Gündem
  • 12.1.2010 16:09

BDP'DEN "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ" ELEŞTİRİSİ

Yaman, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, demokratik değişim ve dönüşüm talepleri karşısında son direnişlerini sergileyen statükocu kesimin, toplumlar arası bir çatışmayı başlatabilmek için sokak linçlerini, ırkçı saldırıları körüklediğini savundu.
Manisa'nın Selendi ilçesinde yaşanan olaya değinen Yaman, Roman vatandaşların, karşı karşıya kaldığı linç girişiminin ardından "sürgüne gönderilmelerinin" ibret verici olduğunu ifade ederek, bu saldırıyı kimlerin organize ettiğinin açığa çıkarılmasını istedi.
AK Parti'nin 7 yıllık iktidarında, büyük çoğunluğu Kürtlere karşı olmak üzere 40'ı aşkın linç girişimi yaşandığını iddia eden Yaman, hükümetin bu linçleri önlemek yerine seyirci kalarak sessizliğini koruduğunu ileri sürdü.

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ-

Nuri Yaman, ''hükümetin, askeri vesayet rejimine karşı etkili bir siyasal mücadele vermediğini'' savunarak,hükümetin, demokrasinin ve özgürlüklerin önünü tıkayan mevcut sistemi değiştirme yerine, onu onarma ve restorasyon çabası içerisine girdiğini dile getirdi. Yaman, şöyle devam etti:
''Seçim meydanlarında yeni anayasa sözü verenler ve toplumu bu vaatlerle sömürenler, iktidara geldiklerinde ne yazık ki 367 gerekçesinin arkasına sığınmaktadırlar. Aslında hükümetin buna niyeti ve cesareti yoktur. Daha doğrusu suya taş atarak, Anayasanın sahiplerini ürkütmek istememektedirler. Onlara göre, sistemde, anayasada hiçbir sorun yok. Sorun sadece uygulamadadır. AKP, açıkça darbe anayasasını savunur duruma gelmiştir.
AKP'nin bünyesi, değişim dönüşüme kapalıdır. Kimse kendisini kandırmamalıdır. AKP, sığınılacak bir demokrasi limanı hiçbir zaman olmamıştır, olamaz da...''
Demokratik açılımı da eleştiren Yaman, ''Açılım adı altındaki açmazlarının geldiği nokta şu olmuştur: Kürt açılımı kelepçeye, Roman açılımı sürgüne, Alevi açılımı da oyalamaya dönüşmüştür'' diye konuştu.
Halkın seçilmiş iradeleri tutuklanırken, AK Parti'nin söz ettiği açılımı anlamakta güçlük çektiklerini ifade eden Yaman, ''Tutuklu siyasetçileri, belediye başkanlarını serbest bırakın. Kürt halkından özür dileyin'' diye konuştu.

-KOZMİK ODADAKİ ARAMALAR-

Kozmik odaya girilmesi ve her şeyin araştırılması gerektiğini, ancak bu aramaların sadece hükümete yönelik bir takım girişimlerle sınırlı tutulmasının yanlış olacağını ileri süren Yaman, sözlerine şöyle devam etti:
''Kozmik odayla bağlantılı olarak dikkatleri bir başka noktaya daha çekmek istiyorum. Orduyla hükümet arasındaki anlaşmayı içeren bir protokol var. Kısa ismi EMASYA olan Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü.
Bu protokol, 28 Şubat 1997'deki post-modern darbenin ardından, 7 Temmuz 1997'de Genelkurmay ile dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı arasında imzalandı.
EMASYA Protokolü, çok açık bir biçimde askerin sivil otorite üzerindeki etkinliğini arttırmakta, yerellerdeki mülki amirlikleri, adeta EMASYA Komutanlıklarının emri altına sokmaktadır. Eğer hükümet samimiyse önce bu demokrasi dışı yapılanmaları derhal sona erdirmelidir.''

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 11:13

İLGİLİ HABERLER