Gündem
  • 14.9.2016 12:07

Çatalhöyük'te işsiz bir buluş

Noksansız bulunduğu için “eşsiz” diye nitelendirilen insan figürü 17 santimetre boyunda.

1960'lı yıllarda İngiliz Arkeolog James Mellaart ve ekibi tarafından keşfedilen Konya Çatalhöyük'te, Prof. Dr. Ian Hodder başkanlığında gerçekleştirilen 2016 yılı kazı çalışmalarında bir kadın figürü bulundu.

Çatalhöyük’te eşsiz keşif

Çatalhöyük'ün üst seviyelerindeki mermerimsi taştan yapılmış olan heykelin M.Ö.8000-5500- Neolitik Dönem'e ait olduğu belirlendi. Yüksek kalitede işçilikle yapılması ve vücudunun tüm parçalarının noksansız olması nedeniyle "eşsiz" olarak nitelendirilen insan figürü 17 santimetre yüksekliğinde ve 1 kilogram ağırlığında.

Türkiye'deki Arkeolojik kazılarda bulunan eserler

Anadolu toprakları, çok eski zamanlardan beri insanların yerleştiği yerlerden biri olması bir çok uygarlığın bu bölgede yaşamalarının ve aynı zamanda bir çok tarihi eser bırakmalarının nedenidir. Bu yüzden ülkenin her yanında tarihi eserlere rastlamak mümkündür. Kültürel varlıkların korunması için 1970 UNESCO Sözleşmesi, Avrupa Arkeolojik Mirasın Korunması Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalara rağmen, "kültür varlıkları yerinde güzeldir" anlayışından uzak birçok ülke, Anadolu topraklarından çıkarılan tarihi eserleri iade etmemek için direnirken, bu tarihi eserlerin Türkiye'ye geri getirilmesi için mücadeleler de sürdürülüyor.

Tarihin en önemli arkeolojik buluntuları arasında sayılan Troya eserleri, Çanakkale'deki antik kentte Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından gün ışığına çıkarıldı. MÖ 2300-2800 yılları arasına ait tarihi hazinenin, Schliemann ve eşi tarafından 1871-1890 yılları arasında yurt dışına kaçırıldığı biliniyor. Eserlerin bir bölümü Berlin'de, bir kısmı da Rusya'da Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi ile St. Petersburg'daki Hermitage Müzesinde bulunuyor.

Diyarbakır il sınırları içinde bulunan Ziyaret Tepe arkeolojik kazı alanından iki yıl önce çıkarılan kil tabletteki yazının 2,500 yıl önceye dayanan unutulmuş bir dil olduğu tahmin ediliyor. Ziyaret Tepe höyüğündeki kazı çalışmaları sırasında çıkarılan kil tablet üzerindeki çalışmalar uzun yıllar devam etti.

Tabletin üzerinde Asurca çivi yazısı ile yazılmış 60 kadın ismi var.

Yenikapı'daki Marmaray kazısı sırasında ortaya çıkan eserler, İstanbul'un tarihi mirasını 8 bin 500 yıl öncesine götürdü. İstanbul Üniversitesi (İÜ) tarafından yürütülen projede, replikası yapılarak yüzdürülmesi düşünülen batık gemiden çıkan ahşap defter, günümüzde tablet bilgisayarın atası kabul ediliyor.

Hatay'ın Reyhanlı İlçesi Demirköprü Köyü yakınlarındaki Tell Tayinat höyüğünde, Toronto Üniversitesi'nden Prof. Dr. Timothy Harrison başkanlığındaki 8 ülkeden 47 kişilik ekip, Hitit dönemine ait kral heykeli buldu. Hitit Kralı 2. Şuppiluliuma'ya ait olduğu anlaşılan heykelin bir elinde mızrak, bir elinde başak figürü yer alıyor.

Arka kısmında "Şuppiluliuma" ifadesi bulunan ve bazalt taşından yapılan heykel, 1.5 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 1.5 ton ağırlığında. Heykelin en büyük özelliğiyse gözlerinin özel taştan siyah beyaz olarak yapılıp sonradan takılmış olması.

Sagalassos Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan Aslan ayağı üzerine monte edilen güneş saatinin sadece gündüz vakitlerini gösterilebiliyor. Sagalassos'ta yapılan kazılarda Heron önünde bulunan güneş saati. Saat M.S. 2'nci yüzyıldan beri insanlara zamanı gösteriyor.

 

Güncellenme Tarihi : 14.9.2016 12:15

İLGİLİ HABERLER