ÇETİN DOĞAN YOĞUN BAKIMDA!..
İSTANBUL - BALYOZ Güvenlik Harekat Planı davasında hakkında yakalama kararı çıkartılan ve teslim olmak üzere İstanbul’a gelirken Bodrum Milas Havalimanı’nda yakalanarak gözaltına alınan 1’inci Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan kalp krizi geçirme riski olduğu gerekçesi ile Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yoğun bakım servisine yatırıldı.
Emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri ve Albay Dursun Çiçek’in avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak yakalama kararının geri alınmasını, alınmadığı taktirde itirazın değerlendirilmesi için İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini istedi.
Avukat Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz ayrıca yakalama kararı çıkartan hakimler Davut Bedir, Ali Efendi Peksak ve Murat Üründü hakkında da reddi hakim talebinde bulundu.
DAHA ÖNCE KAÇMADILAR
Mahkemeye verilen yakamala kararına itiraz dilekçesinde sanıklar hakkında daha öncede yakalama kararı çıktığı hatırlatılarak "Bu süreçte tutuklama şartları çerçevesinde sayılan “kaçma" ve “delilleri karartma“ yönünde bir eylem içinde olmamışlardır" denilerek yakalama kararını öğrenir öğrenmez adliyeye gelerek teslim oldukları belirtildi.
Balyoz Güvenlik Harekat Planı davasının görüleceği İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin tensip kararının usul ve esas açısından bir çok hukuka aykırılığı içinde barıdırdığı ifade edilen dilekçede şunlara yer veridi: "Yakalama kararını veren mahkeme bu dosyanın sınıklarının daha önce tahliye edildiğini ve özgür olmalarının bir mahkeme kararına bağlı bulunduğunu görmezden gelmiştir. Sayın mahkeme hukukta yok sayılacak bir karar ile ’yakalama emri’ vermiştir. Mahkemenin bu kararı hiç kuşkusuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkına da aykırılık oluşturmaktadır. Çünkü mahkemelerin bir kaç ay ya da gün aralığı ile birbirine tamamen farklı kararlar vermesi, bir tahliye, bir tutukluluk şeklinde bu kararların değişmessi çıplak gözle dahi görülecek bir AİHS ihlalidir. Mahkeme bu ihlali gidermek için bir AİHM kararı beklemek yerine ivedi olarak kendisi bu hatadan dönmelidir." Emekli Orgeneral Çetin Doğan ve emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’nin Balyoz Güvenlik Harekat Planı soruşturması kapsamında daha önce iki kez tutuklandığı hatırlatılan dilekçede davanın görüleceği İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Ali Efendi Peksak’ın ilk tutuklamayı yapan hakim olduğu belirtildi.
YARGIÇLARA EMANET EDİLEN GÜCÜN HUKUK DIŞI KULLANIMI
Hakim Ali Efendi Peksak’ın da imzasının bulunduğu 102 kişi hakkındaki yakalama kararının daha önce Ali Efendi Peksak tarafından verilen tutuklama kararı ile aynı gerekçeleri içerdiği ifade edilen dilekçede, "Dünyada örneği görülmeyecek şekilde müvekkilerimizle birlikte toplam 102 kişinin yakalanması yakalanmasına ilişkin karardaki gerekçesizlik de yine aynı soyut husuları içermektedir. Gerekçesizlik keyfilik demektir. Gerekçe hem sanığı, hem vekilini hem de yargıcın kendisini tatmin edecek ölçüde açık net ve somut olmalı sanığın ve avukatının düşündüğü tüm sorulara yanıt vermelidir. 102 sanık hakkında yakalama kararı çıkarılması, bu tutuklama ya da yakalama kararına gösterilen gerekçe, yargıçlara emanet edilen gücün hukuk dışında kullanılmasından ibarettir. Bu gerekçe hukukumuzun temelini oluşturan tüm değerleri (toplumsal ya da demokratik değerler de dahil) tahrip edici niteliktedir" denildi.
POLİSLER ASKER KORUMLARA SALDIRDI
Celal Ülgen yaptığı açıklamada Çetin Doğan’ın dün 17.45 uçağı ile İstanbul’a gelirken Bodrum Milas Havalimanı’nda yakalama kararı olduğu gerekçesi ile polisler tarafından alı konulduğunu belirtetek şunları söyledi: "Polisler ’sizin yakalanmanız var. Bu nedenle sizi uçakla gönderemeyiz, sizi alıkoyacağız’ demişler. Çetin Paşa da ’Kardeşim bunu sağır sultan biliyor. İstanbul’a gidiyorum. Biletim İstanbul’a, uçak İstanbul uçağı. Haber verin İstanbul’da uçaktan inince gelsin alsınlar. Kaldı ki ben sabah adliyeye gideceğim’ demiş. Bu itiraza rağmen polis alıkoymaya devam edince devreye Milas başsavcısı giriyor ve savcı polis nezaretinde uçakla İstanbul’a gönderilmesini sağlıyor. Ancak uçak havaalanında 45 dakika bekletiliyor. Bu arada Milas savcılığı ile irtibat kurulmadan önce bazı polisler Çetin Paşa’nın asker olan korumalarına saldırılıyor ve birini yumrukluyorlar."
