BAYKAL'DAN 'KARA ÇARŞAF' SAVUNMASI
DEVLET ARIK
ANKARA - "Bu insanlar bir tuzağı, bir oyunu bozdular, bir kuşatmayı kırdılar" diyen Baykal, "Mutaassıpsa mutaassıp, sana ne? Geleneğini, örfünü sürdürecek. Sana ne? Senin gibi liberal olacağına, onun gibi mutaassıp olsun başımla beraber. Kültür muhafazakarlığı ile siyasi tercihi ayırmak lazım" dedi.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan CHP lideri Baykal, Sultangazi'de CHP'ye katılan kara çarşaflı kadınlara rozet takmasının ardından yaşanan tartışmaları değerlendirdi. "Bunlar bir mizansen değil" diyen Baykal, ortalığa malzeme vermek için böyle yapay bir gayret içine girmediklerini söyledi. Bazı vatandaşların kendi özgür iradeleri ve kendi kararlarıyla CHP'ye girmek üzere başvurduğunu anlatan Baykal, 'Biz şimdiye kadar hiç CHP'ye oy vermedik, hep AK Parti'ye oy verdik' diyerek CHP teşkilatına
başvuran kadınların bir kısmının başı örtülü olduğunu, bir kısmının çarşaflı olduğunu hatırlattı. Erzurum kökenli aileleriyle birlikte Sultangazi'de yaşamaya başlayan kadınların 'Bizi CHP'ye kabul eder misiniz?' diye sorduğunu anlatan Baykal, şunları söyledi:
"Elbette başımızla beraber CHP'de yeri vardır, dedik. Türkiye'de yasalara uygun yaşamakta olan her insan kılığı kıyafeti, inancı, mezhebi, yaşam biçimi ne olursa olsun başımızla beraber elbette CHP'de yeri vardır. Böyle bir kararı onların almış olmalarından memnuniyet duyduk. Fevkalade samimi insanlar. AK Parti tarafından aldatıldıklarını düşünüyorlar. Bu nedenle çareyi CHP'de bulmuşlar. 'CHP'ye katılacağız ama kara çarşaflarımız problem yaratır mı?' dediler. Tabii ki yaratmaz. Bu gelen insanlar kimseye
belli bir kılık kıyafet dayatma peşinde koşan insanlar değil, kendi gerçeklerini yaşıyorlar. Doğdukları, yaşadıkları ortam bu. Ama içinde bir yürek var, saygı var, memleket sevgisi var. Bunları düşünüp bize katılmaya karar vermişler. Bize bu kadar samimiyetle başvurmuş insanlara bir başka türlü davranmak sözkonusu olabilir mi? Biz insanların içinde doğup büyüdükleri kültür ortamıyla, gelenekleriyle, yaşayış biçimleriyle damgalamıyoruz. Kimsenin de yapmaya hakkı yok. Nasıl giyiyorsa öyle giyiyor. AK Parti'ye
oy verirken oluyor da CHP'ye oy verirken niye olmuyor? Bu kardeşlerimize çok mutlu olduğumuzu söyledim. Bu durum AK Parti çevrelerinde büyük telaş yarattı. Bir ilçenin belediye başkanı çağırdı, her türlü ikna çabası, telkin, baskı sergilendi. Bu baskılara direnen insanlara sevgi ve saygı duymaz mısınız?"
CHP lideri Baykal, siyaseti kılık kıyafetin bir parçası gibi görmemek gerektiğine dikkat çekerek, herkesin eşit olduğunu, herkesin tercihine hep birlikte saygı duyulması gerektiğini söyledi. "Bu insanlar bir tuzağı oyunu bozdular, bir kuşatmayı kırdılar" diyen Baykal, CHP'nin değerlerinin ortada olduğunu kaydetti. Kimsenin sakalıyla, bıyığıyla yargılanmamasını isteyen Baykal, "Bize destek olmak isteyen bütün vatandaşlarımıza 'efendim muhafazakardır, mutaassıptır'. Mutaassıpsa mutaassıp, sana ne?
Geleneğini, örfünü sürdürecek. Sana ne? Senin gibi liberal olacağına, onun gibi mutaassıp olsun başımla beraber. Kültür muhafazakarlığı ile siyasi tercihi ayırmak lazım. Herkes istediği gibi yerini alacak. Oyunu bozdular, şimdi korku yüreklerine düştü. Ezberler, şartlanmışlıklar bozuluyor, kim iyi, kim kötü, toplum için kim yararlı, kim değil bu sorular konuşuluyor. Gözü kapalı teslimiyet dönemi bitmiş özgür vatandaşın tercihini alma yarışı başlamıştır, biz de yarışta yerimizi aldık" diye konuştu.
