Gündem
  • 4.5.2006 13:08

ERDOĞAN KARAMANLİS İLE GÖRÜŞTÜ

Başbakan Erdoğan'ı, zirveye gelişinde Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis karşıladı. Erdoğan, Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, bir süre ayaküstü sohbet ettiler.

Erdoğan zirvede yaptığı konuşmadan sonra Karamanlis ile yeniden biraraya geldi.

Yaklaşık 1 saat görüşen görüşmede iki iki ülkenin başbakanın birbirlerine karşılıklı iyi niyet duygularını ilettikten sonra ikili ilişkilerin geliştirilmesi, AB ve Kıbrıs konularının ele alındığı öğrenildi.

Başbakan Erdoğan Karamanlis’e Türkiye’ye davetini yeniledi, ancak Yunan Başbakanı bu davete ne zaman katılacağı konusunda net bir yanıt vermedi. Görüşmeye, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ve Devlet Bakanı Ali Babacan da katıldı.

ERDOĞAN'IN ZİRVEDE YAPTIĞI KONUŞMA

Konuşmasına, ev sahibi Yunanistan'ı bu başarılı organizasyondan dolayı kutlayarak başlayan Erdoğan, Balkanların, sadece içinde bulunulan siyasi bir coğrafya değil, yakın tarihi, kültürel ve insani bağların olduğu, soydaşlarla dost ve kardeş toplumların birlikte yaşadığı bir bölge olduğunu belirtti. Erdoğan, “Bu nedenle, Balkanların Türk halkının gönlünde özel bir yeri vardır. Bu sıcak duygular, Balkan ülkeleriyle ilişkilerimizi daha da geliştirme isteğimizi güçlendiriyor” dedi.

Öncelikle Türkiye'nin Balkanların güvenlik, istikrar ve barış içinde olmasına verdiği önemin altını çizmek istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Tüm Avrupa için stratejik öneme sahip olan bu bölgede kalıcı istikrar ve barışın sağlanması için her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz. Bu nedenle gerek ikili, gerekse çok taraflı işbirliklerine önem veriyoruz. Balkan ülkeleri bugün yakın ilişki ve işbirliğinde kayda değer bir seviye yakalamış, bölge hala kırılgan da olsa önemli ölçüde istikrara kavuşmuştur. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci'nin Girit'te 9 yıl önceki ilk toplantısında, Bunları hayal etmek dahi zordu. O dönemde, savaş, çatışma ve anlaşmazlıkların neden olduğu acılar hala tazeydi.

Balkanlar'ın istikrarsızlık, gerginlik ve çatışmalarla anıldığı dönem artık geride kalmıştır. Bir zamanlar 'Avrupa'nın barut fıçısı' olarak adlandırılan bölgemizde sağlanan uzlaşma ve ulaştığımız işbirliği düzeyi, dünyanın diğer bölgelerine örnek olabilecek durumdadır. Pek çok ortak noktaya sahip Balkan halklarının önünde enerjiden ticarete, ulaşımdan iletişime, çevreden kültüre uzanan geniş bir fırsatlar yelpazesi bulunmaktadır. Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci, bu fırsatların tartışılıp değerlendirilebileceği önemli bir siyasi platformdur.”

İŞBİRLİĞİ ALANLARI

Bölgede işbirliği alanlarının başında altyapı ve enerjinin geldiğini anlatan Başbakan Erdoğan, bu alanlarda yapılacak çalışmaların, sadece bölgesel işbirliğini sağlamakla kalmayacağını, aynı zamanda doğrudan dış sermaye yatırımları için teşvik edici bir unsurunun olacağını kaydetti. Ortaya çıkacak yeni ve büyük istihdam imkanlarının da istikrar ve kalkınmanın itici gücünü oluşturacağını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orta Doğu ve Kafkaslar ile Orta Asya'daki doğalgaz ve petrol kaynaklarına yakın olan Türkiye, nakil hatları bakımından stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, enerji alanında yapılacak işbirliğine büyük önem veriyor, gerçekleştirilecek projelerden bütün bölgenin kazançlı çıkacağına inanıyoruz. Nitekim, Yunanistan'la Haziran 2005'te imzaladığımız doğalgaz boru hattı anlaşması, bu alandaki işbirliğinin somut bir örneğidir.

