BAKAN ÇİÇEK:VALLAHİ HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM
Çiçek, canlı yayında NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını yanıtladı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ''Türkiye'de adalet neden yavaş işliyor'' şeklindeki soruyu yanıtlarken, bunun sadece Türkiye'ye özgü olmadığını belirtti. Çiçek, ''Yargının ağır işlemesi tembelliğinden değil, kılı kırk yarmasından kaynaklanır. İlk günden insanları ya mahkum ediyoruz, ya beraat ettiriyoruz'' görüşünü dile getirdi.
''Gerçeği ortaya çıkarmada bir kısım hususları ihmal ederseniz daha büyük sonuçlar ortaya doğurur, o yüzden sabırla beklemelisiniz'' diyen Çiçek, hazırlık soruşturmasının gizli olduğunu da anımsatarak, ''Tartışıyoruz bu konuyu kaç gündür, ne biliyoruz? Vallahi ben hiç bir şey bilmiyorum. Bize bilgi verilmez, verilmemesi de gerekir. Neden bilgi verilecek? Bu bir yargısal işlemdir. Bu soruşturma, sadece soruşturmayı yapanları ilgilendirir'' diye konuştu.
MGK MİLLİ TAKIMDIR
Çiçek, konunun Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) görüşülüp görüşülmediğine yönelik soruyu yanıtlarken de Türkiye'de çok yoğun bilgi kirliliği yaşandığını bildirdi.
MGK sonrası açıklanan bildiride, toplantıda neyin konuşulduğunun belirtildiğini anımsatan Çiçek, medyayı eleştirdi. Medya tarafından MGK'nın gündeminin belirlendiğini anlatan Çiçek, bunların doğru olmadığını söyledi. Toplantı tarihine bir kaç gün kala medya organlarında ''yüksek tansiyonlu, gergin, hareketli bir toplantı olacağı'' yönünde haberler yapıldığına dikkati çeken Çiçek, ''MGK toplantısında sanki orada iki ayrı takım var; siviller ve askerler. Bunlar orada gırtlak gırtlağa girecek havasında bir takdim yapılıyor. Orası milli takım. Orada katılan insanlar Türkiye'de en üst düzeyde sorumluluk taşıyan insanlar. Ülkenin güvenliği ile gündemindeki konularla ilgili devletin ortak aklını temsil ediyor'' şeklinde konuştu.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, bir başka soru üzerine, teknik takip konusunda yeni bir yasal düzenleme yaptıkları ve imzaya açıldığını bildirdi. Çiçek, düzenlemenin yılbaşından sonra TBMM'ye geleceğini belirtti.
BEN OLSAM İFADEMİ VERİRİM
Çiçek, eski DTP'lilerin ifadeye çağrılması ile ilgili olarak da, söz konusu kişilerin iddiasının aksine uygulamada ayrımcılık yapılmadığını söyledi.
Cemil Çiçek, ''Eğer ben Türkiye'nin anayasal düzenini değiştirmek ve ülke bütünlüğü aleyhine milletvekili olmazdan önce bir suç işlemiş olsam AK Partili olarak, bana yapılacak muamele neyse bir başka partiliye yapılacak muamele de hukuk açısından aynıdır, aynı olması gerekir. Bu maddelerin yanlışlığını tartışıyorsak bu maddenin değiştirilmesi gerekir. Hukuku siyasete uyduracağımıza siyaseti hukuka uydursak çok daha doğru bir iş yapmaz mıyız? Bana sorsanız, ben gider ifade veririm, ama ondan sonra da gider bu yasa hükmünün milletvekilleri açısından doğru olmadığını söylerim. Hukukun işlemesini kolaylaştıralım'' dedi.
Çiçek: "Dinleme iki türlü olur. Biri usulüne uygun yapılan dinlemedir. Yani hakim kararına bağlı olarak yapılan dinlemedir. Hukuken geçerli bir karardır. İster savcılar ister müfettişler. Müfettişlerde savcı yetkisini kullanıyor. Ona dayanarak gidiyor hakimden talepte bulunuyor. Hakim karar veriyorsa o karar usulüne uygun bir karardır.Hakimin o kararı vermesi lazımdı vermemesi gerekirdi bu tartışılır.
