Erdoğan, 'Siyaset uzlaşma sanatıdır'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftar programında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güzel Ankara akşamında bizleri bir araya getiren hasbihal etmemize, hasret gidermemize vesile olan herkese şükranlarımızı sunuyorum” diyerek konuşmasına başladı.
“Ramazan-ı Şerifinizi gönülden tebrik ediyor, bu müstesna günlerin ülkemiz, milletimiz, tüm İslam dünyası, Müslüman kardeşlerimiz için, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tutulan oruçların, yapılan hayırların, ibadetlerin hak katında kabul olması dileğinde bulundu.
İki gün sonra Ramazan ayını uğurlayacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir tarafta Ramazan’a veda etmenin hüznü, burukluğu içindeyken diğer tarafta bayrama ulaşmasının sevincini yaşadıklarının altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma günü milletçe, tüm İslam alemiyle her birlikte Ramazan Bayramı’nı kutlayacaklarını kaydetti.
“RAMAZAN AYI BAZI ÜLKE VE HALKLAR İÇİN BURUK GEÇTİ”
Bir aydır içinde bulunan manevi iklimin bayramla taçlanacağını, aradaki dargınlıkların, küslüklerin, yanlış anlamaların bertaraf edeceklerini, helalleşeceklerini ve kucaklaşacaklarına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlik, dostluk, bereket ayı olan Ramazan’ı hep birlikte en iyi şekilde idrak etmeye çalıştık. Ramazan manevi olarak ruhlarımızı doyurduğumuz, arındığımız, nefsimizi terbiye ettiğimiz veya etmeye çalıştığımız bu şekilde gelecek 11 ayın hayırlığını yaptığımız bir ay. Bu mübarek ayda millet olarak kapı komşularımızdan başlayarak, akrabalarımızı, dostlarımızı, içimizdeki ve dünyadaki ihtiyaç sahiplerini gözettik. Fakir, fukaranın, yolda kalmışların, hastaların, yetim ve öksüzlerin derslerine derman olmanın çabası içinde olduk. Ramazan’ın feyzinden, bereketinden, bizleri her noktada kemale erdiren, yenileyen ikliminden nasiplerimiz ölçüsünde faydalanmaya çalıştık. Ramazan ayı maalesef başlangıcındaki tüm iyi niyet temennilerimize, tüm umutlarınıza ve heyecanımıza rağmen gerek milletimiz gerek dünya üzerinde bazı ülke ve halklar için buruk geçti. Komşumuz Suriye ve Irak’ta devam eden çatışmalar, DEAŞ gibi terör örgütlerinin saldırıları, tehdit ve baskıyla tehcire zorlanan kardeşlerimizin dramı bizi büyük bir üzüntüye sevk etti. Esed rejiminin varil bombaları, hava saldırıları altında yok olan o hayatların yetim bırakılan çocukların, tarumar edilen şehirlerin görüntüleri içimizi parçaladı” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi günü insanlık tarihinin en yüz kızartıcı olaylarından biri olan Srebrenitsa katliamının 20. yıldönümü olduğunu anımsatarak, binlerce Boşnak’ın tüm dünyadaki bütün sorumlu ülke ve milletlere karşı o insanların gözleri önünde katledildiği o günü, o kara günü bir kez daha teessürle hatırladıklarını ifade etti.
Saray Bosna’da düzenlenen anma törenleri sırasında toplu mezarlardan çıkarılarak defnedilen cenazelerin görüntülerinin yürükleri tekrar dağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başbakan Ahmet Davutoğlu ve bir grup bakanın katıldığı bu törenlerin gerçekten bizim dünyamızda farklı bir yeri var. 20 yıl önce Avrupa’nı tam ortasında gerçekleşen Srebrenitsa katliamı esasında uluslararası toplumun acziyetinin resmiydi. İrade eksikliğinin, kayıtsızlığın, kısır çekişmelerin ve çıkar hesaplarının ne tür felaketlere sebep olabileceğinin en bariz ifadesiydi. Buradan herkesin gerekli dersi çıkararak, tekrar böyle hadiselerin, acı hadiselerin yaşanmayacağı bir düzenin tesis edilmesi gerekiyordu. Ders alınmayan tarih tekerrür eder. Son 20 yıllık sürece baktığımız da şuan ki yaşanan hadiseleri önümüze koyduğumuz da maalesef böyle bir dersin çıkarılmadığını görüyoruz. Ne yazık ki bugünde benzer olaylar Suriye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde vuku buluyor tekrarlanıyor. 20 yıl önce kendine sığınan sivilleri Sırp Kasabı Ratko Mladiç liderliğindeki o askerlerin insafına teslim eden anlayış bugünde milyonlarca sivil Suriye Kasabı Esed’e teslim ediliyor. Bosna savaşı sırasında 300 binden fazla insan hayatını kaybetmiş 2 milyon kişide evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Bugün Suriye’de 300 binin üzerinde insan hayatını kaybetti. 2 milyon bizim ülkemizde olmak üzere yaklaşık 4 milyon kişi ülkesini terk etti. 6 milyon Suriyelide ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı. Uluslararası toplumun irade eksikliğinin bedelini 20 yıl önce Boşnaklar ödemişti bugünde bu bedeli masum Suriyeliler, Iraklılar ödüyor. Aynı şekilde Filistin’de, Mısır’da, Libya’da, Myanmar’da, Somali’de, dünyanın birçok yerinde mazlum yaşadıkları acılar yüreklerimizi sızlatıyor. Burada bir temel ilkenin altını çizerek tekrar hatırlatmak istiyorum. İnsan hayatı hırslara, çıkar hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir, azizdir” dedi.
