LONDRA - İngiliz gazetelerinde bugün, İngiltere'de hükümetin Irak'a karşı savaşa girmek için öne sürdüğü gerekçenin gerçeklere dayanıp dayanmadığı konusundaki tartışmalar ağırlıklı olarak ele alındı. Gazetelerin ortak sorusu, ''Irak'ta kitle imha silahı var mıydı?'' oldu.
Daily Telegraph gazetesi hükümetin bakanlarıyla istihbarat yetkililerinin, Irak'ın kitle imha silahına sahip olup olmadığı konusundaki tartışmada birbirlerini suçladıklarını bildirdi. Tartışmanın merkezinde geçen Eylül ayında yayınlanan ve Irak'ta toplu imha silahları bulunduğunu iddia eden istihbarat raporu bulunuyor. Daily Telegraph adını vermediği bir bakanı kaynak göstererek, rapora tek bir kişinin tayit edilmeyen bilgisiyle kritik önemdeki bir iddianın eklendiğini bildirdi.
Guardian gazetesi Blair'in şimdi daha şiddetli bir krizle karşı karşıya olduğunu duyurdu. Gazete, bazı bakanların Birleşmiş Milletler silah denetçilerinin raporlarında usulsüz değişiklik yaptığı yolundaki iddiaları aktardı.
Öte yandan Daily Telegraph'taki bir başka habere göre, istihbarat yetkilileri, Irak'ın kitle imha silah programına sahip olduğunu gösteren bir raporun önümüzdeki birkaç ay içinde hazır olacağına kesin gözüyle bakıyor. Gazeteye açıklama yapan yetkililer, gecikmenin Amerika'nın konuya fazla önem vermemesinden kaynaklandığını, arama çalışmalarının yavaş ilerlediğini söyledi.
''AMERİKA, IRAK'A TEHDİT OLUŞTURDUĞU İÇİN SALDIRMADI''
Independent gazetesi savaş karşıtı tavrıyla öne çıkan İngiltere eski Dışişleri Bakanı Robin Cook'un kaleme aldığı bir makaleyi yayınladı. Cook, hükümetin savaşa, ''Saddam Hüseyin, İngiltere'nin çıkarlarını tehdit ettiği için değil, Amerikan dış politikası ile Cumhuriyetçi Parti'nin izlediği politika gerektirdiği için girdiğini artık itiraf etmesi'' gerektiğini belirtti ve şöyle devam etti:
''Şurası bir gerçek ki Amerika, Irak'a kendisine tehdit oluşturduğu için saldırmadı. Washington, Irak'ın zayıf düştüğünü ve ordusunun çökeceğini bildiği için savaş açtı. Bunun İngiltere hükümetini rahatsız bir pozisyona sürüklediği bir gerçek. Tony Blair bu hafta herkesten sabırlı olmasını istedi ve kitle imha silahlarının bulunacağını söyledi. Ancak bunda tarihi bir hata var. Hans Blix, Irak'ta neler olup bittiğini anlamak için birkaç ay süre istediğinde koalisyon güçleri sabırsız davranıp bunu reddetmişlerdi, savaş bunun üzerine çıktı. Blair'in zaman istemesi, Atlantik arası ilişki açısında da sorunlu görünüyor. Amerikan yönetimi savaşı Irak'ta rejimi değiştirmek için başlattı ve şimdi amaçlarına ulaştıkları için, savaşı sanki kitle imha silahları yüzünden açmışlar gibi numara yapmaya ihtiyaç duymuyorlar.''
Robin Cook, Independent gazetesinde yayınladığı makalesini, İngiltere'nin Irak konusunda Amerika'yı takip ederek yaptığı hatayı, İran konusunda tekrar etmemesi gerektiğini belirterek noktaladı.
