Gündem
  • 5.5.2009 17:26

EMİNE AYNA'DAN KATLİAMA GARİP YORUM

DTP'nin Meclis Grup Toplantısında bir konuşma yapan Genel Başkan Yardımcısı Ayna, dün gece Mardin'in Mazıdağ ilçesinde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan olayda Türkiye'nin son yılların en büyük katliamına tanık olduğunu söyledi. Bir düğüne yapılan kanlı saldırıda aralarında çocukların ve kadınların da bulunduğu 48 kişinin vahşice katledildiğini ifade eden Ayna, olayda 3 kişinin de ağır yaralandığını belirtti. Ayna, "Öncelikli olarak bu kanlı saldırıda yaşamlarını yitiren insanlarımıza tanrıdan rahmet, ailelerine ve yakınlarına da başsağlığı ve sabır diliyoruz. Üzüntümüz büyüktür" dedi.

Ayna şu ifadeleri kullandı: "Mardin'deki olay her ne kadar aile içi çatışma olarak yansıtılsa da bizzat devlet eliyle yürürlüğe konulan Kürdü Kürde kırdırma politikasının bir sonucudur. Olay, koruculuk sisteminin lağvedilmesi yönündeki çağrılarımızın ne denli haklı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Çünkü bu sistem oldukça tehlikeli bir sistemdir. Gerçekleştirilen katliam, eline devletin silahını alan, arkasında devletin gücünü hisseden korucuların kendi ailelerini bile acımasızca ortadan kaldırabileceğini, aynı zamanda bu güçlerin daha başka neler yapabileceğini de açıkça göstermektedir. Tecavüz, faili meçhul cinayet, adam kaçırma ve uyuşturucu ticareti başta olmak üzere her türlü karanlık faaliyet koruculuk sisteminin ürettiği suçlar haline gelmiştir. Devlet suç işleyen korucuları, PKK'ye karşı savaştığı gerekçesiyle kollamış, arkalarını sıvazlamıştır. İşte arkasında bu gücü hisseden korucular dünkü katliamı gerçekleştirmiştir."

"SİLAHLAR DEVLETE Mİ AİT?"

O insanları katleden silahlar ve kurşunların devlete ait olup olmadığının açıklanmasını isteyen Ayna, bu konuda kuşku duymadıklarını belirtti. DTP'nin demokratik siyaset anlayışının gelişmesinin devlet eliyle engellendiği ve koruculuk sisteminin zorla geliştirildiği yerlerde yine devlet eliyle feodalitenin gerici yönlerinin özellikle korunduğunu öne süren Ayna, bu olayın da devletin bu yaklaşımının sonucu olduğunu belirtti.

"DENİZ GEZMİŞ’İN ‘YAŞASIN KÜRT VE TÜRK HAKLARININ KARDEŞLİĞİ’ SLOGANI"

37 yıl önce 6 Mayıs 1972'de tarihe kara bir sayfa eklendiğini kaydeden Ayna, 68 hareketinin öncülerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edildiklerini hatırlattı. Ayna, 40 yıl önce bir grup Dev Genç'linin yaptıklarının, bugün bile halen tarihi anlam ve önemini koruduğunu söyledi. 68 gençliğinin bütün dünyaya bir devrim armağan ettiğini ifade eden Ayna, dünyada, demokratikleşmeyi geri dönüşü olmayan bir şekilde başlattıklarını ve bu sürecin hala devam ettiğini dile getirdi. 1972'de Denizleri idam eden zihniyetin bugün de varlığını sürdürdüğünü ve demokrasinin, özgürlüklerin Türkiye'de yerleşmemesi için her türlü baskı ve şiddet politikasını uygulamaktan kaçınmadığını anlatan Ayna, DTP'ye yönelik gözaltı ve tutuklama furyasının da bu baskı düzeyinin geldiği ve gidebileceği noktayı gösterdiğini ifade etti.

