Gündem
  • 13.1.2003 19:35

DERVİŞ ALMANLARA OSMANLIYI ANLATTI !..

MESUT YETER BERLİN - Alman Friedirich Ebert Vakfı'nın (FES) düzenlediği "İkinci Güney Genişleme Eşiğinde Avrupa Birliği" konferansında konuşan eski Ekonomi Bakanı ve CHP Milletvekili Kemal Derviş, "laik ve modern bir Türkiye ile AB'nin çok daha güçlü bir konuma geleceğinin" altını çizerek, "kendisinin de tüm dünyayı tek bir devletin yönetmesine karşı olduğunu, ancak, AB unsurunun Türkiye'yi içine alarak dengeyi sağlayacağını" vurguladı. Friedrich Ebert Vakfı'nın, başkent Berlin'de düzenlediği konferansı, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Osman Korutürk, Başkonsolos Aydın Durusoy, Çalışma Ataşesi Kemal Ramoğlu ile çok sayıda Alman politikacı ile sivil toplum örgütü temsilcileri izledi. Konferansın açılış konuşmasını yapan Sosyal Demokrat Partisi (SPD) MKYK Türkiye Koordinasyon Grubu üyesi ve Federal Ekonomi ve Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Gerd Andres, AB bünyesinde Türkiye için 2. sınıf bir üyelik düşünmediklerini belirterek, "Kıbrıs sorununun Türkiye ile bağlantılı olduğunu" söyledi. Andres, "Denktaş'ın onayını bekliyoruz. Türkiye'nin de önünü açacak karar verilmeli" diyerek dolaylı göndermede bulundu, "Siyasi gelişmelerin istenilen düzeyde olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak, ekonomik gelişmeler ise çok iyi düzeyde. Avrupa Birliği'nin ticaret hacmi Türkiye ile 1995 yılında 22.5 milyar Euro iken, 2000 yılında bu rakam 47 milyar Euro'ya yükseldi. Bu hacimden en fazla Almanya menfaat sağlamıştır. Ben bir süre sonra Türkiye'nin tam üye olacağına inanıyorum" dedi. VAKIFLARIN DURUMUNU MERAKLA BEKLİYORUZ Konuşmasında, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'de (DGM) görülen Alman vakıfları davasına da değinen Andres, "bir hukuk devleti ülkesinde casusluk suçlamasının çok hafif bir şekilde ele alınmaması gerektiğini" ifade etti. Tarafsız ve bağımsız Türk mahkemelerinin alacağı kararı merakla beklediklerini dile getiren Andres, Türk adaletine güvenlerinin sonsuz olduğunu kaydetti. DİN FAKTÖRÜ BAHANE EDİLEMEZ Konferansta Türkiye'nin neden Avrupa Birliği'ne tam üye olması gerektiğini tarihi, sosyal, kültürel, coğrafi ve stratejik gerekçelere dayandırarak izah eden Kemal Derviş, Müslüman olan Osmanlı İmparatorluğu'nun hep Batı'ya, Balkanlar'a yöneldiğini anlattı. Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu'nun önce siyasi, daha sonra dini ağırlığı olduğuna dikkat çeken Derviş, İstanbul'un hem Hristiyan Roma'da, hem de Müslüman Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentliğini yapan tek Batılı şehir olduğunu belirterek, "Hem tarihi, hem de dini olarak Avrupalıyız. Kültürel ve yaşam biçimi ile Avrupalı değildir diyenlere de bir çift sözüm var . Bizim müziğimiz, Yunan ve Bulgar müziği ile Norveç'in Bulgar müziğinden daha birbirine yakın. 700 yıl birlikte yaşadık. Etnik olarak karıştık. Avrupa Birliği'ne, Portekiz ile İspanya'dan daha önce ortak olduk" dedi. Ekonomik verilere de değinen Derviş, Türkiye'de kişi başına düşen milli gelirin Polonya'nın çok az gerisinde olduğunu ancak, Bulgaristan veya Romanya'dan daha ileride olduğunu işaret etti. Derviş, "Türk endüstrisi çok güçlü ve dinamik. Geçen yıl tüm dünya konjonktöründe gerileme olurken, ihracatı yüzde 11arttı. Daha çok çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Böylesine dinamik bir yapı ile Birliğin gücü daha da artacaktır. Din faktörüne gelince, Müslümanlar Avrupa'da zaten yaşıyorlar. Fransa'da Almanya'da, İngiltere'de, daha önemlisi Balkanlar'da. 2001 yılından sonra oluşturulmaya çalışılan dinler savaşı çok tehlikeli. Avrupa, bunu önlemek istiyorsa içine Türkiye'yi de almalı. Balkanlar'da ve diğer bölgelerde bu dengeye acilen ihtiyacımız var" diye konuştu. Öte yandan SPD'nin Federal Meclis Avrupa Politikası Grup Sözcüsü Günter Gloser'in yönettiği konferansta, Verheugen kabinesinde başkan yardımcısı olan Christian Danielsson, Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Komisyonu Başkanı Mechtild Rothe, bilim ve politika vakfı temsilcisi Heinz Kramer, gazeteci Niels Kadritzke bir konuşma yaptı. Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:08

İLGİLİ HABERLER