“ÖLEN HER MASUM İNSANLIĞIMIZDAN DA BİR PARÇA GÖTÜRÜYOR”
Suriye her gün kimyasal silahlarla, bombalarla çocukların katledildiği, yetim ve öksüz bırakıldığı bir dünyanın huzur ve sükun bulmasının mümkün olamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ölen her masum insanlığımızdan da bir parça götürüyor. Yok edilen her şehirle birlikte kadim medeniyetimizin çok kıymetli bir cüzü hatırası da ortadan kalkıyor. Artık herkesin elinin vicdanına koyup bu vahim tablonun geri döndürülmesi, yaşanan vahşetin son bulması için harekete geçmesi şarttır. Savaşın sebep olduğu mülteci sorunu veya sorununu komşu ülkelerini üzerine yıkarak, sınırları kapatarak mevcut rejime ‘ehveni şer’ muamelesi yaparak bu sorun çözülemez. Suriye halkı DEAŞ terörü, bununla birlikte Esed’in devlet terörü arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılamaz, bırakılmamalıdır. Şayet gelecekte yeni Srebrenitsa katliamlarının, Ruanda katliamlarının yaşanmasını istemiyorsak başta BM Güvenlik konseyi ülkeleri olmak üzere tüm uluslararası ve bölgesel güçlerin inisiyatif alması gerekiyor. İnşallah önümüzdeki günlerin yeni açılımların yeni müjdelerin habercisi olmasını temenni ediyorum.”
''SİYASET ÖZÜ İTİBARİYLE BİR UZLAŞMA SANATIDIR''
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, koalisyon görüşmeleriyle ilgili olarak, “Sıkılı yumruklarla musafaha olmaz. Siyaset özü itibariyle bir uzlaşma, müşterekler üzerinde mutabakata varabilme sanatıdır. Siyasilerin görevi taktik manevralarla millet iradesine çalım atmak değil, bilakis sandıkta tecelli eden karara tabi olmak, onu hayata geçirmektir. Bugüne kadar Anayasanın bana verdiği görev çerçevesinde nasıl süreci kolaylaştırıcı, ön açıcı görev ifa etmişsem inşallah bundan sonrada aynı tavrımı sürdüreceğim” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen iftar programında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl önce Bosna savaşı sırasında Türkiye’nin nasıl seferber olduysa şimdide komşular başta olmak üzere dünyanın en ücra köşesindeki tüm mazlumlar için aynı şekilde seferber olduğuna dikkat çekti.
Bu yardım seferberliğinin öncülerinin sivil toplum kuruluşlarının olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kuruluşların hiçbir ayrım yapmadan insanların dinlerine, inançlarına, derilerinin rengine bakmadan hepsine ulaşmanın, yaralarını sarmanın mücadelesini verdiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarını insani yardım çalışmalarının yanında eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa kadar geniş bir alanda sadra şifa olan projeler ortaya koyduğuna dile getirdi.
