Gündem
  • 21.7.2013 22:42

Erdoğan patladı: Sabrediyoruz ama nereye kadar!..

Erdoğan: "Türkiye, ekonomisiyle, dış politika vizyonuyla, dinamik nüfusuyla güçlü bir ülkedir
ama Türkiye’yi asıl güçlü yapan, çok farklı kesimleri birarada hoşgörü içinde tutabilme
becerisi ve tecrübesidir"
- "Farklılıkları hiçbir zaman bizler bir zaaf olarak görmedik. Tam tersine, farklılıkları
her zaman bir zenginlik olarak gördük, Türkiye’nin bu zenginlik üzerinde istikrarla
büyüyeceğine yürekten inandık"


İSTANBUL (AA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisiyle, dış politika vizyonuyla, dinamik nüfusuyla güçlü bir ülke olduğunu ama Türkiye’yi asıl güçlü yapanın, çok farklı kesimleri birarada, hoşgörü içinde tutabilme becerisi ve tecrübesi olduğunu belirterek, "Farklılıkları hiçbir zaman bizler bir zaaf olarak görmedik. Tam tersine, farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördük, Türkiye’nin bu zenginlik üzerinde istikrarla büyüyeceğine yürekten inandık" dedi.

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın Haliç Kongre Merkezi'nde verdiği iftara katıldı. Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, geleneksel iftar buluşmasına katılanlara tek tek şükranlarını sunarken, AK Parti İstanbul İl Başkanlığına, başkan ve ekibine, geleneksel hale gelen iftarları düzenledikleri için teşekkür etti.

"Bu ramazana farklı girdik" diyen Erdoğan, "Bir tarafta Mısır'daki gelişmeler, diğer tarafta Suriye'deki gelişmeler, gerçekten 13’üncü gününü idrak ettiğimiz ramazan ayında, bizleri üzüntüye ne yazık ki gark etti. Farklı bir iklim içerisindeyiz. Yanı başımızda, Suriye'deki gelişmeler, artık sınırlarımızı da aşmak suretiyle zaman zaman ülkemiz içerisinde de bildiğiniz gibi ölümlere neden olmaya başladı. Bu da hassasiyeti ortaya koyuyor. Sabırlıyız, sabrediyoruz ama nereye kadar, onu şu anda burada sizlerle paylaşacak durumda değilim" diye konuştu.

Erdoğan, Mısır’da yaşanan acı olaylara rağmen, ramazanın genel olarak kalplerin yumuşamasına, rahmetin, merhametin, hoşgörünün ve dayanışmanın daha da artmasına vesile olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Müslümanlar olarak, gün boyunca kendimizi dünyevi ihtiyaçlardan uzak tutarken, bir kez daha yoksulların, ihtiyaç sahibi olanların, yolda kalmışların, kimsesizlerin hissiyatını anlayabilme, onların duygularını paylaşabilme fırsatımız oluyor. Açıkçası, oruç tutarak ya da ramazanın o bereketli atmosferini teneffüs ederek, içimizi dünyevi gıdalardan boşaltıyor, insana, sadece bir insan olarak bakma tecrübesini çok daha yoğun şekilde yaşama fırsatını buluyoruz.

Bakınız, bizzat benim de teşkilatımızdaki tüm arkadaşlarımın da her fırsatta ifade ettiğimiz bir ilkemiz var. Anadolu’nun büyük ozanı Yunus Emre’nin dizelerinde en güzel şekilde ifadesini bulan, tekrar ediyorum: Yaradılanı severiz, yaradandan ötürü. Bizim, insana bakışımız, insana nazar edişimiz, işte hep bu dizelerin ifade ettiği gibi. Gerçek, bunun üzerine bina ediliyor ve yolumuzu da bu şekilde çizerek devam ediyoruz. Bizim için insan, önce candır. Bizim için insan, önce Yaradanın bu dünyadaki en mükemmel, en şerefli varlığıdır, eseridir. Yaradılmış olanların da en şereflisi olmak suretiyle, hiçbir zaman mabud olmamış, tam aksine o da kulluğunun idrakı içerisinde oldukça yükselmiştir. Dikkatinizi çekiyorum; derisinin rengi önemli değil, dili, kültürü, gelenekleri önemli değil, etnik kökeni, inançları önemli değil. İnsan, önce insandır, önce candır. Hem ülkemizde, hem yeryüzünde, biz, bizim dışımızdakilere hep bu nazarla baktık ve bu nazarla bakıyoruz."

