ERDOĞAN: GENELKURMAYLA 3 DE 5 DE GÖRÜŞÜRÜZ
AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bir Başbakan'ın kalkıp da Genelkurmay başkanı, TSK ile 10 gün içinde üç kez, dört kez, beş kez görüşmesi, bakıyorsunuz anamuhalefet partisini rahatsız etti. Niye rahatsız oluyorsun, 3 de görüşür, 5 de görüşür, 10 da görüşür. Onlar, çetelerle, mafyayla, avukatları vasıtasıyla görüşüyorlar, biz de Genelkurmayımızla, Silahlı Kuvvetlerle görüşüyoruz. Farkımız bu...'' dedi.
Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, hastane kapılarında ilaç almayı bekleyen vatandaşları, bu sıkıntıdan kurtaracaklarını söylediklerini ve süreci başlattıklarını dile getirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Sağlık konusu ideolojilere kurban edilemez, itfaiye konusu ideolojilere kurban edilemez, diyanet konusu ideolojilere kurban edilemez, yargı, polisiye, güvenlik ideolojilere kurban edilemez.
Sen eczaneleri kapatıyorum dediğin zaman.... Kendinde böyle bir güç bulduğun zaman, bize düşen nedir? Biz sorumluluk üstlenmişiz. Sorumluluğun gereğinde atılması gereken adım neyse, biz o adımı atarız. Şu dernekmiş bu dernekmiş dinlemeyiz, bu adımı atarız, buna mecburuz. Niye? Çünkü biz, 2,5 katrilyonluk, o günün parasıyla, SSK hastanelerindeki eczaneleri kapattık, size devrettik. Bundan daha güzel kaynak olur mu? Bu denli büyük bir kaynak elinizde, şimdi bu kaynağı buldun, 'bundan sonra nasıl olsa devlet geri dönemez.' Geri dönmem de farklı formüller bitti mi? Farklı formüller üretirim, gene yola devam ederim. Bu konuda eczane sahiplerine... Şu anda sorumlu olan birlik, ilgili bakanımla -davetini yapmıştır- ya oturur anlaşır, oturmadığı takdirde de biz kalkarız, müracaat eden bütün eczanelerle anlaşmalarımızı yapar, yolumuza devam ederiz. Online sistemiyle eczaneler anında hemen ilgili bakanlıkla kontağını kuruyor. Bu konuda, halkımızın sağlığını ideolojilere kurban etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz. Bunu da çok açık söylüyorum.''
-GENELKURMAYLA GÖRÜŞME-
Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Türkiye'de yıllarca yapay gündemler oluşturularak siyasetin ne memleketin ne milletin meseleleriyle ilgilenme fırsatını bulamadığını söyledi.
''Şimdi aynı senaryoyu yeniden hayata geçirme gayreti var'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Ankara'da türlü senaryolar üretiliyor, yapay gündemler oluşturulmak isteniyor. Siyaset, bu son gelmez, ülkeye, millete hiçbir yarar sağlamaz tartışmaların içine çekilmek isteniyor. Allah aşkına, yargıyı tartışma konusu yaparak bu ülkeye nasıl bir fayda sağlayacaksınız. Hakimleri, savcıları itham ederek, onları töhmet altında bırakarak, onların görevlerini yapmasını engelleyerek bu ülkeye, millete nasıl bir hizmet verilecek. Kurumları yıpratarak, kurumlar arasına husumet yerleştirmeye çalışarak, kurumları çatışıyor gibi göstererek ne elde edeceksiniz? Yani, bir Başbakan'ın kalkıp da Genelkurmay Başkanı, TSK ile 10 gün içinde 3 kez, 4t kez, 5 kez görüşmesi, bakıyorsunuz anamuhalefet partisini rahatsız etti. Niye rahatsız oluyorsun ya? 3 de görüşür, 5 de görüşür, 10 da görüşür. Sana ne ya, niye rahatsız oluyorsun? Böyle saçmalık olur mu? 'Demokrasilerde böyle şey olmaz' diyor. Sen demokrasiyi tanımadın ki? Asıl, demokrasilerde bunlar olur. Niye rahatsız oluyorsun? Çünkü bugüne kadar bu tür şeylere pek alışık değillerdi. Ama alışacaklar.
