FLAŞ GELİŞME!.. OSMAN ÖCALAN'A SUİKAST
HABERVİTRİNİ/ÖZELPKK’nın, Avrupa’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması için Avrupa
Adalet Divanı’na başvuran Osman Öcalan, PKK tetikçilerinin elinden son anda
yaralı kurtulmayı başardı.
Kani Yılmaz’ı ve “Sarı İbrahim” kod adlı Ramazan Toptaş’ı öldürterek
örgüt içerisindeki konumunu sağlamlaştıran Murat Karayılan’ın talimatıyla
harekete geçen PKK tetikçileri, ikinci defa Osman Öcalan’ı öldürmeyi
denediler.
Irak’taki yerel kaynaklara göre, 2 Ekim 2006 tarihinde Musul’dan Mahmur
Kampı’na gidişi sırasında PKK tetikçileri tarafından tuzağa düşürülen Osman
Öcalan, açılan ilk ateş sonucu göğsünden yaralandı. PKK tetikçilerinden
yaralı kurtulmayı başaran Osman Öcalan’ın KYB’ye sığındığı, Erbil
yakınlarındaki Rızgari Hastanesi’nde ilk tedavisi yapıldıktan sonra,
Bağdat’daki Kenedalı Hastanesi’ne götürüldüğü belirtiliyor. PKK
tetikçilerinin açtığı ateş sonucunda Osman Öcalan’ın korumalarının da ağır
yaralandığı, korumalardan birinin kan kaybından öldüğü öğrenildi.
Abdullah Öcalan’ın yakalanması sonrasında örgüt içerisinde yaşanan
liderlik ve rant kavgası, örgütün önde gelen isimlerinden Osman Öcalan, Kani
Yılmaz, Nizamettin Taş, Hıdır Sarıkaya, Halil Ataç, Selahattin Gün, Hıdır
Yalçın, Hüseyin Kaytan’ın PKK’dan ayrılarak, PWD’yi (Yurtsever Demokrat
Parti) kurmalarıyla boyutlanmıştı. Ancak PKK yönetimini ele geçiren Murat
Karayılan, Duran Kalkan, Fehman Hüseyin, Cemil Bayık grubu, kendileri için
alternatif bir grup olarak nitelendirdikleri PWD’lileri ölüm listesine
alırken, Osman Öcalan’ı da listenin en başına koymuşlardı. PWD ile birlikte
hareket ettikleri gerekçesiyle Hikmet Fidan, Kemale Sor, Siphan Badoshiva’yı
öldürten Murat Karayılan, Osman Öcalan’ın örgüte yeniden dönme taleplerini
kabul etmediği gibi, PWD’nin önde gelen sorumlularından Kani Yılmaz’ı
öldürterek, Osman Öcalan ve diğerlerine gözdağı vermişti.
PKK tetikçileri tarafından takip edilen Osman Öcalan’a ilk suikast
girişimi, geçen yıl gerçekleştirildi. Murat Karayılan tarafından
görevlendirilen PKK tetikçisi Hozat kod adlı Muharrem Ay, Erbil ile
Süleymaniye arasındaki PWD’nin Seyit Sadık kampına sızdı ve Osman Öcalan’ın
kahvesine zehir koymayı başardı. Kahveyi içtikten sonra rahatsızlanan ve
Erbil’deki bir hastaneye zor yetiştirilen Osman Öcalan, kurtulmayı başardı.
Ağustos 2006’da İran’ın Baztab Haber Ajansı’na yansıyan bir haberde,
PKK ile PWD kadroları arasında yaşanan çatışmada, Osman Öcalan’ın eşinin
babası İsmail Socai’nin öldürüldüğü, ancak PKK’lıların asıl hedefinin Osman
Öcalan olduğu öne sürülmüştü.
PKK’nın kuruluşundan bu güne kadar örgütün demokratikleşmesini isteyen
birçok kişinin öldürüldüğünü, kendisinin de silahlı eylemlerin
tırmandırılması kararını eleştirdiği için PKK’nın ölüm listesine alındığını
vurgulayan Osman Öcalan, kahvesine zehir konularak öldürülmek istenmesi
sonrasında Lübnan’da yayınlanan El Müstakbel Gazetesi’ne (20 Temmuz 2005)
PKK ile ilgili önemli açıklamalarda bulunmuştu.
