Gündem
  • 6.10.2018 17:21

Erdoğan destekçisi basını ters köşe yaptı

Erdoğan, 'kraldan çok kralcı' basını ters köşe yaptı: Star yönetimi kara kara manşet düşünüyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mckinsey'den geri adım attığı açıklama, kraldan çok kralcı yandaş basını da ters köşe yaptı. 2 Ekim günü McKinsey'i överek 'Niye bu kadar telaşlandınız' manşeti atan Star gazetesinin yarın atacağı manşet merak konusu oldu.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın 1 hafta önce yaptığı McKinsey açıklaması yoğun tartışmalara neden olmuştu. Türk ekonomisini ve 16 Bakanlığı denetleme yetkisi verilen ABD'li danışmanlık şirketi McKinsey, yeni IMF'ye benzetilmişti. Eleştiriler sadece muhalefetten değil, kimi AKP'li çevrelerden de duyuldu. Bakan Albayrak, geçen günlerde bu eleştirileri "İhanet" olarak niteledi ve katıksız hükümet reklamcısı basının manşetlerine yerleşti.

Bununla yetinmeyen Star gazetesi bir gün sonra 2 Ekim tarihli manşetinde "McKinsey’in objektif tespitlerle uluslararası piyasada oluşturacağı alternatif kriterlerin Türkiye’yi ‘sıfırcı hocalar’ın tahakkümünden kurtaracak olması operasyoncuları korkuttu" demişti.

Bugün ise eleştirilerin etkili olduğu görüldü ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısının açılış konuşmasında McKinsey'den geri adım atıldığını duyurdu. Erdoğan, "Bütün Bakan arkadaşlarıma, 'Bunlardan fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız' dedim. Hiç gerek yok, biz bize yeteriz" dedi.

Erdoğan'ın bu çıkışından sonra Star ve benzerlerinin yarın nasıl bir manşet atacağı merak konusu oldu.

YENİ ŞAFAK YAZARI BÖYLE SAVUNMUŞTU: NE TÜR GERİZEKALI BİR MUHALEFETLE KARŞILAŞACAĞIZ

McKinsey’i savunan bir başka isim ise Yeni Şafak gazetesi yazarı Ali Saydam. Saydam bugünkü “Zekâ testi: McKinsey” başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Hal böyleyken durumdan vaziyet çıkarmaya çalışan şeamet tellaları, öküz altında buzağı arama refleksini sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne Düyun-u Umumiyesi kalıyor ne IMF’i, ne de maliyemizi yabancıların yöneteceği iddiası… Yerlilik millilik, milli bağımsızlık, ekonomik darbe girişimine karşı püskürtme stratejisini başarıyla uygulamak için yırtınan ekip gidip de işi süreç yönetimi ve kurumsal yönetimde danışmanlık hizmeti veren ve topu Türk danışmanlardan oluşan McKinsey’e ülkenin anahtarını teslim edecek…

İşte, bunu iddia edenlerin zekâ düzeyi konusunda ne düşünürseniz haklısınız. ABD Başkanı bağıra bağıra Türkiye’ye, şu kadar saat tanıdık, dediklerimizi yapmazsa yaptırım uygulayacağız, diye ayan beyan konuşurken; bizim arifler Türkiye’ye uygulanan ekonomik darbe girişimini görmezden gelip nasıl “dış güçler masalı” diye dalga geçmeyi vicdanlarına yedirebiliyorlarsa, McKinsey konusunda da yalana dolana dayalı tezviratı bir matah zannediyorlar.

Bakalım gelecek hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın açıklayacağını söylediği Enlfasyonla Topyekûn Mücadele konusunda, ne tür gerizekalı bir muhalefetle karşılaşacağız, çok merak ediyorum doğrusu…”

KAPLAN CANHIRAŞ SAVUNMUŞTU

McKinsey’le çalışılmasını canhıraş savunan isimlerden bir diğeri ise hükümete yakın Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan’dı. Kaplan, “Neden McKinsey” başlıklı yazısında, şirketi övmüş ve şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bundan sonra Türkiye'ye yatırım yapmak isteyecek yabancı yatırımcılar için, Türkiye hakkında rapor alabilecekleri, global piyasalarca tanınan ve güvenilen bir muhatapları var artık. Deniyor ki Türk akademisyenler veya şirketler tercih edilemez miydi? Şayet muhatabımız global piyasalar olmasaydı, haklı bir serzeniş olurdu. Fakat global aktörlerce tanınan ve güvenilen bir muhataplık mekanizmamız maalesef henüz mevcut değil. Atilla Yeşilada ve Mert Yılmaz gibi iktidara mesafeli ekonomistler de McKinsey kararının olumlu karşılanması gerektiğini savunuyorlar.

Almanya ziyaretini izlediğim için muhalefetten gelen tepkileri takip edememiştim. Bir de ne göreyim; IMF kıyasları, Düyun-u Umumîye metaforları havada uçuşuyor.

Öncelikle ortada "borç alınan" bir kurum yok. Hangi IMF'den bahsediyorsunuz? Bu ilişkide patron Türkiye Cumhuriyeti, iş verilen McKinsey. Karar alıcı Hazine ve Maliye Bakanlığı, fikir ve öneri sunan McKinsey. İcracı olan taraf tamamen bizken ve danışmanlık almanın hiçbir bağlayıcı yönü yokken, nasıl IMF ile benzerlik kuruluyor, hayretle izledim.

Şimdiye kadarki tüm adımları ABD'nin boyunduruğundan kurtulmak ve dolar silahıyla tavizsiz mücadele sürdürmek yönünde olan bir Ekonomi Bakanı'na bu yakıştırmayı yapmak, üstelik bunu "Beni Amerikalılar aradı" gururuyla kampanya yürütenlerin iddia etmesi oldukça ironik. Üstelik bunu, seçimden önce "IMF'den borç almış olsaydık, bugün daha iyi bir yerde olurduk" diyen muhalefet figürleri yaptığında ise, gülünçlük zirveye ulaşıyor doğrusu.

Düyun-u Umumîye ise dış borçlarıyla baş edemeyen Osmanlı İmparatorluğu'na alacaklı devletler eliyle vurulan bir prangaydı. Hâlbuki Türkiye bugün, kamu borcunun millî gelire oranla en düşük olduğu dönemini yaşamakta. Öyle ki bu oran 26 AB ülkesinden ve özellikle ABD'den kat be kat iyi bir seviyede. Dün Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın açıkladığı üzere, geçtiğimiz ay ihracatın ithalatı karşılama oranında rekor seviye olan %88.4'e ulaşılmış durumda. Yani McKinsey'den alınacak hedef takibi ve fikir üretiminden ibaret olan danışmanlığı bununla kıyaslamanın iler tutar yanı hakikaten yok.”

 

Güncellenme Tarihi : 8.10.2018 01:49

İLGİLİ HABERLER