NABUCCO Projesi Hazar Havzası doğalgazının, Türkiye ve Romanya üzerinden Orta ve Batı Avrupa'ya naklini öngörmektedir. Proje hem güzergah, hem kaynak çeşitlendirmesi bakımından Avrupa'nın enerji arz güvenliğine önemli katkılarda bulunacaktır. Aynı şekilde, Türkiye-Yunanistan-İtalya interkonnektörüne de önem veriyoruz. Her iki projenin bir an önce işlerlik kazanmasını sağlamak üzere gerekli çalışmaları ilgili ülkelerle işbirliği içinde titizlikle yürütüyoruz.

"ÇEVRE KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ YAPALIM"

Bölge ülkeleri arasında önemli bir işbirliği projesi olan 'Güneydoğu Avrupa Enerji Topluluğu' Anlaşması'nın imzalanmasını da memnuniyetle karşıladık. Bildiğiniz gibi Türkiye, bazı teknik nedenlerle bu anlaşmayı imzalamamıştır. Bu konuda Avrupa Birliği Komisyonu ile devam eden görüşmelerimizin kısa sürede sonuçlanacağını ümit ediyorum. Böylece, aslında hazırlık çalışmalarına aktif olarak katıldığımız anlaşmayı imzalayabileceğimizi düşünüyorum.
Bölgemizi Kuzey-Güney ve Doğu-Batı ekseninde kesecek ulaştırma koridorlarının bir an önce tamamlanmasına, gerek istihdam gerek ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkileri bakımından önem veriyoruz.

Bu koridorlar vasıtasıyla gelişecek olan turizm, halklarımızın birbirlerini daha iyi tanımalarını sağlayacaktır. Böylece istikrarsızlık ve gerginliklerin ortadan kaldırılması daha da kolaylaşmış olacaktır. Bu bakımdan, turizmi ciddi bir işbirliği alanı olarak gördüğümüzü belirtmek istiyorum. Diğer bir konu da, sınıraşan özelliği nedeniyle önemli olan çevrenin korunması alanında yapılabilecek işbirliğidir. Bu alanda hem bizlere hem de vatandaşlarımıza ve sivil toplum örgütlerine büyük sorumluluklar düşmektedir.”

TİCARET ANLAŞMALARI

Toplantıdan önce ikili ve çok taraflı ticaret rakamlarını incelediğini anlatan Başbakan Erdoğan, “Görülen o ki, ülkelerimiz arasındaki ticari ilişkiler, son yıllarda artmakla birlikte, mevcut potansiyelimizin oldukça altında seyretmektedir” dedi.

Karşılıklı ticareti geliştirilebilmesi için öncelikle yasal ve bürokratik engellerin kaldırılması, işadamlarının teşvik edilmesi ve vize kolaylıkları sağlanması gerektiğini anlatan Başbakan Erdoğan, bölge ülkeleri arasında ikili ve çok taraflı tercihli ticaret anlaşmaları imzalanmasının da ticaretin geliştirilmesi bakımından önemli olduğunu vurguladı. Güneydoğu Avrupa İşbirliği Sürecine dahil olan tüm ülkelerin, gerekli şartları bir an önce tamamlayarak, Avrupa ve Avrupa-Atlantik yapıları içinde hak ettikleri yeri almalarını samimiyetle desteklediklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Gerçekleştirilecek işbirlikleri, barış içinde bir arada yaşama kültürünü kuvvetlendirecek, ortak değerlerin yayılmasını sağlayacak, ekonomik ve sosyal kalkınmaya yardımcı olacaktır. Böylece bu alanda atılacak adımlar ortak çıkarlarımıza hizmet edecektir. Bu nedenle AB'nin de, genişlemeye dar bir vizyonla yaklaşmaması ve ülkeleri teşvik edici açılımlarda bulunması isabetli olacaktır. Bildiğiniz gibi, 3 Ekim 2005'te alınan kararla artık Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmıştır. Adil ve sürdürülebilir bir müzakere süreci, ortak amacımıza ulaşmak için şarttır. 20 Ekim'de başlayan tarama sürecini bu yıl içinde tamamlamayı öngörüyoruz. Hükümet olarak, katılım müzakerelerine başlanması kararıyla ivme kazanan reform çalışmalarımızı sürdürme konusunda kararlıyız.”

