FEHMİ KORU''DAN İLGİNÇ İDDİALAR: URLA''DAKİ ÇOCUK KÖYÜ SKANDALINDA ADI GEÇMEYEN TOP SAKALLI KİM?
TAHA KIVANÇ/YENİ ŞAFAK
Teorimi paylaşmam
Hepimizi ilgilendiren konuları açıkladığına inandığım bir teorim var. Yazabilsem, çoğunuzun, “Ben de aynen senin gibi düşünüyorum” diyeceğini, bazılarınızın, “Hay Allah, demek ki antrenmansız kalmışım, yoksa benim de aklıma mutlaka gelirdi” tepkisi vereceğini biliyorum. Kendime özgü sebeplerle yazamıyorum.
“Kendime özgü” nitelemesini yanlış anlamayın; bu yaştan sonra ‘komplocu’ yaftasını boynuma taktırmak istemiyorum. ‘Sebep-sonuç’ ilişkisine dayandığı için olup biteni kolay anlatabilen açıklamalara tarihin belli bir döneminden itibaren ‘komplo’ yaftasını takanlar da benim teze ‘cuk’ diye oturuyor... Ama ne çare, tarihi yazan da onlar...
İzmir/Urla’daki Barbaros Çocuk Köyü eksenli haberleri herhalde sizler de izliyorsunuz. Bir ‘haber seçkisi’ sunacağım size. Alıntıların hepsi Milliyet gazetesinden; Kulis’i internet üzerinden okuyanlar vereceğim linklerle asıllarına ulaşmakta zorlanmayacaklar.
İlk alıntı 31 Ocak tarihli haberden:“Türkiye''nin ‘örnek projesi’ olarak bilinen, sivil toplum kuruluşları ve devlet desteğiyle 9 yıl önce kurulan Barbaros Çocuk Köyü''ndeki bazı çocuklara ‘cinsel tacizde bulunulduğu ve cinsel ilişkiye girildiği’ duyumunu alan jandarma ekipleri, 2 ay süren çalışmanın ardından başlattığı operasyonda, olaya karıştıkları belirlenen 12 kişiyle konuyu bilmelerine rağmen adli mercilere intikal ettirmedikleri gerekçesiyle çocuk köyü idarecisi 3 kişiyi gözaltına almıştı.”
Ertesi gün (1 Şubat) haber şuydu: “Urla''daki örnek proje Barbaros Çocuk Köyü''nde yaşandığı öne sürülen ‘cinsel taciz ve ilişkiye girme’ olaylarıyla ilgili soruşturmayı sürdüren savcı Murat Gök, 30 kişinin yakalanması için jandarmaya talimat verdi. Bu kişilerden 25''i dün gözaltına alındı.”
Haber sonraki gün de devam etti. Olayın cereyan ettiği ilçenin bazı yetkililerinin adları geçiyordu haberde, hem de hiç hoş olmayan ifadelerle. Gazete, “İki ay öncesine dayanan bir ‘skandal’ neden rafa kaldırıldı?” sorusuna cevap arıyordu besbelli.
“Skandal belgelendi” başlığını taşıyan bir sonraki (3 Şubat) günün haberi, “Taciz veya tecavüze uğradığından şüphelenilen 10 kızın Adli Tıp''a gönderildiği ve 3''ünün cinsel ilişkiye girdiğinin saptandığı” açıklamasına yer veriyordu. Dilin keskinliğini herhalde not etmişsinizdir.
Haber dilindeki çözülme ertesi gün (4 Ocak) başlıyor ve gözaltına alınanlardan iki kişinin ‘kefaletle’ serbest bırakıldığı duyuruluyordu. Aynı grubun bir başka gazetesinde, aynı gün, olayı müdürün lojmanında gözü olan ‘AKPli’ resim öğretmeninin ‘komplosu’ olarak sunan bir haber çıktı. İki ay süren hazırlığı Jandarma tarafından yapılan, Cumhuriyet Savcısının yürüttüğü soruşturmaya dayalı ‘olay’, daha sonra “AKP komplosu” biçimine dönüştürülecekti...
Neyse, biz yine Milliyet’e dönelim. Milliyet’te 6 Şubat günü Güneri Cıvaoğlu’nun “Kıymayın çocuklara” başlığını taşıyan yazısı haberlerin medyaya yansıyan yönünü bütünüyle değiştirecek bir ağırlıktaydı. Şöyle yazdı Güneri Bey:
“Adını vermediğim Çocuk Köyü''nde taciz iddiaları, çirkin ve üzücü. Ancak daha da üzücü olanı, bunların ‘inanç’ ekseninde kullanılıyor izlenimi verecek gibi karbonatlanması... Köpürtülmesi. Hadisenin özü... / Bu köyün kökeninde ‘SOS Kinderdof International’ adlı kuruluşun bulunması... SOS''in İncil''deki ‘Save Our Souls’ (Ruhlarımızı Kurtarın) duasının baş harflerinden oluştuğu... ‘Vakfın Hıristiyanlığı yaymayı amaçlayan misyoner örgütü’ olduğu iddiası. / O halde... Bu çocuk köyünün yapısı değiştirilmeli imiş...”
Esas hüküm cümlesi yazının sonunda: “Bir yandan AB doğrultusunda dini inanç özgürlüğünü kabul etmek, öte yandan Beyoğlu''nda İncil avcılığına çıkmak, kimsesiz çocukların dal gibi bedenlerine ideoloji yüklemek... Olmuyor.”
Dün (9 Şubat) ise, Milliyet, “Ne tâciz var, ne tecavüz” başlığı altında olaya mühür vurdu. Haberdeki tanıklığı okuyalım: “Adli Tıp''ta beni ve diğer kızları muayene ettiler. İçlerinde tek bakire çıkmayan ben olunca senaryo üzerime kuruldu. Ortada skandal yok. İki hafta önce köye gelen sivil jandarmalar ''seminere'' diye karakola götürdü. Orada taciz, tecavüz iddiaları gündeme getirildi. Birilerinin kız - erkek çocukların bir arada yaşamasına karşı olduğunu düşünüyorum. Köyümüz gibi bir köy başka yerde açılacaktı. Bunun engellenmesi için skandal yaratıldı.''''
Bir ‘skandal’ da böyle rafa kaldırıldı. Oysa, “Skandal belgelendi” haberinde “Üç kızın cinsel ilişkiye girdiği belirlendi” keskin ifadelerini kullanan Milliyet’ti.
Konu hararetle ele alındığında (4 Şubat) Kulis’te şunu yazmıştım: “Yaklaşık 20 yıl önce yürüttüğümüz o kampanya sırasında öğrendiğim bir gerçeği buraya kaydedeyim: ''Çocuk köyü'' projesinin arkasında çok etkili kişiler ve örgütler var... Bunlar, o yıllarda, bizim haklı kampanyamızın başarılı olmasını engellemişlerdi, şimdi de Barbaros Çocuk Köyü''nde patlak veren skandalın etkisiz kalması için mutlaka devreye gireceklerdir. Adı belleğimde silinmez izler bırakmış top sakallı biri vardı sözgelimi; yayına son vermemiz için araya sokmadığı kimse kalmamıştı. Günlerdir Urla''daki skandal konuşuluyor, ancak bizim top sakallının adı hiç geçmedi...”
Hayır, müneccim filân değilim, yalnızca olan-bitenlere dair ‘teori’ sahibiyim.
Güncellenme Tarihi : 17.3.2016 11:04