Gündem
  • 8.11.2003 14:53

CEM VAKFI BAŞKANI DOĞAN'DAN BAŞBAKAN ERDOĞAN'A AĞIR ELEŞTİRİ

ERSAN KARAOĞLU İSTANBUL - Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın Almanya'da Aleviler'e yönelik yaptığı konuşmayı eleştirerek, ''Laik Cumhuriyetin Sayın Başbakanı, kimin inançlarının hangi dine ya da kültürel kalıba gireceğine siyasi kimliğini unutup karar veremez. Laik Cumhuriyetin Başbakanı olmaktan çok sünni cemaat çoğunluğunun temsilcisi din adamı üslubu ile konuşamaz'' dedi. 2 gün sürecek olan Cem Vakfı Anadolu İnanç ve Önderleri 3. Toplantısı'nın ilki, Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, ANAP Genel Başkanı Ali Talip Özdemir, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, eski bakanlar Yıldırım Aktuna, Namık Kemal Zeybek, Ufuk Söylemez, Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan ve Anadolu'daki vakıfların dini önderlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, ''Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Türk halkının tümünü, her kişi ve kesimi yanına, arkasına alarak başarıya ulaştırdığı Kurtuluş Savaşı sonrasında devletin inançlar karşısında tarafsız kalması ve devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrılığı ilkesi üzerine oturttuğu yeni devlet modeline ölümünden sonra bağlı kalınabilseydi, böyle bir toplantıyı yapmazdık. Çünkü yurttaşlar bu devlet modelinde ırkları, renkleri, siyasi felsefe ve kanaatleri ne olursa olsun, yasalar önünde farklı muameleye tabii tutulmayacaklar. Eşit muameleye tabii olacaklardır. Türkiye'de 1960'lara kadar bazı aksamalar, devam eden laik yapı, 1965'lerden sonra uluslararası konjenktörün de etkisiyle rayından çıkmaya başlamış ve herkese göre değişen dini referanslara dayalı düzeni devlet, özellikle Alevi-İslam inancını taşıyan yurttaşların hayatı üzerinde önemli ve olumsuz etkiler doğurmuştur'' dedi. Türkiye'de ihtiyaçtan çok fazla cami inşaatına, on binlerce ehliyetli ehliyetsiz Kur'an kursu ve her yıl on binlerce Diyanet Teşkilatı kadrosu artırımına devletin genel bütçesinden yüzlerce trilyon lira pay ayırmasının, gereğinden fazla imam-hatip okulu açılması ile sonuçlandığının da altını çizen İzzettin Doğan, ''Bununla da yetinilmeyerek 82 Anayasası'na din dersleri mecburi ders olarak konulmuştur. 82 Anayasası'nın uygulanmaya konmasından itibaren okutulan din derslerinin uygulamada sadece sünni-İslam anlayışını yansıtması, Türk sosyal yaşamında vahim gelişmelerin yaşanabileceği tehlikeli bir zeminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Devleti yönetenlerin bu aymazlıklarının laik cumhuriyeti sünni cumhuriyete dönüştürme çabalarının sonuçlarının görüldüğü yer Almanya gibi Türk yurttaşlarının sayıca yoğun yaşadıkları yerlerdir. 1997'de cumhuriyet hükümeti, Alevi yurttaşların inançları ile devlet organlarının dışında bırakılmasının tehlikelerini, görüşmemiz sonrasında kabul etmiştir. Ancak verdikleri sözlere rağmen devlet bütçesinden Alevi yurttaşlara herhangi bir pay ayrılmadı ve aynı durum bugünlere kadar devam etti. Sözlerimizi öyle ya da böyle önemsemeyen siyasi partiler, bugün etkisiz ve yetkisizdirler'' diye konuştu. ''SORUNU ÇÖZEMEZSENİZ, BU DURUM TÜRKİYE'NİN ÇIKARINA OLMAZ'' Bugün tek partili siyasi iktidara aynı iyi niyetle seslendiğini söyleyen ve bu sorunun çözülmesini isteyen Doğan, ''Sorunu çözmezseniz, bu durum Türkiye'nin çıkarına olmaz. Yeni siyasi iktidar Arap anlayışının dışında İslam anlayışının olmayacağını ifade eden bir tutumu pervasızca açıklamakta bir sakınca görmüyor. Hem de Berlin'de yabancı bir lisede, tüm basın ve medya önünde Sayın Başbakan, Aleviliğin bir kültür olduğunu, cemevlerinin camilerle kıyaslanamayacağını, cemevlerinin ibadethane olamayacağını, İslam'da ibadethanenin yalnızca camiler olacağını ifade eden sözler söyleme cesaretini gösterebilmiştir. Bu yaklaşımı çok yadırgadık ve ayıplıyoruz. Laik cumhuriyetin Sayın Başbakanı, kimin inançlarının hangi dine ya da kültürel kalıba gireceğine siyasi kimliğini unutup karar veremez. Laik cumhuriyetin Başbakanı olmaktan çok sünni cemaat çoğunluğunun temsilcisi din adamı üslubu ile konuşamaz. Sayın Başbakan'ın tek özür dileme yolu Alevi yurttaşlara İslam'ı nasıl algılayıp uyguluyorsa o şekilde devletin kendilerine hizmet vereceğini söylemesi ve sözlerinin amacını aştığını herkesin huzurunda beyan etmesidir. Başbakanın Almanya konuşması partinin gerçek niyetleri ve laik cumhuriyet düşüncesine bağlılığı konusunda çok ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Bu şüpheleri gidermenin tek ve en inanılır yolu, Alevi yurttaşlarının 31 Ağustos 2000 yılında 6 noktada oy birliği ile kabul edilen isteklerini benimseyip hayata geçirmesi, yeni yasal düzenlemeleri hızla gerçekleştirmesidir'' dedi. Doğan'ın ardından söz alan ANAP Genel Başkanı Ali Talip Özdemir ise İzzettin Doğan'ın konuşmalarına aynen katıldığını söyleyerek, bunun hükümet tarafından duyulmasını ve Aleviler'in şartlarının kabul edilmesini istediğini, cemevlerine devletin kaynak aktarması gerektiğini kaydetti. Doğan'a destek verdiğini söyleyen Kültür eski Bakanı Namık Kemal Zeybek de şunları söyledi: ''İzzettin Doğan'ın sözleri tarihe geçecektir. Bu konuşmanın altına imzamı ve yüreğimi koyuyorum. Türkiye'de bir yanlış düzeltilecek, Alevi-İslam Din İşleri Başkanlığı kurulacaktır. Bunun başka çaresi yoktur. Alevilik ve Bektaşilik ne marjinaldir, ne İslam dışıdır, Müslümanlığın özüdür. Biz azınlık hakkı değil tarihi değerlere bakarsak çoğunluğun hakkını istiyoruz. 20 yy.'ın Hacı Bektaşi Velisi Atatürk'tür. Atatürk döneminde Avrupa, önünde diz çöküyordu. Atatürk'ün din anlayışı, Hacı Bektaşi Veli'nin din anlayışıdır.'' Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:00

İLGİLİ HABERLER