“EN SON GÖRMEK İSTEĞİMİZ ŞEY TEFRİKADIR”
Gittiği birçok ülkede ay yıldızlı bayrağın yanında bu kuruluşlarını sembollerini görmekten, onların mensuplarıyla karşılaşmaktan her zaman ayrı bir heyecan duyduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde ülkemizde vesayet odaklarına karşı mücadelemizde de sivil toplum kuruluşları bilhassa sizler bizlere hep destek oldunuz. Sizler Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi, millet iradesinin tahkim edilmesi, sivil siyasetin güç kazanması için sivil toplum olarak büyük çaba sarf ettiniz. Gerektiğinde kamuoyuna medya vasıtasıyla düşüncelerinizi ifade ederek gerektiğinde sahada birebir mücadele vererek duruşunuzu tüm Türkiye’ye ve dünyaya gösterdiniz. Bu iftihar tablosunda emeği olan herkesi gönülden tebrik ediyorum. Coğrafyamızın ve İslam dünyasının çok zor zamanlardan geçtiği, Türkiye’nin de bu zor coğrafyada hedef yapıldığı bir dönemde en son görmek isteğimiz şey tefrikadır. Son birkaç yılda yaşadığımız hadiseler birlik ve beraberliğimize duyulan ihtiyacı, bunun kıymetini çok net bir şekilde ortaya koydu. Durmadan, duraksamadan, gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamız gereken bir dönemdeyiz. Türkiye’nin son 12 yılı devletle, milleti barıştırma, bütünleştirme, aradaki mesafeyi kapatma süreciydi. Son 12 yıl geçmişin hatalarının telefi edildiği, kırılan gönüllerin özellikle onarıldığı, helalleşmenin sağlandığı, toplumsal birliğimizin güçlendirildiği bir dönem oldu. Bu dönemde yapılan reformlarla, atılan adımlarla, yasaklara son verdik. Bilhassa teşekküllerin önündeki engelleri kaldırdı. Bu kuruluşlarımızın büyüyüp serpileceği mümbit bir ortam tesis ettik. Geçmişte dışlanan, faaliyetleri kısıtlanan, tehdit olarak algılanan vakıflarımız, derneklerimiz, özlemini çektikleri özgürlük ortamına yeniden kavuştu” dedi.
“GENÇLİĞİMİZ NOKTASINDA SIKINTILARIMIZIN OLDUĞUNU HATIRLAMAK İSTİYORUM”
“Şimdi önümüzde yeni bir süreç bulunuyor. Cumhuriyetimizin 2023 yılında ülkemizi çok daha farklı, çok daha müreffeh bir yere özellikle yüzüncü yılında ulaştırmak istiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bunun içinde başta sizin gibi sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere 78 milyon her bir vatandaşımıza önemli görevler, mesuliyetler düşüyor. İstikbali inşa edecek olanlar milli, manevi değerlerine bağlı, içinde bulunduğu çağın ihtiyaçlarını müdrik, özgüveni yüksek nesillerdir. Gençliğimiz noktasında sıkıntılarımızın olduğunu bu vesileyle burada özellikle hatırlamak istiyorum. Bu bakımdan özellikle vakıflarımızın, derneklerimizin yurtlarda basit bir otelcilik hizmeti vermesi değil, tam aksine onların ruh dünyasını adeta nakış dokur gibi dokuması lazım ve onlara geleceğe bakışı çok farklı bir şekilde vermesi lazım. Aksi takdirde ‘benim oğlum bina okur döner döner yine okur’ bu duruma düşeriz. Zaman öldüren değil zamanının kıymetini bilen, onu en iyi şekilde değerlendiren bir gençlik yetiştirme zamanıdır. Şunu asla unutmayın, sivil toplum kuruluşlarımızın birlik ve beraberliğimizin çimentosudur. Komşularımızdaki sorunları ülkemize taşıma gayretlerinin içeriden ve dışarıdan bu milletin arasına nifak sokma çabalarının önüne ilk önce siz set olacaksınız. Hz. Mevlana’nın dediği gibi, ‘biz birleştirmeye geldik. Ayırmaya değil.’ Kardeşlik iklimini kuvvetlendirmek için çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de demokrasimizin sigortası sizler, sivil toplum kuruluşlarımızdır. Sizler aynı zamanda ülkemizde farklı renklerinin, çoğulculuğunun, siyasal zenginliğinin de sembollerisiniz. Eksiklerimizi biran önce giderek başarılı çalışmaların sayılarını arttırarak ihmal edilen alanlara eğilerek, geleceğe yoğunlaşmalıyız.”
“SIKILI YUMRUKLARLA MUSAFAHA OLMAZ”
Dün itibariyle başlayan ve bugünde devam eden koalisyon görüşmelerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini ve hayırlı bir neticeye ulaşmasını temenni ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak, Yunanistan, Ukrayna gibi komşu ülkelerindeki durum ortadayken Meclis’teki tüm siyasi parti genel başkanlarının ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaları gerektiğini dile getirdi.
“Sıkılı yumruklarla musafaha olmaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyaset özü itibariyle bir uzlaşma, müşterekler üzerinde mutabakata varabilme sanatıdır. Siyasilerin görevi taktik manevralarla millet iradesine çalım atmak değil, bilakis sandıkta tecelli eden karara tabi olmak, onu hayata geçirmektir. Bugüne kadar Anayasanın bana verdiği görev çerçevesinde nasıl süreci kolaylaştırıcı, ön açıcı görev ifa etmişsem inşallah bundan sonrada aynı tavrımı sürdüreceğim. Tüm siyasi parti genel başkanlarında aynı hassasiyete göstermelerini bekliyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken nice Ramazanlara, nice Kadir Gecelerine, nice Bayramlara ağız tadıyla, sıhhatle, huzur ve kardeşlik içinde hep birlikte ulaşmayı rabbimden niyaz ediyorum” dedi.