Gündem
  • 20.11.2014 09:49

Davutoğlu'ndan İmralı açıklaması

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT'de, 'Başbakan'la Özel Yayın' programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu, çözüm sürecinin sadece siyasal ve sosyal barışı öngörmediğini, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasının da önemli araçlarından biri olduğunu ifade etti. “Ne olursa olsun biz çözüm sürecini başarıya ulaştırma yönünde kararlıyız” diyen Davutoğlu, “Bu konuda herhangi bir ispat durumunda değiliz çünkü attığımız her adım kararlı tutumumun göstergesidir. Ama karşımızda da tek bir taraf yok. Çözüm sürecinin tarafı nihayette halkımızdır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Kürt vatandaşlarımızdır, oradaki bütün sivil toplum kuruluşlarıdır, bütün siyasi partilerdir. Şu ana kadar çok ciddi mesafeler alınmıştır. 6-7 Ekim olayları ekonomimize zarar vermiştir. Türkiye'de bir anlamda ciddi bir tepki de görmüştür ama nihai kertede 6-7 Ekim olayları Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımızın da tepkisini görmüştür. Bu da çözüm sürecinin toplum olarak bütünüyle sahiplenildiğini ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

Siyasetin, Merkez Bankası’na müdahale ettiği iddialarını değerlendiren Davutoğlu, “1990'lı yıllarda makalelerimde de yazmıştım. 90'lı yıllarda Doğu Avrupa’daki demokratikleşme dönüşümünün en önemli motor güçlerinden biri Alman Merkez Bankası’ydı. Birçok Doğu Avrupa ülkesinde paralar çökünce, o zaman daha Avro’ya geçilmediği için Alman markı kullanılmaya başlandı. Bunu şunun için zikrediyorum; siyasi alan ile ekonomik alanı, ekonomik alanda da finansal alanı, reel sektör alanını birbirinden mutlak anlamda koparmak mümkün değildir. Bu, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı karşısında söylenmiş bir çerçeve de değil. Merkez Bankası, kendi parasal politikalarını ortaya koyarken rasyonel bir karar mekanizması içinde koyar. Bu ancak ve ancak hükümetlerin bütüncül politikaları içinde anlam taşır” ifadelerini kullandı.

“TARIM POLİTİKALARINDAN FAİZ POLİTİKALARINI AYIRT ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Başbakan Davutoğlu, Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmesini bekleyip beklemediği yönündeki bir soruya, “Mayıs ayındaki beklenti, bu aylara doğru yüzde 6'ya doğru gerilemesi olmadı. Normalde yaz aylarında düşmesi beklenen tarım ürünleri fiyatları biraz da kuraklık sebebiyle yüksek çıktı. Peki, bu neyi gösteriyor? Tarım politikalarıyla ilgili bir husus Merkez Bankası’nın beklentilerini etkileyebiliyor. Dolayısıyla tarım politikalarından faiz politikalarını ya da enflasyon politikalarını ayırt etmek mümkün değildir. Herhangi bir sektörden ayırt etmek mümkün değildir” diye cevap verdi.

