Gündem
  • 10.12.2002 11:38

BAŞBAKAN GÜL'DEN GENELKURMAY BAŞKANI ÖZKÖK'E SİTEM TELEFONU...

KAYNAK : Haber Vitrini Sayın Paşam, üzüntümü sizinle paylaşmak istedim... Belki birçokları farkında bile değil, ama Ankara dün akşam çok kritik gelişmelere sahne oldu. Siyasi tarihimize not düşülecek diyaloglar yaşandı Başkent'te... 'Sayın Paşam, biz üç buçuk saat boyunca, Türkiye'nin tarihi ve hayati meselelerini konuştuk. Çok faydalı ve verimli bir brifing aldık. Biliyorsunuz çok da memnun kaldık. Ancak şimdi görüyorum ki, televizyonlarda konu mecrasından uzaklaşmış şekilde duyuruluyor. Maksadını aşan yorumlar yer alıyor. Doğrusu böyle önemli ve hayati konuların önüne spekülatif haberlerin geçmiş olmasını üzüntüyle izliyorum. Bu üzüntümü sizinle de paylaşmak istedim.' Bu sözlerin sahibi Başbakan Abdullah Gül. Gül'ün telefonda sıkıntısını aktardığı kişi ise, henüz dakikalar önce vedalaştığı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök. Genelkurmay Başkanı ile art arda yaptığı iki telefon görüşmesinin hemen ardından Abdullah Gül ile konuştuk... Soğuk Ankara gecesini ısıtan telefon trafiğinin tam ortasında, ayrıntıları bizzat en yetkili ağızdan aldık... Başbakan'ı rahatsız eden yorumlar Genelkurmay Başkanlığı'nda, Başbakan Abdullah Gül ve beraberindeki bakanlara verilen detaylı brifing sona erdi. Başbakan, Genelkurmay Karargahı'ndan çıkıp, sadece birkaç dakika uzaklıktaki makamına geçti. Saat 18:00'a yaklaşıyordu... Abdullah Gül, makam odasındaki televizyonu açtı. Başlayan haber bülteninde ilk duyurulan gelişme, bizzat aldığı 'askeri brifing'di. Gül haberi izledi, büyük bir şaşkınlık ve rahatsızlık hissiyle Genelkurmay Başkanı'nı aradı. Abdullah Gül, Orgeneral Özkök'e hissiyatını ve görüşlerini aktarırken saat 18:10'u gösteriyordu. Başbakan, Genelkurmay Başkanı ile yaklaşık iki dakika süren telefon görüşmesini tamamladı ve hemen ardından Müsteşarı'na da, aynı konuda Genelkurmay İkinci Başkanı ile görüşmesi talimatını verdi. Başbakanlık Müsteşarı Fikret Üçcan, hemen Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı aradı. Üçcan, Orgeneral Büyükanıt'a, Başbakan ile Genelkurmay Başkanı'nın görüşmesini aktardı ve Gül'ünkine paralel bir konuşma yaptı. Orgeneral Özkök bizzat aradı Başbakan ve Müsteşarı'nın Genelkurmay Başkanı ve İkinci Başkan'a ilettikleri mesajda üstü örtülü bir soru vardı. Başbakanlık, televizyon ekranlarına yansıyan havanın nasıl oluştuğunu soruyordu. Aradan sadece 10 dakika geçti... Saat altı buçuğa yaklaşırken Abdullah Gül'ün makam odasındaki telefon çaldı. Arayan Orgeneral Özkök'tü... Genelkurmay Başkanı, Başbakan'a, ortaya çıkan durumdan kendisinin de üzüntü duyduğunu ve yapılan yorumları aynı şekilde kendisinin de medyadan takip ettiğini söyledi. Brifinge ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamış, basına bilgi verilmemişti... Orgeneral Özkök, Abdullah Gül'e, yapılan yorumların, geçmişte gündeme gelen değerlendirme raporlarından kaynaklanmış olabileceği yönündeki düşüncesini iletti. Görüşme, Başbakan'ın, Genelkurmay Başkanı'na duyarlılığı ve yakınlığı için teşekkür etmesiyle son buldu. Bu diyaloğun hemen ardından, benzer bir görüşme, Başbakanlık Müsteşarı Fikret Üçcan ile Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında da yaşandı. Genelkurmay kaynakları, bize, bundan önceki brifinglerdeki protokol ve yöntemlerin bu toplantıda da aynı düzenle uygulandığını belirtti. Kapsamlı brifingde iç ve dış tehdit değerlendirmesinin yapıldığını, irtica konusunun 'iç tehdit değerlendirmesi' başlıklarından biri olduğunu