Başbakan Erdoğan, Anadolu’nun, Trakya’nın, Türkiye’nin, hatta Türkiye’nin bakiyesi üzerine inşa edildiği kadim devletlerin kültür ve medeniyetlerine bakıldığında da bu anlayışın görüldüğünü ifade ederek, "Bu topraklar, binlerce yıllık tarihi boyunca, her zaman farklılıkları birarada yaşatmış, her zaman farklı renkleri barış, dostluk ve hoşgörü içinde birarada tutabilmiştir. Eğer bu topraklarda, egemen olanın diğerine bir hoşgörüsüzlüğü, bir zulmü, bir tahammülsüzlüğü olsaydı, inanın bugün bu kadar renkli bir Türkiye olmazdı. Eğer bu topraklarda, farklı olana karşı tahammülsüzlük olsaydı, bu kadar farklı etnik köken, bu kadar farklı dil ve inanç bugüne kadar birarada olamaz, bugünlere erişemezdi" diye konuştu.

Özellikle son asırda bazı hatalar yapıldığını, bazı acı olaylar yaşandığını anlatan Erdoğan, "Ancak, bunların hata olduğu kabul edilmiş, Türkiye toprakları üzerinde farklılıklara tahammülsüzlük hiçbir zaman kendisine uzun süreli tutunma fırsatı bulamamıştır" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisiyle, dış politika vizyonuyla, dinamik nüfusuyla güçlü bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Türkiye’yi asıl güçlü yapan, çok farklı kesimleri birarada hoşgörü içinde tutabilme becerisi ve tecrübesidir. Farklılıkları hiçbir zaman bizler bir zaaf olarak görmedik. Tam tersine, farklılıkları her zaman bir zenginlik olarak gördük, Türkiye’nin bu zenginlik üzerinde istikrarla büyüyeceğine yürekten inandık" ifadelerini kullandı.

Birileri molotfla gezerken biz modern hayat peşindeyiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birileri pala ile birileri molotofkokteyli ile dolaşırken, ülkede gençliğe modern Türkiye'nin yaşam şeklini anlatmanın gayreti içinde olduklarını belirterek, "Derdimiz bu. Bunun için de elimizden gelen gayretle koşuyoruz ve koşacağız. 10,5 yıl boyunca, bizi seçenlerin, bize oy verenlerin sorunlarını değil, 76 milyonun sorunlarını çözmek için gayret gösterdik. Samimiyetle bu işlerin üzerine gittik" dedi.

Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın Haliç Kongre Merkezi'nde verdiği iftara katıldı. Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, Hatay'daki gelişmelere de değinerek, "Hatay'da hala kaşıyorlar, durmuyorlar. Dün, evvelsi gün Hatay'da maalesef aynı şeyleri yaptılar ama biz bunlara fırsat veremeyiz. Bu yanlışlara sapanlara, kusara bakmasınlar gereken cevabı vermek durumundayız" diye konuştu.

Türkiye'de her kesimin sorunları bulunduğunu ve hükümet olarak bu sorunların tamamının farkında ve idrakinde olduklarını belirten Erdoğan, bu sorunları çözmek için de ellerinden geleni yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, iki hafta önce Bingöl Havalimanı'nın açılışını yaptığını hatırlatarak, "10 yıl önce 'Bingöl'e havalimanı yapılacak' denilseydi acaba buna kim inanırdı?" diye sordu.

Göreve geldiklerinde 26 olan havalimanı sayısını 49'a çıkardıklarını ifade eden Erdoğan, geçen gün de Kastamonu Havalimanı'nı hizmete açtıklarını aktardı.

Böylece Kastamonu ile İstanbul arasının 40 dakikaya düştüğünü dile getiren Erdoğan, "Kastamonulu buna inanmıyordu. Binlerce Kastamonulu o coşkuyu bizimle paylaştı" dedi.