Merkez Bankası’nın nihayetinde bir ekonomik bütünlük içinde hareket ettiğini belirten Davutoğlu, “Nihai ekonomik politika belirleme yetkisi de hesap sorulabilme yetkisi de hükümettedir. Hükümetin bu konuda söyleyeceği husus, Merkez Bankası’na irrasyonel bir politika yöneltilmesi de değildir. Aksine sağlıklı koordinasyon, en doğru zamanda doğru politikaların belirlenmesini sağlar. Dünyada faiz oranları aşağıya doğru çekilirken Türkiye’nin de bu faiz oranlarında reel sektörü teşvik edecek şekilde bir düşüş içine girmesi beklentisi reel sektörde olur tabii. Enflasyon oranları ile faiz oranları arasındaki ilişkinin bu anlamda rasyonel bir şekilde tanımlanması ve dünya ekonomi politiğindeki gelişmelerle ülke ekonomisi arasındaki irtibatın doğru gözlenerek, önemli olan öngörülebilir bir ekonomik istikrarın sağlanmasıdır. Parasal endikasyonlar ya da finansal ve mali endikasyonlar ülkedeki reel üretimin bir yansımasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Dünyanın her yerinde siyasi iktidarlarla merkez bankaları arasında çok daha fazla iletişimin olduğu bir döneme girildiğini ifade eden Davutoğlu, şunları ifade etti:
“Şu anki yapı içinde dahi bir takım kısıtlayıcı yaklaşımlar yerine daha açık bir şekilde konular iletişim içinde konuşulduğunda, birçok problemin aşılacağı kanaatindeyim ama gerektiğinde her türlü tedbir alınır. Şu anda Türkiye’nin siyasi istikrarı ile ekonomik istikrarımızın bu derece önemli olduğu ve aslında işleyişte de bu anlamda bir sıkıntının olmadığı bir dönemde hepimizin yoğunlaşması gereken bu istikrarın nasıl korunacağıdır. Bir ülkenin kalkınma ve büyüme hedefleri gerçekleşmeden siyasi istikrar olmaz. Siyasi istikrarın olmadığı yerlere bakınız; kalkınma ve büyüme rakamlarının düştüğü yerlerdir bunlar.”

Temelde Merkez Bankasının politikalarının mutlaka büyümeye ve reel sektöre ön açacak şekilde olması lazım. Enflasyonla büyüme arasında kaçınılmaz bir çelişki varmış gibi bir yaklaşımla faiz politikalarını buna göre belirlediğinizde aslında bir kısır döngüye girmeye başlıyorsunuz. Halbuki, ülkenin kaynaklarıyla arz talep dengesine dayalı bir büyümeyi öngördüğünüzde, ortaya çıkacak olan yeni denge daha yukarıda ve enflasyonla faizin yeniden belirlendiği daha üst bir düzeyde ortaya çıkar.”

“2 SEÇİME RAĞMEN SİYASİ İSTİKRARI KORUDUK”
2014 yılında yapılan 2 seçime rağmen siyasi istikrarın korunduğunun altını çizen Başbakan Davutoğlu, “Siyasi istikrarı korumakla birlikte 62. Hükümeti kurar kurmaz ilk yaptığımız şey orta vadeli programı açıklamaktı. Dolayısıyla makro ekonomik istikrar konusunda da bir perspektif öngörü ortaya koyduk. Şimdi üçüncü ayak olan sektörel reformlar… yani yapısal reformları tamamıyla reel sektörden alıp kalkınmanın altyapısını oluşturacak 25 yapısal reform programı uyguladık" şeklinde konuştu.

“DOĞRU OLDUĞUNA İNANDIĞIMIZ İÇİN YAPTIK”
Başbakan Davutoğlu, PKK ile görüşülmesi hususunda, “Aslında talep ve beklenti açısından bakıldığında, nihayet bir sorun varsa, sorunun çözülmesi için bir çerçeve oluşturulacaksa, bu sorunun tarafı olan ve bu sorundan bir çözüm bekleyenlerin talepleri, beklentileri ne olurdu? Bu günlerde, 1990'lı yıllarda yazılan bazı raporlar, 1996'da mesela CHP’nin hazırladığı Kürt raporu var… O yıllarda dile getirilen talepleri arka arkaya koyduğumuzda, ne denmiş mesela? 'OHAL kalksın' kalktı. 'Kürtçe rahatlıkla konuşulabilsin, yayın yapılsın' olmuş. 'Hapishanelerde Kürtçe yasağı kalksın' yapılmış. 'Kürtçe konusunda enstitü açılsın' açılmış. 'Kürtçe özel okullarda okutulsun' yapılmış. Biz bunları yaparken müzakere ederek, 'Şunu yaparsanız biz karşılığında şunu yaparız' diye yapmadık. İnsanların en doğal hakları olan hususlarda zaten siyasal bakışımız evrensel bakış olduğu için AK Parti olarak geldiğimiz andan itibaren hep bu perspektiften baktığımız için, bunları bir müzakere sonucunda yapmadık, doğru olduğuna inandığımız için yaptık. Bu ülkeyi bütünleştireceğine inandığımız için yaptık”. 

