kaynağı tarihtir, ilhamımızın kaynağı ecdadımızdır, istiklalimizin kaynağı bu topraklara sere serpe uzanmış yatan kahraman şehitlerimizdir, irademizin kaynağı da büyük Türk milletidir.

Dünyaya istikamet verecek kudrette bir Türkiye’nin mimarisi, ancak ve ancak Türk-İslam kültüründen feyzini alan, Türklük gurur ve şuuru ile İslam ahlak ve faziletiyle bezenen fedakarlık numunesi bir ahlaki kucaklaşmayla mümkündür.

Nitekim bu kucaklaşmanın adı Cumhur İttifakı’dır.

Milli ve ahlaki kucaklaşmanın devlet ve millet hayatında kök salmasına da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi refakat etmektedir.

Bu sistemin uzlaşmacı vasfında temerküz etmiş muktedir ve tesirli yürütme, güçlü ve fonksiyonel yasama, bağımsız ve tarafsız yargı sayesinde Türkiye’nin önünü hiçbir mihrak kesemeyecektir.

Bu kutlu yürüyüşün neticesinde “Gelen Türk Asrı, Geleceğin Gücü Türkiye” olacaktır.

Nihayet devir Türk Devri’dir.

İnancımız budur, iddiamız budur, irademiz budur.

Hep Birlikte Türkiye’yiz.

Hepimiz Türk milletiyiz.

Millet olma hali bugüne kadar ulaşılmış en medeni, en modern, en gelişmiş beşeriyet özelliğidir.

Milletimizi oluşturan her vatan evladı bir ve eşittir.

Türkiye’de sınıflı bir toplum yapısı veya kast sistemi yoktur.

İmtiyazlı bir azınlıktan, seçkin bir zümrenin hakimiyetinden, hukuken ve siyaseten üstünlüğü olan seçkin bir tabakadan asla söz edilemez.

Milletimizin her ferdi kanun önünde aynı haklara sahiptir.

Bir asırlık Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından birisi fırsat eşitliğinin tesir ve tecellisidir.

Dağdaki çobanımızla üniversitede ders veren bir akademisyenimiz arasında hukuken ve demokratik haklar açısından hiçbir fark yoktur.

Her neviden ayrımcılık ve bölücülük ayaklarımızın altındadır.

Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizindir.

Fosilleşmiş zihniyetlerin yalan ve yanlış vaatleriyle avunacak, buna kanacak, bununla meşgul olacak hiçbir vatan evladı artık yoktur.

Milliyetçi Hareket Partisi 31 Mart’a canla, başla, heyecanla ve inanmışlıkla hazırlanmaktadır.

Geçtiğimiz Pazar günü “Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin” temasıyla Mersin Açık Hava Toplantımız hamd olsun muhteşem bir katılımla gerçekleşmiştir.

Dostlar sevinmiş, düşmanlar çatlamıştır.

Herkesin gözü kulağı Mersin’e çevrilmiştir.

Toroslar’dan, ovalardan vatanperverlerin sesi işitilmiştir.

Mersin’in talihi açılmış, solgun yüzlere canlılık gelmiştir.

Mersin tıpkı Akdeniz gibi dalgalanmış ve Cumhur İttifakı’nda kenetlenmiştir.

Hiç kimse boş hayale kapılmasın.

Hiç kimse yanlış hesap yapmasın.

Mersin Bizim, Türkiye Hepimizindir.

Mersin’de, DEM’lenmiş CHP’ye ruhsat yoktur.

Mersin’e ambargo koyan bölücülere bundan sonra rahat yüzü yoktur.

Allah’ın izni ve milletimizin iradesiyle 31 Mart 2024’de, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve tüm ilçe belediyeleri Cumhur İttifakı’nın yönetimine geçecek, diğerleri sadece nal toplayacak, heba ettikleri yılların altında kalacaklardır.

Mersin Açık Hava Toplantımıza katılan her vatandaşıma, her dava arkadaşıma huzurlarınızda teşekkür ediyor, hep birlikte başaracağımıza gönülden inanıyorum.

Mersin’de şahit olduğumuz coşku ve heyecanın bu hafta sonunda Manisa’da tekerrür etmesini ümit ve temenni ediyorum.

Manisa Bizim, Türkiye Hepimizindir.

31 Mart’ta hıyanet değil hizmet ve hidayet kazanacaktır.

31 Mart’ta cüzdan ve cukka hesabı yapan curcuna siyaseti değil milli şerefin timsali Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı başarıya ulaşacaktır.