Başbakan Erdoğan, haftaya Cuma Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı'nı hizmete açacaklarını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bakıyorsun bir siyasi partinin lideri, Şerafettin Elçi'ye, merhuma verip veriştiriyor. Onun adını oraya nasıl verirsiniz, bilmem ne yaparsınız, filan falan diye ama hani ağza alınmayacak ifadeleri kullanıyor. Hadi bakalım şimdi. Bunun cevabını kimin vermesi lazım? Ben mi vereceğim, demokrasiye inanmış olanlar mı? Bu insan bu ülkede Bayındırlık Bakanlığı yapmış mı? Yapmış. Bir kaç dönem milletvekilliği yapmış mı? Yapmış. Biz de Bayındırlık Bakanlığı yapmış, o bölgenin bir insanı olarak kalktık bu ismi verdik. Bundan daha tabii ne olur? İşte hazımsızlık. Bunların hazmetmeye alışması lazım ama bu da olacak. Yavaş yavaş bu da olacak. Biz bu sorunları çöze çöze yolumuza devam edeceğiz. Şırnak bunu kazandı. Şimdi Hakkari'ye geliyoruz. Bir kaç ay içerisinde Hakkari Yüksekova'daki havalimanının da açılışını yapacağız. Hakkari'nin nereden aklına gelirdi, buraya bir havalimanı yapılacak diye... Çıkacağız, İstanbul'dan 1,5 saatte, bilemedin 1 saat 40 dakikada Hakkari'de olacağız. Bu döneme geliyoruz. Niye? Modern Türkiye bu. Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmış Türkiye bu. Birileri pala ile birileri molotofkokteyli ile dolaşırken, biz bu ülkede gençliğimize 'modern Türkiye'nin yaşam şekli nedir' bunu anlatmanın gayreti içerisindeyiz. Derdimiz bu. Bunun için de elimizden gelen gayretle koşuyoruz ve koşacağız. 10,5 yıl boyunca, bizi seçenlerin, bize oy verenlerin sorunlarını değil, 76 milyonun sorunlarını çözmek için gayret gösterdik. Samiyetle bu işlerin üzerine gittik."

- Enerji alanındaki çalışmalar

Başbakan Erdoğan, eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide yoğun şekilde çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, Türkiye'nin artık doğalgaz çevrim santralleriyle sadece kendi enerji ihtiyacını karşılayan bir ülke olmadığını anlattı.

Erdoğan, "Şimdi işi öyle bir noktaya getirdik ki; sular akardı, Türkler de bakardı. Artık 'su akar, Türk bakar' yok, şimdi 'su akar ve Türk yapar' dedik ve yoğun şekilde suyu enerjiye dönüştürmenin de mücadelesini verdik, veriyoruz" ifadelerini kullandı.

Hidroelektrik santralleri de yoğun şekilde artırdıklarını aktaran Erdoğan, "Bütün bunların yanında termik santrallerde çok geriydik, orada ciddi sıçramalarımız oldu. Onları devam ettiriyoruz ve ettireceğiz. Çünkü ne kadar çeşitlendirirsek, o kadar bu işte fayda var diyoruz. Enerji bir ülkenin kalkınmasında çok ciddi ölçüdür. Kişi başına enerji tüketimi ne kadar artarsa o ülkenin kalkınmışlığı da o kadar ölçülebilir noktada artmış demektir" diye konuştu.

-Davetlilerin Ramazan Bayramı'nı da kutladı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, davetlilerin yaklaşan Ramazan Bayramı'nı tebrik etti.

Ramazan Bayramı'nın Türkiye için birliğe, beraberliğe, barışa vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Diyorum ki, birbirimizi Yaradandan ötürü sevelim. Hepimizin gideceği yer belli. Adres değişmez. İki metreküplük mezara gideceğiz. Bu kavga niye diye sorarlar adama. Gideceğimiz yer belli. Öyle de olsa böyle de olsa oraya gideceğiz ama oraya 'gök kubbede hoş bir sada bırakarak' gidelim. Mesele budur. Arkadan beddualarla değil, hayır dualarıyla anılacak şekilde gidelim. Mesele bu... Ben bu dua ve duygularla sizleri selamlıyorum, hayırlı ramazanlar diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Güncellenme Tarihi : 19.3.2016 13:18

İLGİLİ HABERLER