Debrifing
KİMSE kalkıp bize bu politikayı, ‘‘büyük bir başarıymış’’ gibi yutturmaya kalkmasın. Siz ‘‘Amerika'yı savaştan vazgeçireceğiz’’ varsayımı ile işe başlayıp, sonunda uğrayacağınız zararın beş kuruşunu bile almadan hava sahanızı açmayı hangi kılıf altına saklarsanız saklayın, hangi ambalaja sararsanız sarın, altındaki tarihi fiyaskoyu gizleyemezsiniz.
STRATEJİ DÁHİLERİ
Eski başbakanın etrafındaki bazı ‘‘strateji dehalarının’’ ülkeyi getirdiği şu noktaya bir bakın.
Koskoca Türkiye'yi, dibimizdeki bu tarihi olayın sıradan ve zavallı bir aktörü haline getirdiler.
Şimdi de çıkıp, ‘‘Biz ABD'nin dünyadaki 30 müttefikinden biriyiz’’ diye o muhteşem teorilerine haklılık kazandırmaya çalışıyorlar.
Yeter, bu boyunuzu ve haddinizi aşan ‘‘tarihe yön verme’’ misyonunuzu artık kendinize saklayın.
Ne yazık ki, hayatınız boyunca elinize geçen tek fırsat, böylesine dramatik bir tarihi döneme rastladı ve sizin de bu ‘‘teoriyi pratiğe geçirme’’ stajınız Türkiye'ye pahalıya patladı.
Ama iş burada bitmiyor.
Bu dáhi danışmanlar ve ‘‘misyon sahibi’’ çevre, daha 4.5 yıl orada oturacak.
Ortadoğu 1900'lü yılların başından beri en önemli tarihi dönüşümüne hazırlanıyor.
Yani daha Türkiye'yi bekleyen çok tarihi karar olacak.
Savaş pilotları, görevden döndükten sonra bir değerlendirme yaparlar. Buna ‘‘debrifing’’ denir.
Burada görev sırasındaki başarılı işler ve hatalar değerlendirilir. Şimdi Türkiye olarak bu olayın bir debrifingini yapmamız lazım.
O KADAR MASUM MU
Türkiye bu hatayı neden ve nasıl yaptı?
Pazarlıkta yanlış bir değerlendirme mi oldu?
O muhteşem danışmanlar, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'ı, ‘‘Amerika'nın kuzey cephesini açmadan bu işe girişemeyeceğine’’ gerçekten mi inandırdılar?
‘‘Hálá bekleme marjımız var’’ mı zannettiler?
Yani yapılan, bu kadar basit ve masum bir insani değerlendirme hatası mı?
Yoksa son iki günden beri bazı çevrelerde işitmeye başladığımız bir başka neden mi var?
Mesela AKP içinde bazı çevrelerin ‘‘ideolojik bir direnişi mi etkili oldu?’’
Türkiye'yi Batı'dan koparıp, İslami bir coğrafyaya kapatma arzusu mu etkili oldu?
Ben bu son teze inanmak istemiyorum.
Hálá bunun bir hesap hatası olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bu fiyasko, Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, eski başbakan ve anamuhalefet partisi başkanının ortak ürünüdür.
Siyasi sorumluluğunu AKP taşısa da, sonunda Silahlı Kuvvetler ve Dışişleri dışında bu karardan devletin ve siyasetin bütün kurumları sorumludur.
ŞARK PAZARLIĞININ SONU
Ama bilin ki, çok sayıda insanın kafasında ‘‘AKP'nin en azından bir bölümünün bu işi ideolojik amaçla engellediği’’ şüphesi hákim.
Bu arada bir şeye dikkatinizi çekeyim. Dış dünyada özellikle Batı basınında son günlerde ‘‘İslami hükümet’’ nitelemesi yeniden kullanılmaya başlandı.
Ben yine de bütün iyimserliğimi koruyarak, bu tarihi fiyaskodan milletçe dersler çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.
Bir, herkes bizim gibi bir ‘‘şark pazarlıkçısı’’ değil.
Pazarlıkta bir noktada el sıkıştıktan sonra, verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyor.
Pazarlıkta haklılık ve dürüstlük çizgisini aşmamak gerekiyor.
İki, herkes sonuna kadar bize muhtaç değil.
Üç, bizimki gibi bütün tarih boyunca dünyayı sarsan olayların başladığı bir coğrafyada kararlı liderler ve siyasetçiler çok önemli.
Benim şahsen bu olayda İngiltere Başbakanı Tony Blair gözümde biraz daha büyüdü.
GİZLİ DOST
Bir liderin gerektiğinde, kendi partisine ve kamuoyuna direnebilmesi gerçekten büyük bir liderlik özelliği.
Bu liderlik özelliği, Kosova ve Bosna'da yaşanan insanlık dramının önlenmesinde çok etkili olmuştu.
Umarım bugünkü cesareti de insanlığa aynı katkıyı yapar.
Sonuç...
Meğer Saddam'ın bölgedeki en büyük gizli dostu bizmişiz de haberimiz yokmuş...
Memlekete hayırlı olsun.
(Ertuğrul Özkök/ Hürriyet)
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 19:36