Gündem
  • 2.3.2010 17:17

BAYKAL: GİDERAYAK ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE GİRDİLER

Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarın 8 yıl boyunca hukuk açısından durumu iyi kötü idare ettiğini, ''bazen hakim ayarlayarak, bazen savcıya telefon ederek, iktidar olanaklarını kullanarak hukuk karşısında kendini kollama şansını kullandığını'' iddia etti. Deniz Baykal, ''Şimdi seçim geliyor. Seçim, bu iktidarın elindeki o imkanların belki de ortadan kalkacağı bir sonuç verecek. Artık Adalet Bakanının, Başbakanın kim olacağı belli değil. Öyle bir tabloda bugünkü hukuki şaibeleri taşıyan seçimi kaybettikten sonra acaba kendisini nasıl güvenceye alabilir sorusu, bu iktidarı, yargının kalbini ve beynini kendi denetimine alacağı Anayasa değişikliğini giderayak yapmak zorunda bırakıyor'' diye konuştu.
Baykal, adaletin herkese ulaştığını, ''bir tek AKP ve Başbakana ulaşamadığını'' dile getirerek, ''Herkes hesabını verecek. Kimse olmayan hesabını veriyor, ama Sayın Başbakan sen de hesabını vereceksin'' dedi.
Baykal, şöyle devam etti:
''Giderayak devletin en kritik yargı organlarına kendi kadrolarımızı yerleştirelim. O kadro bizi yarın korusun. Bunun yolu ne? Siyasetçilere seçtirelim. HSYK ve Anayasa Mahkemesine siyasetçiler adam seçecekler. HSYK, RTÜK olacak. Bunun hukukla ne ilgi var? Bunun neye yönelik olduğu çok açık. Bu, kendilerini güvence altına almaya yöneliktir.
Anayasayı AKP ve BDP değiştirecek. İkisi de Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edilmiş. Dokunulmazlık dosyaları nedeniyle kendi hesabını vermemiş olanlar kendisinden hesap soracak olanları tayin edecek. Yani Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı kim seçecek? 608 tane hesabı sorulmamış dosya. Bu kadar saçma, akla sığmayan, kör gözüm parmağına bir Anayasa değişikliği olur mu? AKP ile BDP el ele vermişler, yandaş medyayı da yanlarına almışlar yandaş yargı yaratıverecekler. Türkiye de bunu seyredecek.''
İşin referanduma gidecek gibi göründüğünü, referandumda millete gerçekleri anlatacaklarını ifade eden Baykal, ''Yapılmak istenenin Habur hukukunu anayasaya taşımak anlamına geleceğini, buna izin verilemeyeceğini millete anlatacağız'' dedi.

-''UĞURLAYACAKTIR''-

Baykal, anayasa değişikliğinin Türkiye'nin değil, ''AKP'nin gündemi olduğunu'' belirterek, ''Vatandaşın derdi işsizliktir, ekonomik sıkıntılardır. AKP yar bana bir Anayasa Mahkemesi ver diyor. Vatandaş sandığa gittiği zaman AKP'nin değil, kendi kendi gündemine göre oy verecektir. Referandumu 'kal-git' referandumu olarak değerlendirecek ve uğurlayacaktır'' şeklinde konuştu.
Anayasa konusunun bugünün konusu olmadığını, bunun için bir kurucu meclisin kurulmasının dahi gerekebileceğini anlatan Baykal, ''AKP'yi kurtarma anayasasıdır getirilmek istenen. Bu, Türkiye'ye yönelik bir tehlikedir, tehdittir'' dedi.

-

Bugün Türkiye'de askerlerin de tutuklandığını, ''bu sivil yönetimin güvencesidir, demokratikleşmenin bir aşamasıdır'' diye bir düşüncenin bulunduğunu belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Üzerinde üniforma olanın insan haklarından sanki yoksun bırakılması mümkünmüş gibi bir anlayış da yerleştirilmek isteniyor. Bunlar çok yanlıştır.
Türkiye'de bir darbe tehlikesini önlemek için askerler tutuklanmıyor. Türkiye'de zaten bir darbe tehlikesi olmadığı için askerler tutuklanıyor. Askerlere karşı bir suçlama yapmanın bedelinin olmayacağı duygusunun işliyor olması bu hukuksuzlukları yapma hakkını size verir mi? Kendinde bu hakkı görenleri toplum nasıl seyreder? Çok büyük hukuk cinayetleri işleniyor. Bunlara karşı gereken tepkiyi göstermeliyiz. Tepkiyi de özelliği olan, yüksek niteliği olan insanlarla ilgili değil haksızlığa maruz bırakıldığı anlaşılan herkes ile ilgili olarak göstermeliyiz.''

-''DGM'LER DEVAM EDİYOR''-

Hukukun yıprandığını öne süren Baykal, Türkiye'de DGM'lerin devam ettiğini iddia etti. Baykal, ''İşin özü budur. Bütün işleri özel yetkili savcı ve mahkemeler götürüyor. Sanığa göre, suça göre hukuk... Mahkemeler herkes için aynı olacak. DGM bu çarpıklığı temsil ediyordu, mücadele edildi, kaldırıldı, onun yerine özel yetkili ağır ceza mahkemeleri getirildi. Temel yanlış budur'' dedi.
Baykal, ''gizli tanık'' konusunda işlerin çığırından çıktığını, ''insanlara gizli tanık diye imtiyaz verildiğini'' ileri sürerek, ''Gizli tanık, imzasız ihbar mektupları, delil toplama değil delil imal etme faaliyeti... Böyle hukuk olur mu? Bu tablo en kısa zamanda değiştirilmelidir'' diye konuştu.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 10:01

İLGİLİ HABERLER