'ERGENEKON SİYASİ SİPARİŞ DAVASI'
CHP lideri Baykal konuşmasında Ergenekon davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Ergenekon davasının cumhuriyet mekanizmasını itham davası olduğunu savunan Baykal, "Bu dava siyasi sipariş davasıdır. Tepeden inme davadır" diye konuştu. "Niye kardeşim Ergenekon davası 70 milyona canlı yayında izletilmiyor?" diye soran Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ergenekon ile hiçbir açıklama yapmamasının da dikkat çekici olduğunu söyledi. Türkiye'nin tarihi bir hukuk süreci yaşadığına işaret eden Baykal,
kamuoyunun artık davaya ilgisini kaybetmiş gözüktüğünü dile getirdi. Baykal, şunları söyledi:
"Bu konuyu gündemden düşürmemeliyiz. Türkiye olarak olağanüstü dikkatle takip etmeye devam etmeliyiz. Ergenekon davası başından beri bizim Cumhuriyet tarihimizin en büyük siyasi itham mekanizması olarak işletilen bir süreçle ortaya çıktı. O zaman teşhisler yapmıştık. Bu dava hukuk adamlarının, yetkili savcıların, emniyet görevlilerinin bir hukuksuzluğu tespit ederek bunu ortaya çıkarmak için gayret göstermeleri suretiyle ortaya çıkmış bir dava değildir. Bu dava siyasi siparişle ortaya çıkan bir davadır.
Önce sorgulama sonra iddianame yazılmıştır. 2 bin 500 sayfalık bir yığınak ortaya çıkmıştır. Şimdi işler daha iyi ortaya çıkıyor. Bu sistemin altında bir isim var. Karanlık bir isim. En son bize bunu savcılık Kanada'da bir haham, bir kişi olarak aktardı. Her şey onun elinden çıkıyor. İşin düğümlendiği nokta o haham. Bu olaydan Türkiye'deki Musevi cemaati rahatsız oluyor. Bizim böyle bir mensubumuz yok, diyor. Kanada'da olabilir diye birisini gönderiyorlar. Orda olduğu söylenen sinagoga gidiyor.Türkiye'deki
temsilcisi, burada böyle bir insan olarak yok, diyor. Haham olarak yok, kayıtlı kimse yok. Kim bu? Televizyonlara çıkıyor. Bütün iddiaların temelinde bu yatıyor. Türkiye ciddi bir ülke bizim çok sağlam bir hukuk birikimimiz var. Ayıp oluyor. Yanlış oluyor. Yazık oluyor. Çok üzülüyorum. Devletin en yüksek noktalarında şaka konusu. Ama orada yaşayan insanlar için, aileleri çocukları için varlıkları şerefleri haysiyetleri namusları, her birisi çiğnenmiş vaziyette. En büyük faciayı 70 milyonun önünde
yaşatıyorlar, ben de bundan ızdırap duyuyorum. Jandarma Komutanı çok ağır bir sağlık sorunuyla karşı karşıya. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor. Ayıp olmuyor mu? Yakışıyor mu bu Türkiye'ye. Hani bütün manşetler ekranlar bunları anlatıyordu."
CHP lideri Baykal, konuşmasında Anayasa'nın ilk üç maddesi üzerinde yapılan tartışmaları da değerlendirdi. Grup konuşması sırasında kurmaylarından Anayasa isteyen Baykal, kürsüye getirilen Anayasa üzerinden konuşmasını sürdürdü. Anayasa'nın ilk üç maddesini kitapçıktan okuyan Baykal, eline aldığı Anayasa kitapçığını göstererek, "Türkiye'nin başka sıkıntısı yok sanki. Bu değiştirilemez maddelerin, değiştirilmesini sağlamak, bunları çürütmek için sistemli bir gayret içindeler. En saygıdeğer kurumların
başındakiler bunlar. Şimdi bu konuşuluyor. Bu maddeleri okumak istiyorum. Rahatsız olunan bu üç madde ne? Türkiye devleti ülkesi ve milleti bölünmez bir bütündür, diyor Anayasa. Bölünebilir mi olsun? Milleti mi bölünebilir olsun. Ülkesi mi devleti mi bölünebilir olsun? Bu çok sakıncalı bir iş. Zaten bir anayasayı toptan değiştirelim dedikleri zaman bunların niyetini anladık. Bu Anayasa İstiklal Savaşı'nda yazıldı, milli mücadelede yazıldı. Bu Anayasa Türkiye'nin tarihi, şerefi, onurudur bu maddeler.
Şimdi kenarından köşesinden acaba bunları çürütebilir miyiz diye devletin en saygın ve görevi, bunu savunmak olan kurumların içinde yer alan insanlar, bu kampanyaya kol kanat germeye çalışıyorlar" şeklinde konuştu.
'OBAMA'YA AKIL VERECEĞİNE, KRİZİN ÖNÜNE GEÇ'
Baykal, ekonomiye ilişkin yaptığı değerlendirmede de Başbakan Erdoğan'ı hedef alarak, "Başbakan, Obama'ya yalan yanlış akıllar veriyor. Obama'ya akıl vereceğine gel, Türkiye'de krizin önüne geç. Önlem al. Türkiye gelmekte olan krizi kavramış değil. Tedbir arayışı yok. Bu kriz maalesef çok ağır bedel ödetecektir. Krizi gerçekte yaşayanlar olan işsiz kalan vatandaşımız olacak" dedi.