İkincisi herhangi bir hakim kararı olmaksızın yapılan dinlemedir. Her konuda da adalet bakanlığı müfettişlerinin böyle bir talebi yok. Bu konu iki yıldır tartışılıyor. Orada tartışılan konu kanunsuz dinlemelerdir. Bunlar yasadışı dinlemelerdir. Buna karşılıkta Ceza Kanunumuzda 2005'te bunu suç haline getirdik. Şimdi bunun yetmediği anlaşıldı. Yılbaşından sonra gelir. Ben imzaladım elden imzalandığı için yılbaşından sonra gelir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal ederse gibi alt başlıkları var. Bu cezaları makul bir seviyeye getirmek lazım. Cezaları arttırmak tek başına sorunu çözmez.
Biz 2005'te bunları çok net ve açık suç haline getirmişiz. Ceza muhakemesi yasasında dinleme ile ilgili kriterler getirdik.
USULÜNE UYGUN OLMAYAN DİNLEMELER DELİL OLMAZ
Her suçtan dolayı da dinleme kararı veremezsiniz. Sınırsız dinleme kararı da veremezsiniz. Belli sürelerde vermeniz gerekir. Bunlara istinaden yapılan dinlemeler hukuken delil olur. Kanunsuz bir dinleme yolu ile yapılan dinlemeler delil kabul edilemez. Geçmişte oldu. Fazilet Partisi'nin kapatma davasında birisi bana Erbakan ile Hatipoğlu arasındaki dinlemeyi getirdi bana verdi. Dinleme kararı yok. Yasadışı yapılan dinlemeler delil olamaz.
Kimde bu teknoloji var ise odur. Bazen yazılanlar var. Ben teknolojiyi çok yakın takip etmiyorum. Belli düzenekler kurularak bir kişi bir başkasını dinleyebilir. Bu alanla ilgili bir düzenlemeye ihtiyaç var. Teknoloji sürekli değişiyor. Siz bugünkü teknolojiye göre yasa çıkartıyorsunuz ama ilerleyen zamanlarda teknoloji gelişiyor. Usulsüz servis yapılması da bu işi karıştırıyor.
ERZİNCAN SAVCILIĞINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?
Bu konular yargıya çıkmış. Biz daha ilk günden ilk saatten bunun kararını verelim. Yargı eğer bu kıadar kısa sürede karar verirse bir çok kişi mağdur olur. Bu süreci yargı kendisi tamamlasın ve bunun cevaplarını verilecek kararda buluruz. Mahkum ederkende berat ederkende dosyaya göre değil, ismi geçen kişiyle bulunduğumuz safa göre ya mahkum ediyoruz ya berat ediyoruz. Bu işin sonu sabırdır.
Siz herşeyi ramazan orucunun bile kaç gün olduğunu siyasetçiye soruyorsunuz. Bizler o iş görev alanımıza girse de girmese de cevap veriyoruz. Bu da bizim hatamız. Hukuki bir konuyu evvela anayasaya ve ilgili yasaya sormak lazım. Ne diyorsa ona göre hareket etmemiz lazım. Türkiye'de bir yanlışlık başladı hukuken bu yanlış ama siyaseten doğru.
DTP'Lİ VEKİLLERİN İFADE KRİZİ
Eğer bu yasalara uyulmayacaksa biz sabahlara kadar neden çalışıp bu yasaları çıkartıyoruz. Bir olay olduğu zaman o hukuk o yasa nediyor önce onu ortaya koyalım. Ondan sonra da emniyet veya o işi yapan makamlar doğru mu yapıyor ona bakacağız. Bu söylediğniz doğru ama yasanın hükmü böyle olması gelir ama siysaeten böyle olması lazım. Peki hakim, polis veya ilgili makam siyaseten ne yapacak. Hepimiz hak talep edelim. Şu yasalara uyup ondan sonra da bu yasaların nasıl bir haksız sonuç doğurduğunu tartışmamız gerekir. Ben gider ifademi veririm daha sonra da gider Anayasa'nın bu maddesi doğru değildir der Meclis'e getiririm.