KALP KRİZİ GEÇİRME RİSKİ VAR
Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın yaşadığı yoğun stres nedeniyle Atatürk Havalimanı’na indikten sonra Adli Tıp Kurumu’na götürülerek doktor kontrolunden geçirildiğini ifade eden avukat Celal Ülgen, "Burada yapılan kontrolün ardından doktor kalp krizi riski bulunduğunu belirterek bu haliyle Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderemeyeceğini, normal bir vatandaş da olsa evine gönderemeyeceğini söyledi. Çetin Paşa’yı İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’ne sevk etti. Burada yapılan tetkikler sonrasında da daha önce muayenesi yapılan Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderildi. Gece saat 03.00’de yatışı yapıldı. Çetin Paşa geceyi yoğun bakımda geçirdi. Şu anda da yoğun bakımda. Kalp krizi tehditi devam ediyor" dedi.
Müvekkili emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’nin de İstanbul’a geldiğini belireten avukat Celal Ülgen, "Gelişmelere göre bir şekilde getirip teslim edeceğiz. Bir gazetede yakalamanın uygulanmayacağı yazılmıştı. Milas savcısı sisteme girdiğinde yakalama kararının kaydedildiğini gördü. Yani böyle bir şey yok. Süha Tanyeri’nin gelip gelmeyeceğini görüşmemiz belirleyecek. Reddi hakim talebinde de bulunduğumuz için şu anda bu gelişmeleri izliyoruz" dedi.
Av. Celal Ülgen, İrtaci ile Mücadele Eylem Planı’nın altında ıslak imzası bulunduğu gerekçesi ile tutuklu yargılanan Dursun Çiçek hakkında Balyoz Güvenlik Harekat Planı davasında da yakalama çıkartılmasının anlamsız olduğunu söyledi.
-DİLEKÇELER-
Avukatlar Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz tarafından İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine Çetin Doğan, Süha Tanyeri ve Dursun Çiçek hakkındaki yakalama emirlerine ilişkin verilen itiraz dilekçesinde, bu kararı veren mahkemenin, dosyanın sanıklarının daha önce tahliye edildiğini ve özgür olmalarının mahkeme kararına bağlı bulunduğunu görmezden geldiği belirtildi.
Mahkemenin, hukukta yok sayılacak bir karar ile yakalama emri verdiği ifade edilen dilekçede, ''Mahkemenin bu kararı hiç kuşkusuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına da aykırılık oluşturmaktadır. Çünkü mahkemelerin birkaç ay ya da gün aralığı ile birbirine tamamen farklı kararlar vermesi, bir tahliye, bir tutukluluk şeklinde bu kararların değişmesi çıplak gözle dahi görülecek bir Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlalidir. Mahkeme bu ihlali gidermek için bir AİHM kararı beklemek yerine ivedi olarak kendisi bu hatadan dönmelidir'' denildi.
Bu kişilerin kamuoyunda sahip oldukları saygınlık ve geçmişte yaptığı görevler ile düzenli bir aile yaşantısı bulunması hususlarının da tutuklama tedbiri için koşulların oluşmadığını gösterdiği belirtilen dilekçede, mahkemenin kararının keyfi olduğu iddia edildi.
Dilekçenin sonunda, söz konusu kişiler hakkında çıkarılan yakalama emrinin kaldırılması, bu talebin reddedilmesi durumunda dilekçenin bir üst mahkemeye gönderilmesi istendi.
Aynı avukatlar tarafından mahkemeye verilen reddihakim talebini içeren dilekçede ise soruşturmanın başlangıç aşamasında sorguladığı tüm sanıklar hakkında tutuklama kararı veren İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin üye hakimi Ali Efendi Peksak'ın tarafsız ve bağımsız hareket etmediği hususunda kuvvetli şüphe oluştuğu kaydedildi.
Dilekçede, mahkemenin tensip zaptının hukuka aykırı olduğu ifade edilerek, ''İhsas-ı reyde bulunan, dosyaya mahkemece salıverilme tarihinden sonra tutuklamayı gerektiren herhangi bir yeni kanıt ve belge girmemiş olmasına karşın tutuklama koşulları ile yakalama emri düzenleyen, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun hükümlerini bilerek uygulamayan, tutuklama kararına somut, açık ve doyurucu gerekçe göstermeyip 'kılıf gerekçe' gösteren, hukukun gücünü değil gücün hukukunu uygulayan, böylece yargıçların yansız olması ilkesini çiğneyen hakimler Davut Bedir, Ali Efendi Peksak ve Murat Üründü'yü toplu olarak reddediyoruz'' denildi.
Bu arada, sanık tümgeneraller İhsan Balabanlı ve Bulut Ömer Mirmiroğlu hakkında çıkarılan yakalama emrine de avukatları tarafından itiraz edildi.