Gündem
  • 3.4.2010 16:14

ERDOĞAN YARGIYA MEYDAN OKUDU: 'CÜBBENİ ÇIKAR DA GEL!..'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yargının siyasallaşmadığını, siyasete soyunduğunu belirterek, "Bu işi bu kadar seviyorsan cübbeni çıkar gel, siyaset meydanına çık. Nasıl olsa bu Anayasa değişikliğine karşı çıkan partiler var, onlardan birine katılırsın, onlarla birlikte bu mücadeleyi meydanda sürdürürsün. Şu anda zaten iyot gibi de açığa çıktınız, kendinizi gizleyecek bir yeriniz de kalmadı" dedi.

Başbakan Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 19. Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, milletin daha ileri demokrasi, çağdaş hukuk sistemi, kanun devleti değil, hukuk devleti iradesine ipotek konulmamasını, seçtiği temsilcilerinin önünün kesilmemesini istediğini söyledi.

Bu bilinçle hareket ettiklerini, Anayasa değişikliğinin de bunu getirdiğini belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ama çok enteresan, yargı şu anda feryat ediyor. Bakıyorsunuz ki bizden çok siyasetçi olmuşlar. Hani yargı siyasallaşmıştı? Yargı siyasallaşmadı, yargı siyasete soyundu. Şu anda fark bu... Bakıyorsunuz gayet rahat bir şekilde siyasete müdahale edip, şunu da söyleyebiliyorlar; vatandaşlara çağrı yapıp 'Sakın bu Anayasa değişikliğini desteklemeyin', parlamentoya çağrı yapıp 'Sakın bu Anayasa değişikliğini desteklemeyin'... Bir yargı mensubu böyle bir çağrı yapabilir mi?

Bu işi bu kadar seviyorsan cübbeni çıkar gel siyaset meydanına çık. Bu iş böyle yapılır. Nasıl olsa bu Anayasa değişikliğine karşı çıkan partiler var, onlardan birine katılırsın, onlarla birlikte bu mücadeleyi meydanda sürdürürsün. Şu anda zaten iyot gibi de açığa çıktınız, kendinizi gizleyecek bir yeriniz de kalmadı. Siyasi arenada olanların yaptıkları açıklamalarla sizin açıklamalarınız birebir, kelimesi kelimesine örtüşüyor. Kendinizi artık gizleyemezsiniz. Artık bu kadarına da pes..."

Erdoğan, hiçbir AB üyesi ülkesinde yargı kurumlarının Türkiye'deki gibi oluşmadığını ifade ederek, Avrupa ülkelerinde HSYK, Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi atamalarının parlamento, senato, meclis, başkan, başbakan ve bakanlar kurulunca atandığını anlattı.

"Buyursunlar aksini iddia etsinler..."

Başbakan Erdoğan, "Buyursunlar bize aksini iddia etsinler. Amerika'da başkan atama yapıyor ama bizde böyle bir şey var mı? Bizde buna tahammül bile edemiyorlar, adının duyulmasını istemiyorlar. En sonunda lütfettiler dediler ki 'Adalet Bakanı kalsın ama müsteşar çıksın'... Ne kadar güzel bir teklif. Şimdi bir de pazarlığa oturacağız. Biz burada millet adına varız. Biz bu konuyu milletle konuştuk ve yine milletle konuşacağız."

Muhalefete eleştiriler...

Kendileri daha "Anayasa" demeden muhalefetin "Anayasa Mahkemesi" demeye başladığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hatırlayın, 'biz bunu Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz' dediler. Ya dur daha bir şey yok ortada, çıkarmadık, göstermedik. 'Bir gösterelim, bak size de getireceğiz bunu' dedik. Daha o günden başladı. Hemen statükoya sımsıkı sarıldılar. Statükonun durumunu da sizler nedir ne değildir gayet iyi biliyorsunuz. Meclisin iradesini, milletin iradesini mahkemelik yapmak, mahkeme kapısına taşımak ancak bu CHP'ye yakışır. Yapmak yerine yıkmak, katkıda bulunmak yerine engel çıkarmak, kolaylaştırmak yerine zorlaştırmak, taşın altına elini koymak yerine duvarlar örmek ancak bu CHP'nin siyaset tarzıdır."

Türkiye'nin değişim iradesinin artık daha fazla ertelenemeyeceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin sudan sebeplerle, sudan bahanelerde artık daha fazla oyalanamayacağını, daha fazla vaktini heba edemeyeceğini söyledi. Erdoğan, "Kendi kişisel iktidarlarını, kendi küçük ikballerini kaybetme kaygısında olanlar Türkiye'nin bu kutlu yürüyüşüne artık daha fazla engel olamazlar" dedi.

"Son kararı millet verir"

Başbakan Erdoğan, "Yargı kuşatılıyor" diye feryat edenlerin, Avrupa'da Amerika'da, gelişmiş modern ülkelerde yüksek yargının nasıl yapılandığını okumaları gerektiğini belirtti.