Davutoğlu: Çözüm sürecini bütün taraflarla yürütüyoruz
Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP-İmralı görüşmelerini değerlendirerek, çözüm sürecini bütün taraflarla yürüttüklerini söyledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Irak ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, bu ziyaretin birçok açıdan önemli olduğuna işaret ederek, "Birincisi yeni hükümet kuruldu. Sayın Abadi başladı. Kendisiyle bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştik. Sayın Caferi ülkemizi ziyaret etti ve Sayın Abadi'nin davetini bizzat kendisi ifade etti.

İkincisi, Irak'ta son dönemde ortaya çıkan güvenlik şartları sadece Irak'ı ilgilendirmiyor. IŞİD'in dolaştığı yeni tehdit Irak güvenlik hattında ciddi riskler oluşturuyor. Üçüncüsü ise Irak'ta 2009 yılında kurduğumuz Yüksek Düzeyli İşbirliği Stratejisi vardı. Irak'ta son 2-3 yıl içinde yaşanan iç istikrarsızlıklar dolayısıyla bu çalışmada bir aksama söz konusu olmuştu. Şimdi bu mekanizmaya ivme katma amacımız var. Sıra Irak tarafındaydı. Bu ziyaretimiz, yeni Irak hükümetini tebrik etmek hem de bölgedeki güvenlik şartlarını istişare etmek. Önümüzdeki takvim çerçevesinde en kısa süre içinde Sayın Abadi Ankara'ya gelecek ve yüksek düzeyli işbirliği stratejisi toplantısı gerçekleştireceğiz. Irak'taki her toplum kesimiyle Türkiye'nin derin akrabalık ilişkileri mevcuttur. Irak'ta bir gerilim olduğunda da öncelikle Türkiye'ye yansımaktadır. Irak'ta seçimler dolayısıyla yaşanan değişiklikler, bütün tarafların içine alındığı sürecin ortaya konması herkesten çok Türkiye'yi memnun etmiştir. Irak'taki bütün siyasi, dini, etnik gruplar Türkiye'nin dostudur. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Irak birçok özelliği itibarıyla kücük bir ortadoğu niteliği taşımaktadır. Irak'ın istikrarı tüm bölge için önemlidir. Ümit ederiz ki Irak en kısa zamanda terör tehdidinden kurtulur, iç bütnüğülüğü sağlam bir teminat altına alır" ifadelerini kullandı.

Ekonomik ilişkiler bağlamında da Irak'la Türkiye'nin yakın bir ilişkisi olduğunu anlatan Davutoğlu, "Irak, iç huzura kavuştuğunda doğal kalkınmayla kalkınma planlarını finanse edecek bir yapıya sahip. Bu çerçevede Türkiye'in Irak'a yapacağı çok büyük katkılar var. Ümit ederim bu ziyaretimiz inşallah yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır" diye konuştu.

Bağdat'taki görüşmelere müteakip Erbil'e geçeceğini belirten Davutoğlu, "Enerji, güvenlik konuları, her türlü teröre karşı yapılacak çalışmaları ele alacağız. Bütün Iraklı siyasi liderlerle görüşmeler gerçekleştireceğiz. Mesut Barzani ve Neçirvan Barzani'yle görüşmeler yapıp ülkemize döneceğim" dedi.

