ÇELİK, BAHÇELİ'YE KAHVALTIYI HATIRLATTI
AK Parti Adana Milletvekili Ömer Çelik'in kürsüye çıktığı sırada Türkiye Gençlik Birliği'nden iki kişi Meclis dinleyici locasında protesto girişiminde bulundu.
Protestoların ardından konuşmasına devam eden Adana Milletvekili Ömer Çelik: "Bu ülkede inanç gruplarında pek çok kesimin çok ciddi insan hakları olması siyasetçilere şöyle bir sorumluluk yükler. Siyasetçiler bu sorumluluklardan kaçamazlar çözmek zorundadırlar.
Bunlar yüksek siyasi sorumluluk gerçek bir cesaret gerektirmektedir. Bu vizyona sahip olanlar bugünkü riskleri seve seve göze alırlar. Biz AK Parti olarak bu riskleri seve seve göze alıyoruz. Risk almak istemeyenler bu meseleleri sümenaltı ederler ve milletin zarar görmesine sebep olurlar. Yaptıkları şeye güzel derler ve daha sonra yaptıkları ise buna engel çıkarmaktır.
Türkiye bu sorunu kim çözerse kazançlı olan biz olacağız peki çözemez ise kazançlı kim olacaktır birazda buna çözüm arayın.
Çelik'in konuşması sürekli milletvekilleri tarafından kesilmek istenince TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin müdahale etti.
Devlet nihayetinde bir mekanizmadır. Bunu işleten kimdir? Yine bu sorumluluğa sahip olanların kim olduğu raporda ifade ediliyor. 1996'da yayımlanmış. 'Bugüne değin çözüm adeta taşeron kullanırcasına güvenlik güçlerine havale edilmiştir. Çözümün sorunu güvenlikçiler değil siyasetçilerdir. Bugün hükümetin başlattığı milli birlik ve kardeşlik projesi aslında demokratikleşme süreci kapsamında ana eksen dışında birşey söylenmiyor.
Salı günkü CHP sözcüsü, Dersim olaylarını bugünkü sorunun çözümü için örnek olarak gösteriyor. O zamanlar işgal kuvvetlerine verilen mücadele ile Türkiye içindeki müdahaleleri eşit tutuyor. Kendi milletine ve tarihine bu kadar yabancı olarak bakılabilir mi? Bir emekli diplomat Türk Milleti'ne neyi öneriyor İsim değiştirmek bizim de hakkımız böyle bir mantık olabilir mi? Dersim olayları gibi olaylar tarihin acı hatıralarıdır. Biz kendi vicdanımızda hatırlamak istemeyiz. Bugün için örnek gösterilmesi tam bir basiretsizliktir. Bundan sonra siyasette örnekler değil hayatı ve mutluluğu kutsayan örnekler olmalıdır. Rapor yayınlamak yetmiyor.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği gibi halkın arasına gitmeliyiz. Rapor yayınlamalıyız ama uygulamaya geldiğinde son derece gerici bir yaklaşımın içerisine girebilirsiniz.
CHP'nin hazırlamış olduğu raporda;İster güvenlik güçlerimiz ve askerlerimiz olsun ister ona silah doğrultan kandırılmış gençler olsun hepsi bizim çocuklarımızdır. Akmakta olan kan kardeş kanıdır' bu yaklaşımı getiren CHP'nin Habur'da yaşanan görüntüleri iddia ederek AK Parti'yi bölücü olarak haklı mı? Bu tip konularda konuşurken çok dikkat etmek lazım, lafın nereye gittiğine çok dikkat etmek lazım. Hele hele de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na bir söz söylerken çok çok dikkat etmek lazım. Mustafa Kemal Atatürk'ün haricinde yurt dışında adına miting düzenlenen tek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dır.
Bu kadar rapor yayınlayan bir partinin hükümetin her yaptığı yanlıştır diyen partinin söylediği soğuk birşey önümüze geliyor mu gelmiyor. Diyor ki dağdakilere söyle insinler sen niye söylemiyorsun?
Evinde kitap olanlar baksın olmayanlar internetten Merhum Türkeş'in Milli Ahlak konuşmasını okusun sonra bunu konuşsun. Sayın Bahçeli'nin 2008'de bir kahvaltıda söylediği sözleri tekrar bir okuyalım 'Bu konular meclis dışına taşarsa çocuklarla gelişir iç çatışmayla iyi veya kötü şekillenir Türkiye için kötü olur' demiyorki bize küresel güçlerin talimatı ile bu işleri yapıyorsunuz demiyor şimdi ben size vallahi abdestten bahsediyorsunuz bir kere de Mescid-i Aksa'ya yapılanları protesto edin göreyim sizi.