kaydettiler. Ayrıca brifingin sonunda Başbakan Abdullah Gül'ün, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve sunumu yapan yüksek rütbeli subaylara, 'Çok önemli bilgiler aldık. Çok faydalı bir bilgilendirme toplantısı oldu. Hükümetim adına teşekkür ederim' dediği aktarıldı... Hayati meseleler görüşüldü İşte devletin zirvesindeki bu çok önemli temasların hemen sonrasında Başbakan ile yaptığımız telefon görüşmesinde gördük ki Abdullah Gül; Genelkurmay'daki brifinge dair asıl konuşulması gereken konuların Kıbrıs, Avrupa Birliği ve Irak meseleleri olduğu görüşünde. Başbakan aynen şöyle dedi: - Türkiye'nin önünde bu kadar mesele varken, bazı konulara takılıp kalınmamalı. Hepimiz iyi niyetle ve olumlu hareket etmeliyiz. Bizler (Hükümet ve Genelkurmay Başkanlığı) tarihi ve büyük bir sorumluluğu paylaşarak gidiyoruz. - Peki Sayın Başbakan, brifingde doğal olarak, tehdit değerlendirmesinde irticanın yeri ve irtica ile mücadele konuları da ele alındı. Öyle değil mi? - Bu konu da tabii ki konuşuldu. Ben Türkiye'nin en yetkili makamında oturuyorum. Ülkenin en sorumlu insanıyım. Geçmiş tecrübelerimle de neyin ne olduğunu biliyorum. O brifingde, tüm Türkiye'nin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren hayati meselelerin bilgisini aldık. PKK-KADEK'i konuştuk, Kıbrıs konusu gibi, Irak gibi devasa konular var. Tarihi bir sorumluluk demek bütün bunlar... Türkiye'nin hayati konularının görüşüldüğü bir brifingdi. - Size göre, öne çıkan konunun irtica olması yanlıştı o zaman... - Tabii... Yani tüm bu konular yokmuş gibi, sadece bir tek o konu konuşulmuş gibi... Üç buçuk saat içinde elbette iç güvenlikle ilgili de bize bilgi verdiler. O iç güvenlik konularının içinde de kısa bir süre irtica meselesini özetlediler. Ben hiç rahatsız olmadım doğrusu. Rahatsız olmamı gerektiren ne olabilir ki? Ama tüm bunların ardından ekranlardaki görüntüleri görünce... Yani bu görüntü ve yorumlar Türkiye'nin imajı açısından çok rahatsız edici... Kıbrıs, AB ve Sezer Gül'ün tavrı net... Geçiyoruz, brifingin can alıcı konusuna: - Sayın Başbakan, Kıbrıs konusunda yaptığınız değerlendirmeler sonrası hangi noktadayız? - Bakın çok açık söyleyeyim... Kıbrıs'ı AB sürecinde bir oldubittiye getirtmeyiz. AB'yi bir ev olarak düşünürsek, 'o eve hep birlikte (Türkiye ve Kıbrıs) girersek bu mesele çok kolay çözülür' diyoruz. Kıbrıs konusunu herhangi bir belirsizliğe bırakmayız. Hiç kimse bundan kaygı duymasın, merak etmesin. - AB sürecinde Cumhurbaşkanı Sezer'in Kopenhag'a gitmeme kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? - Doğrusu bu tamamen kendisinin tercihidir. Benim bir yorum yapmam sözkonusu olamaz. Sayın Cumhurbaşkanı kendi açısından konuyu değerlendirmiş ve uygun olduğuna inandığı yönde karar vermiştir. - Size göre Sayın Cumhurbaşkanı ve CHP Lideri Deniz Baykal'ın da katılımıyla, Kopenhag'a 'hep birlikte' gidilmesini daha mı hoş olurdu? - Orada, zirvenin yapılacağı fiziksel ortam ve toplantıların katılımcılarıyla ilgili teknik düzenlemelerin biraz farklı olacağı bilgisi geldi. Dolayısıyla, katılım konusundaki tercihlerin üzerinde durmanın önemli olmadığını düşünüyorum. Biz hep söylediğimiz gibi bu konuda tam bir uyum ve istişareyi sergiliyoruz. Bugün Deniz Bey ile görüştüm. Yarın da Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşeceğim, (Çankaya Köşkü'ndeki Sezer-Gül randevusu saat 15:30'da) görüşlerini, değerlendirmelerini alacağım ve ondan sonra yola çıkacağım... (Murat Çelik/ Star) Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 18:52

İLGİLİ HABERLER