HDP-İMRALI GÖRÜŞMELERİ
Başbakan Davutoğlu, açıklaması sonrası gazetecilerin sorularını cevapladı. HDP'nin İmralı'ya gidiş tarihiyle ilgili bir gelişme olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, "Bu tür gidiş-gelişler bir çerçeve içine oturtulduğu zaman anlam taşıyor. Sadece ziyaretin oluyor olması çözüm süreci bağlamında nihai hedef değildir. Her gidiş gelişin mutlaka bir çerçeveye oturması lazım. Biz bu çerçeveyi 1 Ekim'de çizmiştik. Avustralya ziyaretim öncesinde, bu güven ortamının tekrar sağlanabilmesi için atılacak adımları konuşmuştuk. Bu dönemde HDP'den gelen açıklamalar, Başbakan yardımcımızla yapılan görüşmeler Avusturalya ziyareti belli bir plan çerçevesinde oluşturulan hususlardı. Olumlu bir yeni ortam oluşmuştur ancak bu yeni ortamın ileri aşamaya gitmesi için dün arkadaşlarımızla değerlendirmeler yaptık, tekrar yapacağız. Önemli olan burada, bundan sonraki atılacak adımlar ve sözün işleyişi bağlamında bir ortak zemin oluşturmak, yoksa salt gidiş-geliş değil sadece. Sonrası ile ilgili silahların ve şiddetin tümüyle terkedilmesi perspektifini taşıyacak görüşmelerin yapılması. Çözüm süreci bütün taraflarla yürütüyoruz. Bu konuda aldığımız mesafe açıktır. Herkesin buna katkıda bulunabilmesi için yeni ortam, olumlu gelişmeler çerçevesinde önümüzdeki günlerde adımlar atılır. Kamu düzeni konusunda hassasiyet korunacak, bu konuda taviz vermeyiz" diye konuştu.

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER VE JOE BIDEN'İN TÜRKİYE'YE GELİŞİ
Suriye'de yaşanan gelişmeler ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'in Türkiye'ye yapacağı ziyarete ilişkin bir soru üzerine, Davutoğlu, "Geçtiğimiz günlerde Avustralya'da Sayın Obama ile bir görüşmemiz oldu. Önümüzdeki takvim itibarıyla Türkiye ile ABD'nin atacağı ortak adımları da o görüşmede ele almıştık. Biz, açık ve net bir tutum ortaya koyduk. Türkiye, entegre bir strateji gördüğünde her türlü desteği verir. Nitekim, Kobani'de bizim de verdiğimiz desteklerle Özgür Suriye Ordusu, peşmerge güçlerinin araya geçmesi gibi, belli bir statik durağanlık oldu.

Aynı dönemde bu sefer Halep'te neler yaşandığını hepimiz görüyoruz. Demek ki bir şehrin sorununu çözmek Suriye'nin sorununu çözmek anlamına gelmiyor. Bu tür palyatif çözümler yerine bütüncül bir stratejide anlaşmak lazım. Bu tür stratejide bizim için olmazsa olmaz unsurları var. Bunların başında mülteci akınının olmaması. Bütün ülkelerin duyarlı olması lazım. Mülteciler konusu maalesef kamuoyunda ikinci plana düşüyor. Siyasi bir perspektifle Suriye'de yeni bir, halkın bütün kesimlerini temsil eden değişim sürecinin başlaması. IŞİD tehdidi hepimizin üzerinde mutabık kaldığı bir husus. Aynı şekilde Esad'ın varlığında artık Suriye'de siyasetin gerçekleşmeyeceği mutabık kaldığı bir husus. Sayın Obama ile yaptığımız görüşmelerde Suriye siyasetinde Esad'ın yer olmayacağı konusunda Amerika tarafından açıklamalar var. Joe Biden ile akşam yemeğinde birlikte olacağız, ertesi sabah Atlantik Konseyi'nin enerji konferansında ortak platformda konuşma yapacağız. Benim Irak'ta yapacağım görüşmeler de önem taşıyor. Irak'ta güvenlik konusunda atılacak adımlarla Suriye'de atılacak adımlarda bir bütünlük olması lazım. Bu nihai bir süreçtir, bir görüşmeden, bir ziyaretten bütün konuların çözülmesi beklenmez ama ortak bir perspektifte çalışmak en önemli husus" açıklamasında bulundu.

Ana Uçağı'yla Irak'a hareket eden Başbakan Davutoğlu'na Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli de refakat etti. 

 

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 00:12

İLGİLİ HABERLER