BAYKAL, DAVUTOĞLU GÖRÜŞMESİNDEN MEMNUN KALMADI
ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin, Ermenistan ile sınırın açılması sorununu "sağlam güvenceler almadan, uluslararası baskılara direnemeyip" çözeceğini ve Ermenistan'ı rahatlacağını savunarak, "Ama Ermenistan kapı açıldıktan sonra soykırım iddiasından korkarım vazgeçmeyecektir" dedi.
Baykal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ziyaretinin ardından parti genel merkezinde basın toplantısı yaptı.
Davutoğlu ile görüşmeyi, daha önceki görüşmenin bir uzantısı olarak gerçekleştirdiklerini ifade eden Baykal, görüşmenin, Kafkasya'daki durum ve gelişmeler, Türkiye-Erministan ilişkileri, Azerbaycan'ın durumu, enerji bağlantıları konusu ve Kıbrıs sorunu etrafında oluştuğunu söyledi. Bu konular dışında başka bir konuyu ele almadıklarını ifade eden Baykal, ''Zihninizde 'acaba konuşuldu mu?' diye değerlendirdiğinizi tahmin ettiğim konu dahil olmak üzere başka bir konu konuşulmuş değildir'' dedi.
Son gelişmelerle ilgili Bakan Davutoğlu'nun açıklamalarını dinlediklerini belirten Baykal, Davutoğlu'na teşekkür etti.
Kendi görüşlerini de Davutoğlu ve beraberindekilere aktardıklarını söyleyen Baykal, ''Bu konulara Türkiye'nin milli menfaatleri noktasında yaklaşıyor olmamız, bu konuda İktidarla farklı düşüncelere sahip olma gerçeğini örtbas etmemizi gerektirmez'' dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun açıklamalarının, bu konudaki yaklaşımlarının haklı olduğunu bir kez daha gösterdiğini ifade eden Baykal, temel konunun Kafkasya'daki tablo olduğunu, bu tablo içinde 4 temel sorun gördüklerini anlattı.
İlk olarak Kafkasya'daki hukuki zemin belirsizliğinin çözülmesi gerektiğini vurgulayan Baykal, ülkeler arasındaki ilişkinin temel, hukuki dayanaklarının açık biçimde kabul edilmediğini, Türkiye açısından hukuki zeminin, Kars Anlaşması olduğunu kaydetti.
Baykal, Kars Anlaşması'nın, Türkiye ile Ermenistan arası sınırı çizdiğini, iki ülkenin toprak bütünlüğünü güvence altına aldığını ve Türkiye'nin Nahçıvan Özerk Bölgesi üzerindeki garantörlük hakkının dayanaklarını ihtiva ettiğini anlattı.
Ermenistan'ın bu anlaşmayı kabul etmemesi konusunun aşılması gerektiğini belirten Baykal, "En temel olay, bu hukuki zemin kaybıdır. Bu da Ermenistan'ın Türkiye'yi, egemen devlet olarak sınırlarını kabul ettiği, daha önce anlaşmayla kendisine tanınmış çeşitli hakları kabul ettiği bir ülke gözüyle Ermenistan'ın bakmadığını ortaya koyuyor. Bunun aşılması lazım" şeklinde konuştu.
İkinci aşılması gereken konunun ise Kafkasya'daki hukuk dışı işgal olduğunu dile getiren Baykal, Kafkasya'da Ermenistan'ın, Azerbaycan topraklarının 5'te 1'ini işgal ettiğini, buna da bir çözüm getirmenin şart olduğunu söyledi.
Baykal, üçüncü temel konunun soykırım iddiaları olduğunu belirterek, ''Türkiye-Ermenistan ilişkilerini zehirleyen bir temel konu, soykırım iddialarıyla Türkiye'ye karşı bir husumet kampanyasının uluslararası düzeyde Ermenistan tarafından sürdürülüyor olmasıdır'' diye konuştu.
Ermenistan ile sınırın kapalı olduğunu, iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin bulunmadığını belirten Baykal, bunun da ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.
CHP Lideri Baykal, bu dört temel konuda dengeli, inandırıcı bir yaklaşımı, iki ülkenin geliştirmesini herkesin memnuniyetle karşılayacağını ifade etti.
Ermenistan'ın, ''kesinlikle Kars Anlaşması'nı tanımıyoruz'' deme hakkını ellerinde tutma gayreti içinde olduğunun görüldüğünü söyleyen Baykal, soykırım iddiası konusunda da güven veren bir sürecin kararlaştırılmadığını savundu.
Baykal, protokolde Azerbaycan topraklarındaki Ermenistan işgalinin kaldırılmasını öngören hiç bir ifadenin de yer almadığını ifade ederek, ''iyi niyetli bir takım adımların atılmakta olduğu, umudun yükseldiği''nin ifade edildiğini söyledi. Baykal, ''Bildiğimiz senaryo, bir tarafta hukuki bir taahhüt ve angajman, sınırın açılmasına yönelik olarak. Öte yanda da iyi niyetli temenniler, bekleyişler. Bu tuzak geçmişte de yaşanmıştır'' dedi.
CHP Lideri Baykal, Türkiye'nin hukuken kendisini bir kez daha angaje ettiğini savunarak şöyle konuştu:
"Bize ifade edilen; 'merak etmeyin, haklısınız, ama bu süreç içinde onlar da işgal edilmiş 7 bölgeyi tahliye etmeye başlayacaktır, işgale son verilecektir. Zaten biz 13 Ekimde imzayı atacağız, parafe edilmiş protokolü imzalayacağız, ama Meclis bunu onaylamayacak. Meclis'in onayı için bekleyeceğiz, bu tahliye başlarsa ona paralel olarak Meclis onayını sağlayacağız' demektedirler. Bu aklımıza şunu getiriyor; 24 Nisan. İmzalanmış protokol belki Meclis'e gönderilecek, ama o zaman bize diyecekler ki 'Bakın karar çıkıyor, soykırım kararını ABD kongrede onaylamak üzere, bunu önleyecek tek yol sizin bu kararı alıp kapıyı açmanızdır, açmazsanız karar çıkar.' Türkiye bu sürece girerek, bu protokolleri gizli gizli parafe edip, aylarca sonra kamuoyuna ilan edip, daha sonra da imzalayarak kendisini bu tip baskılara, yönlendirmelere açık tutmaktadır.
Türkiye bir kez daha, Ermenistan'ı bu konulardaki arayışlara yönlendiren temel sorunu, yani sınırın kapalı olması sorununu, sağlam güvenceler almadan, onlar adına çözerek, uluslararası baskılara direnemeyip, onların arzu ettikleri doğrultuda bir an önce harekete geçerek, kapıyı açarak Ermenistan'ı rahatlatacaktır, ama Ermenistan kapı açıldıktan sonra soykırım iddiasından korkarım vazgeçmeyecektir. Kurulacağı söylenen tarih komisyonu, anlamlı, bunu engelleyici bir çalışmayı yapamayacaktır. Protokolde bunu güvence altına alan hiç bir dayanak noktası yoktur. Soykırım iddiaları devam edecek, işgalde ayak sürüme devam edecektir. Ermenistan Kars anlaşmasını tanımadığını bir aşamada tekrar ifade etme imkanını bulabilecektir. Bu tehlikelere dikkati çekmeyi görev biliyorum.''