Çok çalışacağız, hiçbir mazerete sığınmadan geceyi gündüze katacağız.

31 Mart’a kadar durmayacağız, duraklamayacağız, yılmayacağız, yorulmayacağız, yerel yönetimleri köhne siyasetten kurtaracağız.

Şehirlerimizi büyüteceğiz, ekmeğimizi büyüteceğiz, umutlarımızı büyüteceğiz, hedeflerimizi büyüteceğiz, huzurumuzu büyüteceğiz, milli birlik ve dayanışma irademizi çelikleştireceğiz.

Yol haritamızı hazırladık, rotamızı çizdik, gayret bizden tevfik Allah’tan diyerek sefere koyulduk.

Önümüze fitne bariyeri dikenleri kırıp geçeceğiz.

Engelleri teker teker aşıp ilerleyeceğiz.

Vatana sahip çıkacağız.

Türkiye’ye sahip çıkacağız.

İman, irade ve bin yıllık kardeşlik sancağı altında birleşen Cumhur İttifakı olarak yürüyüşümüze hız vereceğiz.

Varsın birileri bölücüleri, teröristleri, yedi düveli yanına alsın.

Varsın birileri iftira ve yalan rüzgarından medet umsun.

Varsın birileri utanmadan, sıkılmadan, vicdanı sızlamadan parti parti dolaşsın, hatta devşirilsin, DEM’lensin, siyasi fırıldağa dönüşsün.

Hiç fark etmeyecek, hiç dert ve hiç sorun olmayacaktır.

Çırpınışları boşuna, hevesleri beyhudedir.

31 Mart’ta hepsinin bileğini sandıkta bükeceğiz.

Alayının hesabını demokrasinin imkanlarıyla göreceğiz.

Yerel yönetimleri muhannete muhtaç etmeyeceğiz.

Biz garibin, mazlumun, bağında, bahçesinde, bostanında ter dökenin, emek verenin yanında olacağız.

Camide, cemevinde, duada, dilekte, gönülde, kalpte, Anadolu’nun her yerinde insanımızla kucaklaşacağız.

Caninin, eşkıyanın, bölücünün, demokrasi ve özgürlük kamuflajına bürünmüş düşman beslemelerinin de sonuna kadar karşısında dimdik duracağız.

Muhterem Arkadaşlarım,

Merhum Şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun haykırdığı gibi;

Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,

Anadolu başlar, vatan olmaya,

Kızılelma’ya hey Kızılelma’ya.

En güzel marşını vurmadan mehter,

Ya Allah, Bismillah, Allahuekber.

Çok şükür Türkiye Kızılelma’nın istikametindedir.

Yeni bir Türk asrının kapısı açılmış, ilk adım atılmıştır.

Cumhur İttifakı ümitleri kamçılamış, milli gelecek hedeflerini kanatlandırmıştır.

Cumhur İttifakı’nın emsalsiz uzlaşmasıyla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin uyum ve geniş fırsatlarıyla Türkiye, sorun yumağı haline gelen, kriz üreten, demokrasimizi tehdit eden Parlamenter Sistemin prangalarından kurtulmuş ve ufku aydınlanmıştır.

Bu reform milletimizin tarihi bir başarısıdır.

Millet hür iradesiyle, azim ve kararlılığıyla varlığını, birliğini ve gelecek ülkülerini muhafaza etmesini bilmiştir.

Cumhur İttifakı şartlar ne kadar ağır olsa da, devletin ve milletin bekasını esas almış, egemenlik ve güvenlik haklarımızı tehdit eden provokasyonlarla mücadele etmiş, bunu da sürdürme inancıyla bezenmiş ve bilenmiştir.

Cumhur İttifakı; Türk mucizesinin şahlanışı, dünyaya vurulacak Türk mührünün müjdecisi, millî istiklâlin namusu, millî istikbâlin müdafaa ruhudur.

Türkiye’yi bağımsız, demokratik, parlak ve müreffeh bir geleceğe kavuşturma azmi; Türk milletinin hainlere, işbirlikçilere gösterdiği millî tepkinin adı, ülkemizin kalkınmasının, milletimizin refah ve huzurunun güvencesi Cumhur İttifakı’dır.

Bizim ittifakımız kutlu bir diriliş ve yükseliş seferberliğidir.

Bizim ittifakımız, Türkiye’yi parlak bir geleceğe taşıma mücadelesine kararlılıkla devam edecektir.

CHP Genel Başkanı’nın Türkiye ittifakını telaffuz etmesi nafile bir gayrettir.