Ayna şunları söyledi: "Darbenin daha inceltilmiş şekliyle karşı karşıyayız. Bu, seçimlerde halkın iradesini arkasına alan ve Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümü sürecinde önemli rol oynayacak olan partimize karşı siyaset alanını daraltma girişimidir. Savaşa karşı demokratik çözüm çizgisini ortaya koyan bizlere siyaset yolu değil dağın yolu gösterilmektedir. DTP, Kürt sorununun silahla, şiddetle çözülemeyeceğini savunan tek parti olması nedeniyle hedeftir. Bugün siyasal yaşamımızda yer alan 50'yi aşkın parti Kürt sorununu terör sorunu olarak görmekte ve çözüm olarak da askeri operasyonları, savaşı dayatmaktadır. İşte bu terör tanımı etrafında birleşen ve militarizme, kana, gözyaşına yol açan bu tek sesliliği bozduğumuz için partimiz hedef haline gelmiştir."

Ayna, 14 Nisan'da başlayan operasyonlar kapsamında Diyarbakır'da 51, Mardin'de 20, Adıyaman'da 18, Aydın'da 5, Kocaeli'nde 6, Ankara'da 2, İzmir'de 10, İstanbul'da 7, Batman'da 13, Mersin'de 1, Bitlis'te 30, Ağrı'da 23, Ardahan'da 3, Iğdır'da 12, Şırnak'ta 20, Van'da 1 olmak üzere toplam 222 DTP'linin tutuklandığını açıkladı. 'Türkiye geçmişiyle yüzleşmeli, karanlıklar aydınlığa çıkartılmalı' dedikçe ürken, korkan güç odaklarının üzerlerine geldiğini söyleyen Ayna, gerginliklerin sorumlusu olarak DTP'nin gösterilmeye çalışılmasının, gerçekleri ters yüz etme girişiminin bir sonucu olduğunu savundu.

Ayna, konuşmasında DTP’ye yönelik ‘onların normal bir siyasetçi gibi davranması lazım" diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de yanıt verdi. Ayna, “Normal olan bir halkın kimliğini inkar etmek, kültürünü sömürmek asimile etmek midir? Normal olan sizin ve diğer partilerin yaptığı gibi savaş çığırtkanlığı ile halkları birbirine düşürmek ve gençlerin ölümlerini izlemek midir? Sayın Cumhurbaşkanı normal olmayan bir politika izleyen sizler ve sizlerin en az 30 yıllık siyasi geçmişinizdir." dedi.

Grup toplantısında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un ‘DTP Meclis’te olduğu sürece TBMM’ye gelmeyecekleri’ yönündeki sözlerini de değerlendiren Emine Ayna, şöyle konuştu:

“Demokratik bir ülkede bir askerin devlet başkanı gibi çıkıp saatlerce konuşması normal midir? Madem siyasete bu denli meyillisiniz o halde çıkarın üzerinizdeki üniformayı ve siyasete girin. Mustafa Kemal ‘üniformayla siyaset olmaz’ diyerek askerle-siyaset arasına bir sınır çekmemiş miydi? Kemalizmi, laikliği sadece kendi statükolarının ve çıkarlarının devamı için gerekli bir araç olarak kullanmaktadırlar. DTP’nin sivil duruşu, onların apoletlerini deşifre etmektedir. Genelkurmay Başkanı ‘O partiyle aynı çatı altında olamayız’ diyor. Partimiz sayesinde asker parlamentodan çekilmek zorunda kalmıştır.

-“PARTİMİZE OY VERENLERE KAPI GÖSTERİLİYOR"

DTP ile aynı çatı altında olmayacaklarını söyleyen Genelkurmay Başkanı’na “Partimize oy veren milyonları ne yapacaksınız? diye soran Ayna, sadece partilerinin değil Kürt halkının da hedef alındığını öne sürdü. Ayna, “Genelkurmay Başkanının sözleri, ‘DTP’ye oy veren milyonların da dışlandığı’ onlara kapının gösterildiği anlamına gelmektedir. Bu, ‘Beğenmeyenler gitsin’ sözüne yansıyan ‘ya sev ya terk et’ mantığının bir tezahürüdür. Bu da gösteriyor ki; Hükümetle Genelkurmay, kimlik ve kültürel hak talebinde bulunan Kürtlerin bu isteminin bastırılması konusunda anlaşmışlardır. “diye konuştu.