BÜYÜK BİR SORUN VAR BUNA ACİL MÜDAHALE EDİLMELİDİR
Taviz vermek isteyenlerle almak isteyenlerin hepsi küçük azınlıklardır büyük millet bugün hakkaniyet içerisinde muhterem geçmişimize ecdadımıza ne diyeceğiz diyorsunuz peki geleceğinize ne söyleyeceksiniz?
Bugün saygı ile andığımız devlet büyüklerimizin hepsi Türklüğü başkalarının haklarına saygı, farklılıklara saygının ismi olarak gördüler. Türklüğe hiçbir zaman farklı bir anlam yüklemediler. Bu terör örgütünün bitmesi dediğiniz mesele Türkiye ağır bir buhran içine girmiş, terörün stratejik uyguladığı bir meseleyi biz size 0 terörle teslim ettik diye yalan yanlış bilgi veriyorlar. Bu ülkemize biraz güvenmek lazım. Bu ülkeye güvenmek demek bu coğrafyayı savunmak demek savunmacı bir refleksle olmaz. Demokratileşme vatandaşımızın hakkıdır. Türkiye artık bölgede bir barış yapıcı unsur olarak görülüyor. Şimdi diyorlarki bu proje dış kaynaklıdır. Eğer herhangi bir yerden emir alacak hükümet olsaydık, o zaman komşularımızla İran'la Suriye ile yapılan ilişkilere yükselen sesleri dinlerdik. Türkiye'nin ekseninin kaydığını iddia edenler Türkiye'nin büyümesini kabul edemeyenlerdir. Kürt sorunu faili meçhuller sorunu değildir. O sebeple bu oturumlar tarihi oturumlardır. Bakınız kürt meselesi yılladır farklı dinamitlerle beslenerek bugüne geldi. AK Parti'nin buradaki pozisyonu hükümetimizin başlattığı açılıma tam destek vermektir. Bununla ilgili önemli adımlar atıldı. Hatta CHP'nin raphorlarında eğitimin, sağlığın yerel yönetimlere verilmesi konusunda notlar vardır. Bütün bunlar ortaya konulurken büyük bir sorun var demektir. Muhalefetin bu sorunun çözülmesi için hükümeti sıkıştırması gerekiyordu ama şimdi hükümet bu girişimde bulunuyor muhalefet yanaşmıyor.
Bu adımların her biri bu millet adacıklarını oluşturacak varlıkları yok etmektir. Üstelik bu sorunu oluşturanda biz değiliz. Özellikle genç kardeşlerim Türkiye'nin bu noktaya nasıl geldiğini düşünüyorsanız bu kalp seni unuturmu diye bir dizi var oradaki Diyarbakır Cezaevi'ndeki görüntüleri izleyin. AK Parti'nin kalbi sizi unutmaz. Demokratikleşme süreci bir açılım bir devlet projesidir. Terör örgütünün silahsızlandırılması ve etkisizleştirilmesidir. Devletin terör örgütü ile mücadeleden vazgeçtiği bir yalandır. Olayı tüm boyutları ile ele alarak ortaya koyuyoruz. Başkalarının risk gördüğü grupları ortaya koyuyoruz. Tek hedef vardır. Biz AK Parti olarak bu sorunun başladığı günden bugün çok daha kararlıyız ve bu sorunu çözmek bize düştüğü için Allah'a hamd ediyoruz. Burada asıl sorulması gereken soru şudur her seferinde tarih olarak bize 30 Şubat'ı verdiniz. Bu doğru bir süreçtir doğru bir açılımdır. AK Parti tek başına kalsa bile milletten aldığı irade ile bu yola devam edecektir. Burada güç aldığımız en önemli mesele siysaet felsefemizdir. Cumhuriyetin kırılgan savunmacı olmadığını düşünüyoruz. Yurtta Sulh Cihanda sulh irade konularak gerçekleştirilmelidir. Bunun gereği de Yurtta demokrasi dünyada demokrasidir. Vergisini verirken, askere giderken ayrıma uğramayan vatandaşlarımız başka ayrıma da uğramamalıdır. Şark planını biliyoruz. Bütün tehditlerinin farkındayız adını biliyoruz.