YARGI KEYFİ İŞLEMLER YAPAMAZ, HUKUKA UYMAK ZORUNDA
Şimdi diyorki bizim dokunulmazlığımızı düzenleyen madde var. Ağır cezayı gerektiren durumlar dışında milletvekillerinin yargılanmayacağı ancak 14. maddedeki suçlar hariç. Eğer siz bunları milletvekilliği öncesinde işlediyseniz ve işlemler başladı ise bu 83 dışındadır.
Onlar 14. madde kapsamına girmiyor. O da milletvekili buna niye böyle muamele diğerine neden böyle muamele deniyor. Ben AK Partili olarak milletvekili olmadan önce yaptığım işlediğim suç ile bana yapılacak muamele ile başkasına yapılacak muamele aynıdır. CMK'nın 145. maddesine ilişkin bir düzenleme yapmak gerekecek. Bir hukuk uygulaması talep edildiği taktidre hukuk sonuna kadar siyasallaşmış olur. Hukukun işleyişini hep beraber kolaylaştıralım. Ben gider ifade veririm bu maddelerin milletvekili açısından olumlu sonuçlar doğurmayacağını da diğer milletvekilleri ile tartışırım.
TERÖR MESELESİNİ TÜRKİYE EKSİK TARTIŞIYOR, DIŞ BOYUTU İHMAL EDİLİYOR
Bizim bu yöndeki çalışmalarımız durmadı. Gündemden düşebilir. Ama biz kendi yönümüzden Türkiye'nin demokratik standartlarının yükseltilmesi hususunda bir çok düzenleme yaptık ve yapmak zorundayız. Daha yapmamız gereken ne kadar işin olduğu AB sürecinde yazılı. Dönüşler terörle ilgili kısmı. Sizin bir terör derdiniz olmasaydı dahi Türkiye'deki bu eksikliği gidermek noktasında hem iç talep var hemde Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
Terör meselesinde Türkiye halen konuyu biraz eksik tartışıyor. Biz halen terör meselesini bir güvenlik asayiş sorunu olarak kabul ediyoruzbunun dış bağlantılarını göremiyoruz. Bir hafta evvel bir ülkede karar verildi. 10 Yargılama sürdü. Neticede 2 yıl ceza verildi. O karara baktığınızda o örgütü hala terör örgütü olarak kabul etmiyor. Biz terör meselesini bilinenden çok daha öte dış destekleri var. Uluslararası işbirliğini belli bir seviyeye getirmediğniz sürece süreç devam ediyor.
Bu terör meselesi hükümet meselesidir. Bu Türkiye Cumhuriyeti'nin sorunudur milletimizin sorunudur. Tahmin edilenden çok daha fazla dış destekleri olan. Önemli çabaları da sarfetmiş hükümet var. Kimse elindeki kartı da kolay kolay bırakmak istemiyor.
Yaklaşmakta olduğumuzu biliyoruz neye yaklaştığımızı da biliyoruz. Belli bir konsepti anlayışı ortaya koyduk bunu sürdürmeye çalışıyoruz. Hergün yeni bir değerlendirme yaparsınız. Dün almadığınız tedbiri bugün almanız icap edebilir. İnşallah Türkiye bu sıkıntıları 2010'da belli bir noktaya getirir.
BAYKAL 'DOĞRU ÇIKARSA MEMLEKETTE DEPREM OLUR' DEDİ
Bekleyelim herşeyi görelim. Şimdi neyin üzerinden tartışacağız bu konuyu. Gerçekten bilmiyorum bilmediğim bir konu üzerinde de tartışamam. İlgili kurumlar 24 saat çalışıyor bir an önce çözülsün diye. Yargı her yerde biraz ağır işler, işin tabiatı böyle olması gerekiyor. Ağır işlemesi hepimizin yararınadır. Yargı işin uzamasında bir keyfilik olur ama ağır işlemesi hukukun gereğidir. Yapılması gerekenler yapılıyor demektir.