Gündem
  • 13.9.2006 13:39

DİYANET HAC DA YENİLİĞE GİTTİ

UĞUR ALICI
ANKARA  - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, yaklaşan Ramazan ayı nedeniyle tüm Müslümanlar'ı, bu ayda verilecek iftar yemekleri konusunda uyardı.


Başkan Bardakoğlu, "Sayısız güzellikleriyle manevi hayatımızı kuşatan bu rahmet ikliminde, öksüz ve yetimler sevindirilmeli, kimsesizlerin yanında olunmalı, hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç olanların imdadına koşulmalı, israf ve gösterişe kaçan iftar davetleri yerine fakir ve muhtaçların da katıldığı sofralar tercih edilmelidir" çağrısında bulundu.


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, geçtiğimiz günlerde Ankara Kızılcahamam'da "İl Müftüleri Hizmet İçi Eğitim Semineri" toplantısında ele alınan konular hakkında bilgi verdi ve bu toplantı sonrasında 6 sayfadan oluşan sonuç bildirgesini açıkladı. Prof. Dr. Bardakoğlu, seminerin düzenlenme amacının; dinin doğru anlaşılması, toplumun din konusunda aydınlatılması ve din hizmetlerinin daha iyi seviyeye çıkarılması, ortaya çıkan yeni ihtiyaç ve beklentilerin yerinde ve zamanında karşılanabilmesi için yapılan hizmetleri sürekli değerlendirmek ve yapılacak olanları da planlama gerekmekte olduğunu kaydetti. Başkan Bardakoğlu, Türkiye'de son çeyrek asra bakıldığında yazılı ve görsel medyada, üniversitelerde, aydınlar, bürokratlar ve halk arasında, sokakta ve ailede, genelde dinin özelde İslam'ın çokça konuşulan ve çeşitli yönleriyle devamlı tartışılan konular arasında yer aldığının görülmekte olduğunu ifade ederek, kontrolsüz iletişim araçları, bilgiye ulaşmadaki yoksunluk ve yetersizlik gibi çeşitli nedenlerle İslam dini hakkında bilgilerin yetersiz, dağınık, ön yargılı, taassup ve hurafeyle iç içe olduğunun görülmekte olduğunu vurguladı.
Başkan Bardakoğlu, yaklaşan Ramazan ayına, dış ülkelerdeki iç çekişmeler ve savaşlarla içte ise asırlardır bir arada karşılıklı sevgi ve barış, saygı ve huzur içinde yaşayan Türk milletinin birlik ve dirliğine yönelik terör olaylarıyla girildiğine belirterek, "göz yaşlarının dinmesi gerektiğini" söyledi. Ramazan ayının feyz, rahmet ve bereket ayı olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, medyaya seslendi. Geçen yıl ki Ramazan ayında medyanın bu görevi layıkıyla yerine getirdiğini ifade eden Bardakoğlu, "Basın yayın organlarımızın bu yıl da aynı tutumu devam ettirmesi kamuoyunun ortak beklentisidir. Toplumda din duygusunun bir ayrıştırmaya meydan vermeden olumlu yönde gelişebilmesi ve istismarın önlenebilmesi için medyada yapılacak din içerikli yorumların magazin üslubuyla dini tartışmaların yapılmaması, dinin özünün saptırılmaması gerekir. Medyadan bu özeni sadece Ramazanlar'da değil, bütün zamanlarda göstermesini beklemekteyiz" şeklinde konuştu.

KIZ ÇOCUKLARINA POZİTİF AYRIMCILIK
Bardakoğlu, alınan karar gereği il ve ilçe müftülüklerce o, bölgelerde imkansızlık ve fakirlik nedeniyle okula gönderilemeyen kıç çocuklarının eğitim giderlerinin üstlenileceğini açıkladı. Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın eğitimin öneminin farkında olduğu gerçeğiyle geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı'na, Başkanlık çalışanlarının maaşlarından yapılan kesintilerle 3 adet ilk öğretim okulu yaptırılıp teslim edildiğini anımsattı. Bu yılda alınan karar gereği, Türkiye genelinde kız çocuklarına yönelik pozitif ayrımcılık uygulanarak, eğitim masraflarının karşılanacağını söyledi.


Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki çalışanların yüksekokul ve fakülte mezunu olanların yüzde 6 olduğunu, toplum tarafından da artık ülkenin en ücra köşesinde hizmet veren din görevlisinin en az 4 yıllık dini yüksek öğrenim mezunu olmasının ortak talep olduğunu hatırlatarak, YÖK'e ihtiyacın giderilebilmesi için İlahiyat Fakültesi kontenjan sayılarının artırması gerektiğini bildirdi. Bardakoğlu, "Ne var ki, Başkanlığımızın yıllık personel ihtiyacıyla İlahiyat Fakülteleri'nin yıllık mezun sayısı mukayese edildiğinde, ne ortada ne de uzun vadede bu hedefin gerçekleşmesi mümkün görülmemektedir. Bu konuda yetkililerin ve toplumun bilgi ve kültür seviyesini yükseltmeyi en büyük görev kabul eden üniversite yönetimlerinin acilen tedbir alması bir zorunluluk arz etmektedir" açıklamasında bulundu.
Bardokoğlu, YÖK'e kontenjan sayısının artırılması çağrısına benzer bir çağrıyı da hükümete yaptı. Bardakoğlu, Başkanlığa bağlı 77 bin camiinin yaklaşık 15 bininde din görevlisi olmadığını, buralarda cemaatin ve halkın görevlendirdiği, tayin ettiği fahri imamların görev yaptığına dikkat çekti. Kadrosuzluğun getireceği toplumsal ve dini yönden tehlikelere de dikkat çeken Bardakoğlu, şöyle konuştu:


"Camilerin yapımından itibaren Başkanlığın stdn görülmekte olduğunu ifade ederek, kontrolsüz iletiöz hakkına sahip olması, her ilde ibadete hazır camilerden kadrosuz camilere kadro temin edilmesi, kadrosu olup boş bulunanlara personel atanabilmesi halen başkanlığın önünde duran temel sorunlardan biri olup, bu konuda gerekli adımların atılması istikrarlı ve sağlıklı bir din hizmetinin verilebilmesi ve toplumun doğru dini bilgiye aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır."

CAMİ İMAMININ ÖLDÜRÜLMESİ
Bardakoğlu, İsmailağa Cami İmamı'nın öldürülmesi olayını "Müessif olay" diye değerlendirirken, "Bütün camiamızı derinden üzmüştür" dedi. İşlenen cinayetin sevgi, barış, kardeşlik ve insan hayatına saygının anlatıldığı bir mabette yapılmış olmasının, katilin yargısız infaza tabi tutularak yine cami içinde öldürülmüş olmasını üzüntülerini daha da artırdığını belirten Bardakoğlu, "Bu tür hadiselerin insani ve dini yönden kabul edilebilir hiçbir tarafı yoktur. Emekli bir din görevlimizin camide dini sohbet yaparken bir saldırıya maruz kalıp öldürülmesi ne kadar üzücü ise öldüren şahsın cami içinde öldürülmesi de o kadar üzücü olmuştur" diye konuştu.


Bardakoğlu, cinayet olayındaki her 2 olayın de dinen günah, hukuken suç olduğu gibi toplum düzenini temelden sarsan, Türkiye'nin barış ortamını ve hoşgörüyü dayalı dini hayat hakkında olumsuz bir imaj oluşturmak isteyenlere fırsat veren kaygı verici bir gelişme olarak değerlendirdi. Bardakoğlu bu konuda yaptığı açıklamada, konuyla ilgili olarak Başkanlıkları'nın bir takım ithamlara maruz bırakılmasının da üzüntülerini daha da artırdığını bildirdi. Bardakoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:


"Çok boyutlu bu tür hadiseleri başkanlığımızın denetim eksikliğiyle izah etmek, hem doğru değil, hem de kolaycı bir yaklaşım olur. Zira camii denetimi, camiye gelenleri kimliklerini, aidiyatlarını, kılık kıyafetlerini kontrol etmek değil, anlatılan dinin İslam'ın özüne, verilen hizmetin yasalara, Cumhuriyet'in ilkelerine, evrensel değerlere ve toplumsal mutabakatlara uygunluğunu sağlamaya yöneliktir. Başkanlığımıza düşen bu yöndeki çabalarını titizlikle sürdürmek, yanlış ve indirgemeci dini anlayış ve uygulamaları düzeltmek için bütün imkanlarını seferber etmektir."


Ali Bardakoğlu, haç organizasyonlarında iyileştirme çabalarının sürdüğünü belirterek, bu yılki organizasyonun yemekli olduğunu açıkladı. Bardakoğlu, organizasyondaki bu değişimle birlikte bayan hacıların hac farizalarını yerine getirmek için yemek ve bulaşık gibi bir sorundan kurtardıklarını, eşleriyle birlikte eşit bir şekilde ibadetlerini daha rahat yapabileceklerini kaydetti. Bardakoğlu, haç kontenjanında geçen yıldan bekleyen hacılara, şehit ailelerinin yakınlarına öncelik verildiğini belirterek, hacıların Mekke ve Medine ikamet edecekleri ev ve otellerde iyileştirmeler yapıldığı bilgisini verdi.


Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 03:34

İLGİLİ HABERLER