PKK’nın şiddet politikasının iflas ettiğini ve örgütün bölündüğünü
vurgulayan Osman Öcalan, şunları söyledi; “PKK’dan ayrılma nedenimiz, örgüt
yönetiminin silahlı mücadelenin sürdürülmesi yönündeki kararıdır. Abdullah
Öcalan’ın yakalanması örgütü derinden sarstı. Herkes şoke oldu. Ancak bu
kaos ortamından Murat Karayılan, Duran Kalkan, Rıza Altun, Cemil Bayık ve
Zübeyir Aydar’dan oluşan rant çetesi yararlandı ve örgüt yönetimini ele
geçirdi. Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına bile sansür uygulamaktan
çekinmeyen bu çetenin, şiddet politikasına karşı çıktım. Bu nedenle beni
zindana attılar, sorguladılar, yargıladılar ve idam cezası verdiler. Ancak
örgüt tabanı ve Kürtlerin tepkisinden çekindikleri için idam edemediler. PKK
ve silahlı eylem dönemi bitmiştir. Sorunlar, Türkiye’nin demokratikleşme
sürecinin desteklenmesiyle çözülebilecektir. Kürtler, özündeki şiddeti terk
etmek istemeyen PKK’yı aşarak, demokrasinin ve barışın nimetlerinden
yararlanmak istiyorlar. PKK ise, örgütün demokratikleşmesini sağlayamadığı
gibi, örgüt içinde ve dışında muhalefete izin vermeyerek, demokrasi
yanlılarına yönelik baskı ve cinayetlerini sürdürüyor. Nitekim, benim ve
arkadaşlarım hakkında ölüm kararı alan ve infaz listesi yayınlayan PKK
yönetimi, Siphan Rojhilat, Kemale Sor, Hikmet Fidan ve Kani Yılmaz’ı
öldürtmüştür. Kürtlerin kanını akıtmaya devam eden Murat Karayılan, Duran
Kalkan, Cemil Bayık, Mustafa Karasu, Ali Haydar Kaytan, Rıza Altun, Zübeyir
Aydar’dan oluşan cinayet şebekesi hakkında Avrupa makamlarına suç
duyurusunda bulunarak, PKK cinayetlerine karşı Kürt halkına ve uluslararası
kamuoyuna acil yardım çağrısı yaptık. PKK çıkmaz bir yola girmiştir. Onların
Kürtlerin lehine olacak bir şey yapma imkanları yoktur.”
Avrupa Adalet Divanı’nın 15 Şubat 2005 tarihli kararında, Osman
Öcalan’ın “PKK’nın, Avrupa’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması”
yönündeki başvurusu kabul edilmezken, gerekçe olarak da, “Örgütten ayrılan
Osman Öcalan’ın PKK adına böyle bir başvuruda bulunamayacağı” belirtilmişti.
Ancak bu defa Savcı Juliane Kokot, 27 Eylül 2006 tarihinde yaptığı
açıklamada, “Avrupa Adalet Divanı’nın Osman Öcalan’ın PKK ile ilgili
başvurusunun kabul edilebilir nitelikte bulduğunu” belirtiyor.
Akıllara takılan iki soru:
Birincisi; PKK’yı şiddet eylemleri nedeniyle eleştiren ve örgütten
ayrılarak PKK’nın alternatifi olarak PWD’yi kuran, her fırsatta PKK’yı
bölmeye ve kadrolarını PWD’de toplamaya çalışan, başarılı olamaması
sonucunda örgüte geri dönmek isteyen, ancak PKK tarafından kabul edilmeyen,
ölüm listesinde ilk sıraya konulan, PKK tetikçilerince Kani Yılmaz’ın
öldürmesinden sonra Kuzey Irak’ta sürekli yer değiştiren ve ellerinden iki
defa kurtulmayı başaran Osman Öcalan’ın, halen PKK adına söz söyleme ve PKK
adına böyle bir başvuruda bulunma yetkisi var mıdır?
Avrupa Adalet Divanı yetkilileri, örgütte yaşanan iç hesaplaşma ve
örgüt muhaliflerine yönelik PKK cinayetlerini görmüyor veya takip etmiyor
olsa bile, terörizmle mücadelede uluslararası işbirliğinin doruk noktaya
ulaştığı bir dönemde, aralarında çocukların da bulunduğu sivilleri öldüren,
bombalarla, mayınlarla çevreyi tahrip eden, kendisi gibi düşünmeyen örgüt
kadrolarını ve sorumlularını öldüren, uyuşturucu, kara para aklama, insan
kaçakçılığı faaliyetleriyle Avrupa ülkelerini tehdit eden, terör ve organize
suç örgütü olduğu uluslararası toplum tarafından tescillenmiş PKK’nın,
AB’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması yönündeki bir başvuruyu
ciddiye alması nasıl yorumlanabilir?
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 02:42