Gündem
  • 8.4.2002 12:46

"BEN TEHDİT DEĞİLİM" DİYEN NAZLI ILICAK, AİHM'YE BAŞVURDU

KAYNAK : Haber Vitrini ANKARA- FP'nin kapatılmasına neden olduğu gerekçesiyle milletvekilliği düşürülerek 5 yıl siyasetten yasaklanmasına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuran Nazlı Ilıcak, "Merve Kavakçı'nın faturasının kendisine kesildiğini" söyledi. Ilıcak başvurusunda, kendisini savunurken, "Rahibe okulunda okudum. Laik Cumhuriye'te karşı tehdit değilim. 1974'ten beri yazdığım hiçbir makaleden dolayı hakkımda laik Cumhuriyet'e karşı olmaktan dava açılmadı. Tersine laik Cumhuriyet'i savunan pek çok yazım var" dedi. Nazlı Ilıcak, FP adına Recai Kutan'ın yaptığı başvurunun ardından milletvekilliğinin düşürülerek 5 yıl siyasetten yasaklanmasına karşı AİHM'e kişisel başvuruda bulundu. Ilıcak başvurusunda, Anayasa Mahkemesi'nin kendisiyle ilgili milletvekilliğinin düşürülmesi ve 5 yıl siyaset yasağı cezasıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılanmaya ilişkin 6'ıncı, düşünce özgürlüğünü düzenleyen 10'uncu ve örgütlenme özgürlüğüyle ilgili 11'inci maddelerinin ihlal ettiğini savundu. NEYLE SUÇLANDIĞIMI BİLMİYORUM Ilıcak başvurusunda, Yargıtay Başsavcısı tarafından kendisine yöneltilen suçlamaları tam olarak hiçbir zaman öğrenemediğini bu iddiaların belirsiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne sürdü. Ilıcak'ın başvurusu şöyle: ".Başsavcı (Kan emen vampirler) gibi, FP yöneticilerinin ve üyelerinin dini istismar ettiğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Demirel ve Başbakan Ecevit'in sözlerini tekrarlayarak iddialarını sürdürüyor. Bunlar somut sözler değil. Hakkımdaki iddialar, bütün ayrıntılarıyla bana bildirilmeli ve savunmam alınmalıydı. Benim laiklik karşıtı hareket ettiğimi ileri süren Başsavcı, sadece Kayseri'de yaptığım ve başörtüsü yasağını eleştirdiğim bir konuşmayı ele alıyor, bir de Merve Kavakçı ile Genel Kurul salonuna girmemi. Üstelik başörtüsü ile Meclis'e gelmeyi yasaklayan hiçbir hüküm bulunmuyor. FP'YE NİÇİN KATILDIM İnancından dolayı başını örten hanımlar da TBMM'de temsil edilmeli. Çünkü Parlamento'ya toplumun farklı düşünceleri ve eğilimleri yansıyabilmeli. FP ülkedeki değişik kutupları birbirine yaklaştırmak fonksiyonunu icra edebilir kanaatiyle bu partiye katıldım. Milletvekili adaylarının tesbitinde hiçbir yetkim bulunmuyordu. Merve Kavakçı ile Genel Kurul salonuna birlikte girdik. İkimiz de İstanbul milletvekiliydik. Merve Kavakçı'ya destek olmak amacıyla FP milletvekilleri onu alkışlıyorlardı. Ben bir çatışma olmasın diye FP'lileri yatıştırmaya gayret ettim. KAVAKÇI'YI BEN SEÇTİRMEDİM Meclis'teki yemin töreninin ertesi günü, Kavakçı'yı savunmak için düzenlenen basın toplantısına iştirak edenlerin hiçbiri siyasi yasak kapsamına alınmazken sadece benim alınmam keyfiliğin açık bir örneği. FP'de milletvekili aday tespitinde hiçbir rolüm olmadı. BAŞÖRTÜSÜ CUMHURİYETİ YIKMAZ Türkiye'de kadının kıyafetini düzenleyen, başörtüsü takmasını yasaklayan hiçbir yasa hükmü olmadığı gibi, Meclis'te milletvekillerinin başı açık gelmeleri şartı mevcut değildir. Bu durumda kanunda bulunmayan bir suç ihdas edilmiştir. Sözleşme'nin 10'uncu maddesi, düşünce hürriyeti ile ilişkilidir. Başörtüsünün serbest kalmasını savunmak, laik Cumhuriyet'i yıkmayı istemek anlamına gelmez. Demokratik bir düzen içinde milletvekilleri, ülkenin sosyal ve politik meselelerini özgürce tartışabilmeli. Düşünce özgürlüğü, özellikle siyasi aktörler açısından çok önemli. Seçilmiş üyeler, demokrasinin işleyişinde ağırlıklı bir rol üstlenmiş bulunuyor. FP DE BENİ SAVUNMADI Anayasa Mahkemesi'nde savunma hakkım elimden alındı. Böylece adil yargılama hakkı ihlal edildi. Savunma hakkıma saygı gösterilmediği gibi, parti adına bu görevi üstlenenlerce de savunulmadım" TEHDİT DEĞİLİM Bir rahibe okulunda yatılı okudum. Daha sonra İsviçre'nin Lozan kentinde Siyaset Bilimi tahsili yaptım. Babam ve dayım çeşitli dönemlerde milletvekilliği ve bakanlık yaptı. Babamın izinden giderek Türkiye'de demokrasiyi ve plüralizmi savunuyorum. Ben laik Cumhuriyet açısından bir tehdit değilim. Ayrıca bu karar, demokratik toplum gereklerine uygun değil, demokratik bir toplumda acil bir sosyal ihtiyaca cevap vermiyor. Devletin rolü, farklı düşünce ve inançların, demokratik toplumda barış içinde yaşamasını sağlamaktır. 1974'ten beri gazetelerde makaleler yazmaktayım. Hiçbir yazımdan dolayı, laik Cumhuriyet'e karşı olduğum gerekçesiyle yargılanmadım. Aksine laik Cumhuriyet'i savunan pek çok yazım var" Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 16:19

İLGİLİ HABERLER