Onlar, çetelerle, mafyayla, avukatları vasıtasıyla görüşüyorlar, biz de Genelkurmayımızla, Silahlı Kuvvetlerle görüşüyoruz. Farkımız bu... Ve bakıyorsunuz, karanlık olaylara, karanlık senaryolara avukatlık ederek, bu ülkeye nasıl bir ufuk çizeceksiniz ya? Siz nasıl muhalefetsiniz. Her şey açık ortada... Bunları milletten gizleyemezsiniz, bunlar ortada, vaka... Ondan sonra da yargı sürecine müdahale etme noktasında, zaten Genel Başkanınız o da iyi bir avukattır, başarılıdır sağ olsun, o da bu işi iyi götürüyor. Ve Türkiye'de ondan sonra yargının tarafsızlığından, bağımsızlığından bahsedeceksiniz.''
İktidarda oldukları 7 yıl boyunca çeşitli kavramları tedavüle sokarak, Türkiye'yi bir korku tüneline hapsetmeye çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Niyet okuyuculuğu yaptılar, AK Parti'ye gizli gündemler izafe ettiler, 'takiyye yapıyor' dediler. Bizimle uzaktan, yakından ilgisi olmayan olayları bize mal etmeye kalkıştılar. Bunda başarılı olamadıkları durumlarda, kendi karanlık senaryolarını uygulamaya geçirecek kadar ileri gittiler. Bu şekilde kitleleri korkuttular. Türkiye'yi yıllarca karanlığa mahkum edenler, Türkiye'nin geleceğini de karartma peşinde olanlar, şimdi demokrasiden ürküyor, demokrasiden korkuyorlar. Burası çok önemli...''
-''SİVİL DİKTADAN BAHSETMEYE BAŞLADILAR''-
Erdoğan, son günlerde ''sivil dikta'', ''tek adam diktasından'' bahsetmeye başladıklarını belirterek, ''Bunlar sizin işinizdi ya... Siz bunları yapmaya çalıştınız'' dedi.
''Mahalle baskısı'' diyerek, kimi bazı ülkelerin adını da telaffuz ederek Türkiye'nin o ülkelere benzeyeceğini söylediklerini ifade eden Erdoğan, ''Bölünme, parçalanma, ihanet, hıyanet dediler. Şimdi daha farklı kavramları ülkeye pazarlayıp, yeni kavramları tedavüle sokup, oradan korku tüccarlığına soyundular'' diye konuştu.
''Türkiye'nin, AB katılım müzakerelerini kim başlattı?'' diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz başlattık. Bakınız, şu anda Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını bugüne kadar kimse gündeme getirdi mi? Getirmedi. Ama biz cesaret edip getirdik. Bu ay sonu itibariyle bunun da finali yapılacak. Aynı şekilde Romanların sorunları var dedik, bu ülkede. Oradan bu tür talepler geldi ve onlara yönelik bir çalıştay başlatıldı. Son gelinen noktayı ben de şöyle bir inceledim, baktım, hakikaten yaşam koşullarına bakıyorsunuz, bir felaket...Biz insanız, onlar da insan. Öyleyse onlara insanca yaşamın koşullarını hazırlamak zorundayız. Benim Kürt kardeşimin sorunu varsa Roman kardeşimin de sorunu var, onunla da ilgileneceğim. Bu bir Başbakan, AK Parti, Türkiye Cumhuriyet devleti olarak hepimizin ortak sorunu. 'Efendim başkalarının da var...' Kimin varsa, nerede varsa.''
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
-''AK Parti'nin kitabında totaliterlik, otoriterlik, vesayetçilik, dayatmacılık, tahammülsüzlük, baskıcılık, tek seslilik yoktur, bundan sonra da olmayacaktır''
-''Demokrasi standartlarının her geçen gün yükseldiği bir dönemi tek parti diktatörlüğüyle suçlama girişiminde bulunanlar, çetelerin, darbelerin, karanlık günlerin hüküm sürdüğü zamanlarda demokrasi için hiç bir bedel ödememiş olanlardır''
-''Nasıl Menderes'e aynı oyunu oynadılarsa, nasıl Özal'ı suçladılarsa, şimdi AK Parti'ye 'tek parti' yaftası yapıştırmaya, otoriter bir anlayışa sahipmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Olay budur. İşin ilginç yanı da bunu yapanlar, tek parti zihniyetiyle yoğrulmuş siyasetçilerdir. Biz onların cemaziyülevvelini çok iyi biliriz''
-''Hiç kimse üzerinde baskı yok. Biz siyaset sahnesinde olduğumuz müddetçe de hiç kimseye baskıya izin vermeyiz''
-''Kıbrıs'ta çözümü zorlamış durumdayız. Güney Kıbrıs'ta şu anda çözüme yönelik çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor ve temennimiz odur ki orada da bir neticeye ulaşırız''