''AMERİKAN YÖNETİMİ İRAN KONUSUNDA BÖLÜNDÜ''
Amerika Birleşik Devletleri'nde İran ile ilgili süregiden tartışmaları, Financial Times gazetesi manşetine taşıdı. Gazete Amerikan yönetiminin İran'a karşı izlenecek politika hakkında bölündüğünü duyurdu. Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in İran'da rejim değişikliği fikrini, Amerikan dış politikası olarak sabitleştirmeye çalıştığını belirten Financial Times, Amerikan yönetiminde İran tartışması yapılırken, Tahran'ın da Washington ile ilişkiye geçmek için yeni bir girişim başlattığını belirtti.
Gazete, yönetim içinde tartışmalar sürerken, uygulamada İran'a karşı yaptırımların başladığını duyurdu. Financial Times, örneğin İran'a füze teknolojisi sattığı iddia edilen Çin'in sanayi devi Norinco'ya geçen hafta ağır yaptırımlar uygulandığını, Moldava'daki bir şirketin de benzer şekilde cezalandırıldığını belirtti. Habere göre Rusya, Amerika'nın baskısı üzerine, İran'da ortak olarak inşa ettikleri Buşehr nükleer enerji santralında kullanılacak yakıtın nakliyesini durdurdu.
Financial Times'taki habere göre, bir Amerikan kongre üyesi, İranlı rejim muhaliflerinin desteklenmesini öngören bir yasa taslağı hazırladı. Buna göre, İranlı muhalif gruplara 50 milyon doları aşkın yardım yapılacak. Financial Times, 1979 islam devrimiyle devrilen Şah Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi'nin şu sıralar Virginia'da ikamet ettiğini ve böyle bir yardımdan pay alacak ilk kişilerden biri olacağını yazdı. Amerika'nın İran'ı ''terör destekçisi en aktif ülke'' olarak gördüğünü belirten Financial Times, öte yandan Amerikalı yetkililerin, İran'a da savaş açılacağı yolundaki söylentileri gidermek için büyük çaba harcadıklarını yazdı.
Guardian gazetesi Irak'ta Saddam Hüseyin'e sadık grupların çatışmaları sürdürdüğünü bildirdi. Gazete, Amerika'nın direnişi kırmak için ülkeye takviye birlikler gönderebileceğini de belirtti. Haber dün Irak'taki ordu komutanının yaptığı açıklamayı izledi. Korgeneral David McKiernan, devrik Saddam Hüseyin rejimine bağlı kişilerin organize şekilde savaşmaya devam ettiklerini söyledi.
Guardian gazetesi, Avrupa Birliği ile Rusya'nın Saint Petersburg zirvesinde Çeçenistan konusunu geçiştireceklerini duyurdu. Ortak bildiriyi ele geçiren gazetenin haberine göre, iki taraf, Çeçenistan ile ilgili geçenlerde başlatılan siyasi sürecin insan haklarını güvence altına almasını ve bölgede uzlaşma sağlamasını umut ettiklerini söylemekle yetinecek. Bir batılı diplomat, Rusya'nın Çeçenistan konusunun zirve gündemine alınmasına şiddetli biçimde karşı çıktığını belirtti. Guardian, Uluslararası Af Örgütü'nün Avrupa Birliği'ne çağrı yaparak, Çeçenistan'daki ağır insan hakları ihlallerine karşı harekete geçmesini istediğini hatırlattı.
Daily Telegraph gazetesi Avrupa anayasasının dün yayınlanan önsözünde ''Tanrı'' kelimesinin geçmediğini bildirdi. Avrupa mirasının ruhani bir dürtüyle mayalandığını belirten giriş bölümü, konvansiyonun başkanı Valerie Giscard D'Estaing tarafından kaleme alındı. Daily Telegraph, Avrupa'nın bugüne kadar hiç olmadığı kadar bir birlik haline geleceğini belirten anayasanın giriş bölümünde ''Tanrı'' kelimesinin geçmemesinin Polonya ve Vatikan'da büyük hayal kırıklığı yarattığını da belirtti.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 20:04