Kendilerini bulundukları yere milletin getirdiğini, milletin emanetini taşıdıklarını ifade eden Erdoğan, "Eğer milletin Meclisi anayasa değişikliği konusunda iyi bir sınav vermezse, veremezse işte o zaman başvurulacak yegane merci de millettir. Son sözü millet söyler, son kararı milletimiz verir" dedi.

BÜYÜME RAKAMLARINA EŞLEŞTİRİLER

Erdoğan, büyüme rakamlarını evire çevire hükümet aleyhtarı bir kampanyanın malzemesi yapmak için çok yoğun gayret ve çaba sarf edildiğini belirterek, "Başını kuma gömen karanlıktan başka hiçbir şey görmez, göremez. İşte bunlar başlarını kuma gömmüşler, halen karanlık zannediyorlar" dedi.

Küresel finans krizine rağmen 2008'den 2009'a Libya, Lübnan, Malezya ve Pakistan gibi ülkelere ihracatın azalmadığını, tersine artış kaydettiğini ifade eden Erdoğan, dünya genelinde dış ticaret ciddi oranlarda daralma yaşarken, Türkiye'nin 2009 yılını 102 milyar dolar ihracat rakamıyla kapatmayı başardığını anlattı.

Başbakan Erdoğan, "Türkiye artık devler liginde oynuyor. Türkiye artık potansiyelini, gücünü, zenginliğini en verimli şekilde değerlendiriyor, siyasi ve ekonomik anlamda bir dünya ülkesi haline geliyor. Türkiye her yerde barışın, huzurun, istikrarın adı oluyor" dedi.

Erdoğan, 31 Martta 2009 yılı dördüncü çeyrek büyümü rakamlarının açıklandığını anımsatarak, şöyle devam etti:

"Türkiye ekonomisi 2009'un son çeyreğinde yüzde 6 oranında büyüme kaydetti ve 2009'un tamamında daralma yüzde 4,7 olarak gerçekleşti. Şimdi birkaç gündür yorumlara bakıyorsunuz, son derece zorlama bir tavırla, kasıtlı bir şekilde yeniden bir karamsarlık pompalama kampanyasının başlatıldığını görüyoruz. 3 gündür büyüme rakamlarını evire çevire hükümet aleyhtarı bir kampanyanın malzemesi yapmak için çok yoğun gayret ve çaba olduğunu görüyoruz. Başını kuma gömen karanlıktan başka hiçbir şey görmez, göremez. İşte bunlar başlarını kuma gömmüşler, halen karanlık zannediyorlar.

Bu nasıl bir kindir, nefrettir? Bu kendi ülkesine karşı nasıl bir husumet hissidir? 'Türkiye filan ülkeden bile daha kötü' diye manşet atıyorlar. Hangi ülke bu? Yunanistan. Eline diline dursun. İnsaf, olanları görmüyor musunuz? O ülkenin sorunu büyüme değil, o ülkenin sorunu artan bütçe açığı, artan kamu borçları. Açık söylüyorum, bu sapla samanı birbirine karıştırmak, elmayla armudu birlikte toplamaktır. Art niyetin, kötümserliğin, kin ve husumetin, ön yargıların etkisiyle ekonominin temel ilkelerini, güneş gibi parlayan gerçekleri bile inkar edecek noktaya geliyorlar."

IMF

Erdoğan, uzun zaman IMF ile ilişkileri eleştirenlerin son dönemde niçin stand-by yapılmadığını sorduğunu ifade etti. Ülke menfaati neyse onu yaptıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne IMF ile ilişki kurmayı büyük bir kötülük olarak görürüz ne IMF'sizliği yolun sonu olarak değerlendiririz. Bunu başından itibaren net söyledik. Biz Türkiye'yi ve Türk milletinin menfaatini düşünüyoruz. Sadece Türkiye'nin hassasiyetlerini gözetiriz. Orta vadeli programda hedeflediğimiz neyse, hiçbir mazerete sığınmadan bu hedefleri yakalayacağız.

IMF ile görüşmelerimizde biz dedik ki 'Siyasi müdahale istemiyoruz. Bizimle ekonomiyi, parayı konuşun ama bize kalkıp da belediyelerle ilgili yardımı kaldırın, gelir idaresini bağımsız hale getirin derseniz kusura bakma. Gelir idaresi şu anda hangi konumdaysa, böyle devam edecek. Reforme edilmesi gerekiyorsa bunu biz reforme ederiz. Sizinle biz parayı konuşuruz. Adınız üzere siz Uluslararası Para Fonu'sunuz. Sizinle biz bunu konuşuruz ama Türkiye'nin siyasetini sizinle paylaşmayız' Nitekim de öyle oldu."

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 09:06

İLGİLİ HABERLER