Bölgesel işbirliği çerçevesindeki kazanımları daha ileriye taşıyabilmek için güvenlik ve refahı ilgilendiren konularda sorumluluk üstlenmeye hazırlıklı olunması gerektiğini söyleyen Erdoğan, ”Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci'nin en önemli özelliği, bölgenin kendi içinden çıkan yegane işbirliği süreci olmasıdır. Kesintisiz bir siyasi danışma forumu niteliği taşıyan süreç, esnek yapısını koruyarak, bundan sonra da bölgenin gerçek sesi olmaya devam etmelidir. Bölgedeki gelişmeler ve artan işbirliği ihtiyacı dikkate alındığında, bundan en iyi şekilde yararlanmak gerektiği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.” dedi.

“İŞBİRLİĞİ SÜRECİNİN ETKİNLİĞİ”

Gelecek dönemde, ihtiyaçlar da dikkate alınarak titiz bir çalışma sonucunda görev tanımı, mali kaynakları ve statüsü tam olarak belirlenmiş bir operasyonel yapının oluşturulmasının, Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci'nin etkinliğini artıracağını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Ayrıca, Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci'nin, AB Komisyonu nezdinde bir temsilci görevlendirmesinin de büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci gerekli vizyon ve anlayışa sahip olduğu takdirde, mevcut imkanlarıyla önemli açılımlar gerçekleştirebilir. Troyka'nın geçtiğimiz Kasım ayında önce Priştine ardından da Belgrad'a gerçekleştirdiği ziyaretler bunu ortaya koymuştur. Bu ziyaretler, Sürece üye ülkelerin bölge sorunlarına bölge içinde çözüm bulunması arzusunun açık bir delili olmuştur. Bu ziyaretleri gerçekleştirerek siyasi sorumluluk çıtasını yükselten Yunanistan Dönem Başkanlığını tebrik ediyorum.”

KOSOVA

Kosova'nın, bölgede dikkatle takip edilmesi gereken meselelerin başında geldiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, “Kosova ile köklü tarihi, kültürel ve beşeri bağlara sahibiz. Kosova'da Türk azınlık, Türkiye'de de çok sayıda Kosova kökenli vatandaşımız, bulunmaktadır. Bu nedenle Kosova'daki gelişmeleri çok daha yakından takip ediyoruz” dedi.

Kosova'da 1999 öncesine dönülmesi veya mevcut durumun korunabilmesinin mümkün olmadığının genel kabul gördüğüne dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu bakımdan, nihai statü görüşmelerinin Şubat ayı itibariyle başlamış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Nihai statü görüşmelerinin, Kosova'da yaşayan bütün halkların üzerinde uzlaşacağı bir çözümle sonuçlanması temel beklentimizdir. Varılacak nihai çözüm ne olursa olsun, yeni anayasada Kosova'nın çok kavimli, çok kültürlü, ademi merkeziyetçi yapısı teyit edilmelidir. Türkler dahil tüm halkların yerel ve merkezi yönetim organlarında hakça temsil edilmeleri sağlanmalıdır. Yine, Karadağ'da 21 Mayıs'ta yapılacak referandumun sonucu da hem ilgili taraflar, hem de uluslararası toplum tarafından kabul edilmelidir. Bu, bölgede yeni gerginliklere yol açılmaması bakımından gereklidir.”
Erdoğan, sözlerinin sonunda, dönem başkanı olarak süreci etkinleştirmeye yönelik başarılı çalışmalarından dolayı Yunanistan'ı tebrik ederken, dönem başkanlığını devralacak Hırvatistan'a da başarı diledi.

Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 06:09

İLGİLİ HABERLER