ERTUĞRUL ÖZKÖK'TEN UĞUR MUMCU GAZETECİLİĞİNİ SAVUNANLARA CEVAP...
Ertuğrul ÖZKÖK/ HÜRRİYET
Kronometreyi açtım bekliyorum
GEÇEN hafta pazartesi günü Hürriyet'te Yener Süsoy'un Murat Karayalçın'la yaptığı bir mülakat yayınlandı.
Samimi ve Karayalçın'ın medeni çizgisini yansıtan güzel bir mülakattı.
Karayalçın orada gençliğine ait önemli bir bilgiyi aktardı.
Gençlik yıllarında ülkücüymüş ve yakasına bozkurt rozeti takarmış.
Daha sonraki yıllarda dünya görüşünü değiştirerek sosyal demokrat olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu mülakatın yayınlanmasından bugüne kadar bir hafta geçti.
Kimse çıkıp Murat Karayalçın için ‘‘Meğer o da dönekmiş’’ demedi.
O DA DÖNEK Mİ
Eskiden solcu olup da şimdi liberal bir dünya görüşüne sahip olan herkese ‘‘Dönek’’ diyenlerden, Karayalçın hakkında tek kelime işitmedik.
Yanlış anlamayın, bunu eleştirmek için söylemiyorum.
Tam aksine, insanın dünya görüşünün değişmesinin normal bir evrim olduğuna inanıyorum.
Ben Türk gazetelerinin birtakım köşelerine hákim olan zihniyetin, çifte standardını göstermesi açısından bu örneği aktarıyorum.
Çünkü o zihniyet, kendisinin karşı olduğu bir yöne doğru görüş değiştiren insanı anında ‘‘döneklikle’’ suçlarken, başka istikametten kendisine doğru gelene hiç sesini çıkarmaz.
‘‘Döneklik’’ özünde dini bir kavramdır. Daha sonra Marksistler tarafından da benimsenip kullanılmıştır.
TURNUSOL KÁĞIDI
Yani, kendi siyasetini din haline getirenler ile dini siyaset haline getirenlerin ortaklaşa kullandığı bir aşağılama ve suçlama aracıdır.
Ben lakap takıcı üsluba karşı çıkarken işte bu keyfi çifte standarda dikkati çekmek istiyordum.
Çünkü bu ülkede yıllardır böylesine keyfi karalamalarla birçok aydın insanın imajı zedelendi, hayatı karartıldı.
Uğur Mumcu ile ilgili yazımın ana felsefesi buydu.
Aklını fikrini ve özellikle de psikolojisini benimle bozmuş bazı kişiler beni yine şaşırtmadı.
Onlardan hakaret dolu cevaplar aldım.
Gazete köşelerinde bol bol Uğur Mumcu'nun gazetecilik anlayışına ne kadar sadık olduklarını yazdılar.
Ben de sevinerek okudum.
Şimdi onların önünde, Uğur Mumcu'nun araştırmacı gazetecilik ilkelerine ne kadar sadık olduklarını ispat edebilecekleri çok güzel bir fırsat var.
Bakın geçen ay İtalya'da Parmalat adlı bir şirket skandalı patladı. Bizdeki Karamehmet ve Uzan olayına benzeyen bir skandal.
Patronları şirketin parasını kendi ceplerine atmışlar.
Götürülen paranın boyutu 4 milyar Euro.
Yani bizdeki ‘‘hortumculuk’’ olayının neredeyse altıda biri kadar bir miktar.
Ama bütün İtalyan basını buldozer gibi bu olayın üzerine gitti, gidiyor.
Sahibini de alıp içeri attılar.
ESKİ GÜZEL GÜNLER
Bizim yakın geçmişimizde de bundan çok daha küçük skandalların üzerine gidilirdi.
Uğur Mumcu döneminde 60 milyon dolarlık Horzum olayı hakkında yıllarca yazı yazılmıştı.
Cumhuriyet Gazetesi, sunta ihracatı olayını yıllarca sürdürmüştü.
Oysa şimdi bakıyorum, Uğur Mumcu gazeteciliğine sadık kaldığını ilan eden o anlı şanlı köşe yazarlarımız, nedense bu 25-30 milyar dolarlık hortum olaylarına karşı suspus.
Acaba neden?
Banka batıran 10 ailenin 7'sinin medya sahibi olmasından dolayı mı?
Patronları da batık banker olduğu için seslerini çıkaramıyorlar mı?
Uğur Mumcu ideallerine sadık kaldığını söyleyen bunca köşe yazarı, bana hakaret etmek için buldukları cesaretin onda birini batık bankerlere, bu milletin 25-30 milyar dolarını götüren insanlara karşı gösteremiyor mu?
SADAKAT SINAVI
O zaman nerede kaldı Uğur Mumcu gazeteciliği...
Yoksa Uğur Mumcu adına savundukları şey, araştırmacı gazetecilik değil de, sadece insanlara hakaret, lakap takma, aşağılama özgürlüğünden ibaret bir egoizm mi?
Böyleyse, ona en büyük haksızlığı sizler yapıyorsunuz.
Uğur Mumcu gazeteciliği mi istiyorsunuz? İşte samimiyetinizi ispat etmek için önünüzde güzel bir fırsat var.
Milletin 30 milyar dolarını götüren insanlara karşı araştırmacı gazeteciliğe hemen başlayın.
Kronometreyi açtım, bu sadakat sınavının sonuçlarını bekliyorum.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 21:23