"ÇÖZÜMSÜZLÜK POLİTİKASININ BEDELİNİ TÜRK HALKI ÖDÜYOR"

Yıllardır 'sorunu ortadan kaldırıyoruz, bitiriyoruz' diyerek halkı kandırmaya çalışanların bir kez daha aynı yöntemleri uygulamaya çalıştıklarını ifade eden Ayna, denenmiş, sonuçta iflas etmiş politika ve yöntemlerle bu sorunun nasıl bitirileceğini sordu. PKK'nın Kürt sorununun çözümsüzlüğünün bir sonucu olduğunu öne süren Ayna, bu çözümsüzlük politikasının bedelini Türkiye halkının ödediğini kaydetti. Operasyonlar devam ettikçe evlere, ocaklara bir kez daha ateş düştüğünü belirten Ayna, savaştan beslenenler iktidarlarını korusun diye gençlerin öldüğünü söyledi. Bu çözümsüzlüğün ve çatışmalı sürecin bu şekilde sürdürülmesinin mümkün olmadığını ifade eden Ayna, buna karşın bölgede operasyonların dalga dalga yayıldığını anlattı.

Ayna, "Hükümeti buradan bir kez daha uyarıyoruz. Gittiğiniz yol, yol değildir. Yürüttüğünüz politika ölme ve öldürme politikasıdır. Yarın yaşanacakların sorumlusu siz olacaksınız ve tarih önünde hesap sizden sorulacaktır" diye konuştu. Operasyonların durdurulmasını isteyen Ayna, Türkiye halkından gizlenerek alttan alta yürütülen savaş hazırlıklarından biran önce vazgeçilmesi gerektiğini bildirdi. 1 Haziran'a kadar olan çatışmasızlık sürecinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ayna, "1 Haziran sürecini boşa çıkartma ve sabote etmeye dönük operasyon hazırlıklarından vazgeçin" dedi. Terör örgütü PKK'nın her şeye rağmen eylemsizlik kararında halen ısrarlı olduğunu ifade eden Ayna, PKK'yı çatışma çizgisine çekme ve zorlamaya dönük girişimlerin Türkiye'ye kazandırmayacağını, tam tersine kaybettireceğini dile getirdi. Geçen hafta Başbakan'a bir görüşme talebinde bulunduklarını hatırlatan Ayna, amaçlarının sorumlu muhalefetin gereği olarak gelişen tehlikeli süreç konusundaki kaygılarını ve çözüm önerilerini paylaşmak olduğunu söyledi.

"ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERDE KABİNEDEKİ EN BÜYÜK DEĞİŞİMİ HALKIMIZ YAPACAK"

Gündemdeki bir diğer tartışma konusunun da kabine değişikliği olduğunu ifade eden Ayna, değişikliğin, AK Parti'nin seçim başarısızlığıyla ilgili olduğunu öne sürdü. Aynı zamanda AK Parti'nin ekonomiden, demokratikleşmeye kadar izlediği politikaların yanlışlığının ve başarısızlığının da bir kabulü olduğunu iddia eden Ayna, bunun, ekonomik krizin teğet geçmediğinin bir itirafı olduğunu belirtti.

Ayna şunları kaydetti: "Muhalefetin yükselmeye başladığını gören Başbakan, kabinesini baştan aşağı değiştirmiştir. Deyim yerindeyse bu bir değişikliğin de ötesinde yeni bir hükümetin kurulmasıdır. AK Parti'nin erimeye başladığını gören Başbakan bütün yedek oyuncularını sahaya sürmüştür. Ama kimse burada bir yanılgıya kapılmamalıdır. Değişen hükümetin politikaları ve zihniyeti değildir. Kabine değişikliği asla bir zihniyet değişimi değildir. Demokratikleşmeye, insan haklarına, Kürt sorununa bakışlarında bir değişiklik yoktur. Her şeyden önce Başbakanın kendisinde bir değişim işareti yoktur. Kabinedeki tek adam statüsü sürmektedir. Sadece yıpranan isimleri geri plana çekmiştir. Başbakan, aynı çözümsüzlük politikalarını yıpranmamış yeni isimlerle yürütme telaşı içindedir. Başbakan, AK Parti'nin yokuş aşağı inişini durdurma çabası içindedir. Ama bunlar nafile çabalardır. Önümüzdeki seçimlerde AK Parti kabinesindeki en büyük değişimi halkımız gerçekleştirecektir. Ve bu değişim rüzgarı öyle esecektir ki Başbakan da, partisi de kabine dışı kalacaktır."

Güncellenme Tarihi : 14.5.2016 22:21

İLGİLİ HABERLER