Millet ittifakı olmadı, şimdi de Türkiye ittifakı mı kuracaklar?

Zillet tutmadı, ittifakın çatı ismi olarak Türkiye’yi mi kullanacaklar?

Gördüğümüz kadarıyla DEM’lenmek CHP yönetimine hiç iyi gelmemiş, şuurunu kaybetmiş, siyasi aklını hepten tüketmiştir.

Azgın Türkiye muhalifleriyle Türkiye ittifakı oluşturma gayesi bu sefalet yuvalarının iflah olmaz perişanlığını teyit etmekle kalmamış, aciz ve acınası siyasetlerini de tamamıyla deşifre etmeyi sağlamıştır.

Özgür Bey, taşıma suyla değirmen dönmeyeceğine göre, bu ittifakı kimlerle tesis edeceksiniz?

İhanetin dem aldığı bir ittifaka nasıl Türkiye ittifakı demeyi içinize sindireceksiniz?

Henüz kendi aranızda katılaşmış ihtilafları ve katran gibi yüzeye çıkmış ikilikleri aşamamışken Türkiye ittifakını seslendirmeniz kara mizah değilse nedir?

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bütün izlerini silmenin, neredeyse ismini ananı kapının önüne bırakmanın neresi Türkiye ittifakı? Neresi adamlık? Neresi vefakarlık?

Kürsüde gaza gelip kendi kendini alkışlamayı bırak da yüreğin varsa bunları açıkla.

PKK bu ittifakın neresinde? Yanında mı, yöresinde mi, yedeğinde mi?

DEM’cilere hayranlığın, devamlı savunman, onları allayıp pullaman, el etek öpmen sırf ittifak için mi? Yoksa bilmediğimiz başka sakıncalı, sakat ve sancılı ilişki ve irtibatların da var mı?

İhanetin ittifakı değil, ancak ve ancak imhası olur.

Bizden söylemesi, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Allah’ın inayetiyle ihanetin kökünü kurutacak, bu kapsamda hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmayacaktır.

Bilinmelidir ki, DEM’den medet umanların sonu sandıkta hüsrandır.

DEM’lenmiş CHP, açık veya gizli ortakları Türkiye’nin karşısında, biz sonuna kadar yanındayız.

Bunlar doğal gaz ve petrol keşiflerinin karşında, biz yanındayız.

İlk yerli ve milli otomobil TOGG’un karşısında, biz yanındayız.

Savunma sanayimizin göz bebekleri olan Hürkuş’un, Milli Muharip Uçağı Kaan’ın karşısında, biz yanındayız.

Bayraktar şirketinin, İHA ve SİHA’ların, TCG Anadolu’nun ve Kızılelma’nın karşısında, biz yanındayız.

Biz Cumhur İttifakı’yız.

Biz hep birlikte Türkiye’yiz.

Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizindir.

DEM’lenmiş CHP, DEVA, Serok ve diğerleri İmralı canisinin, teröristbaşı Gülen’in, PKK’nın, Firavun’un, müstevlilerin, sömürgecilerin hizasındadır.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı ise mazlumların, gariplerin, emeklilerin, çiftçilerin, işçilerin, esnafların, ülkemizi büyütme, geliştirme ve zenginleştirme mücadelesi veren herkesin arkasındadır.

Merhum Şairimiz Abdurrahim Karakoç ne diyordu:

Beden ölür, çürür cana bakın siz.

Kim kiminle yürür, ona bakın siz.

Bırakın dönsün dönme dolaplar,

Haktan, hakikatten yana bakın siz.

Biz haktan yana bakıyoruz, halkımızla yürüyoruz.

Biz hakikatten yana bakıyoruz, adımlarımızı haysiyetle atıyoruz.

Biz halkımız ne diyorsa ona bakıyor, ona kulak veriyoruz.

Baktığımız yerden muhalefet partilerinin kumpaslarını görüyor, ibret verici DEM’lenmelerini seyrediyoruz.

Baktığımız yerden ülkemize zincire vurmak isteyen köksüzleri fark ediyor, onların hesabını soracağımız günleri bekliyoruz.

Geçmişini inkar eden ve geleceği de karanlıktan ibaret olan siyasi müfterilerin nasıl komik durumlara düştüğünü, söyleyecek bir şey bulamayınca yalanlara nasıl sığındığını yakında izliyor ve şahit oluyoruz.

Güncellenme Tarihi : 30.1.2024 12:59

İLGİLİ HABERLER