FLAŞ...FLAŞ... MHP ERKEN SEÇİM KARARI ALMAK İÇİN MECLİSİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIYA ÇAĞIRDI
KAYNAK : Haber Vitrini
BURSA - Başbakan Yardımcısı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ilk defa erken seçim için bir tarih verdi. Bahçeli, Türkiye'de millet iradesinin her zaman geçerli olduğunu gösteren bir davranış sergilenmesi gerektiğini belirterek, "Gelin 1 Eylül'de meclisi toplantıya çağıralım, 3 Eylül'de erken seçim kararı alalım. 60 günde seçim yapalım" dedi.
Kocayayla Türkmen Kurultayı'na katılan ve Yörük çadırlarını gezerken basın mensuplarının sorularını cevaplandıran MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, "3 Kasım'da yapılacak erken seçimle, millet iradesini ortaya koyacaktır. Bu millet iradesiyle şekillenecek Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni bir siyasi istikrar ortaya koyabilir. Yeni iktidar Avrupa Birliği ilişkilerinde önemli adımlar atabilir. Dolayısıyla Türkiye'yi kaosa sürüklemeden, siyasi gerginlik yaratmadan, bazı kavram kargaşalarına sokmadan, siyasi belirsizlik bazı odakların ve çevrelerin dar iradeleriyle değil 65 milyon millet iradesiyle şekillenmiş olur" dedi.
Türkiye'de siyasi belirsizliğin, her türlü ekonomik programın uygulanmasını engelleyen faktör olarak görüldüğünü, siyasi belirsizlik kastedilirken, 57. Hükümet'in bozulmasının istendiğini ifade eden Devlet Bahçeli, "O zaman bu amaçlarınızı millet iradenize dayalı olarak yapmaya cesaret ediniz. Türkiye'nin belli çevre odaklarının yönlendirmesi, uluslararası finans kuruluşları veya basın desteğiyle iktidarlara şekil verme gayreti içinde olanlara millet olarak bir cevap vermeliyiz. Türkiye'de millet iradesinin her zaman geçerli olduğunu gösteren bir davranışı sergilemeliyiz. Onun için düşünce olarak söylüyorum, gerçekleşme durumu ne olur bilemiyoruz. Partimizin değerli organlarında değerlendireceğim" şeklinde konuştu.
"TBMM'yi 1 Eylül'de toplantıya çağıralım" diyen Bahçeli, " 3 Eylül'de erken seçim kararı alalım. Geçmiş dönemde olduğu gibi 60 günde seçimleri yapalım ve seçim tarihini 3 Kasım olarak belirleyelim. Böyle bir durum 57. Cumhuriyet Hükümeti'yle bir erken seçimin yapılması demektir. Böyle bir durum başbakanın başkanlığındaki hükümetle sağlıklı bir seçime gitmesi demektir. 3 Kasım'daki seçim sonuçları, bir millet iradesini ortaya koyacaktır. Bu millet iradesiyle şekillenecek meclis yeni bir siyasi istikrar ortaya koyabilir. Ortaya çıkacak olan yeni iktidar Türkiye AB ilişkilerinde de önemli adımlar atabilir" açıklamasında bulundu.
"KARGAŞA YAŞANMAZ"
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, siyasi belirsizliğin bazı odakların ve çevrelerin dar iradeleriyle değil, 65 milyon millet iradesiyle şekilleneceğini kaydederek şunları söyledi:
"Dolayısıyla Türkiye'yi kaosa sürüklemeden, siyasi gerginlik yaşatmadan, bazı kavram kargaşalarına sokmadan siyasi belirsizlik bazı odakların ve çevrelerin dar iradeleriyle değil 65 milyon millet iradesiyle şekillenmiş olur. Böylelikle Türkiye önemli bir bunalımdan yine milletle beraber çıkma yolunu bulmuş olur. Bu değerlendirmenin kamuoyuna tartışılmak için sunuyorum. Kim varsa erken seçim isteyen bu düşüncemi paylaşsın, 2003 yılına çok daha güçlü iktidar yapısıyla millet ülkenin meselelerini kucaklar."
MHP olarak gerçekte seçimlerin zamanında yapılmasından yana olduklarını bildiren Bahçeli, "Türkiye'de siyasi istikrarın kalıcı olabilmesi için iktidarların uzun ömürlü olmasının yanında seçimlerin de zamanında yapılması alışkanlığının kazanılması inancındayız. Bunu da çok defa söyledik. Hala vurguluyoruz. 57 Hükümeti oluşturan partilerin liderleri bunu yazılı olarak da kamuoyuna açıklamışlardır. Şimdi bu gerçek böyle bilinmesine rağmen, hükümeti oluşturan partilerin bazılarının zaman zaman erken seçimi gündeme getirmeleri, hatta zamanından evvel seçim takvimi ortaya koymaları, bazılarının muhalefet olarak erken seçim talebinde ısrarlı davranmaları. Hükümetin bu kararlılığını değiştirmemiştir. Seçimlerin 2004' de yapılması konusu hala hükümet görüşü olarak koalisyonu oluşturan 3 partinin görüşü olarak benimsenmiştir" diye konuştu.
"TÜRKİYE'NİN GELECEĞİNİ FİNANCİAL TİMES BELİRLEYEMEZ"
Türkiye'de siyasi gelişmelerin zaman zaman farklılıklar gösterdiğini savunan MHP Genel Başkanı Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçmişte olduğu gibi siyasi iktidarlar seçimle veya koalisyonun uyuşmazlığıyla suretiyle bozulabilir. Ancak içten ve dıştan bazı senaryolarla beslenmiş olan bir siyasi iktidar değişikliği millet iradesine dayanmayan bir değişiklik olarak değerlendirilir. Türkiye'nin geleceğinin Financial Times veya başka yabancı gazeteler, Times Gazetesi, JP Morgun ve buna benzer değerlendirme kuruluşları, bazı medya unsurları, belirleme yetkisini kendisinde görmemelidir. Sayın Başbakan rahatsızlık geçirmektedir. Tedavisi devam etmektedir. Yapılan tedavi iyileştirme işaretleri göstermektedir. Son günler içinde birtakım faaliyetlere katılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye'de bir başbakanlık sorunu yok. Türkiye'de bir hükümet sorunu yok. Koalisyonu oluşturan partiler arasında bazı durumlar dışında büyük ölçüde uyum vardır. Hal böyleyken, siyasi belirsizlik kavramı altına saklanarak Türkiye'de Başbakanı istifaya zorlamak suretiyle Ecevit'siz hükd 60 günde seçimleri yapalımümet oluşturmanın ilk adımın atmak isteyenler , arkasından da oluşacak yeni iktidar modelinde akıllarınca MHP'yi dışarıda tutmak isteyenlere sesleniyorum."
Başbakan Yardımcısı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bürokrasi, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ile buna içerden ve dışardan iştirak edenlerle Türkiye'de yeni bir siyasi iktidarın yolunun arandığını belirterek, "Bu başarılamadığı taktirde Türkiye'yi siyasi kaosa sürüklemekten kendilerini de alıkoyamıyorlar. MHP olarak bu tavrı benimsemiyoruz" dedi. Bahçeli, 57. Hükümete güven duyulmadığını ve bir güvensizlik sendromu yaşandığını da öne sürdü
Bursa'nın Keles İlçesi'nde yapılan 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı'nda Osmanlı çadırlarını gezen Devlet Bahçeli, basın mensuplarının erken seçim ve piyasadaki son gelişmelerle ilgili sorularını cevaplandırdı. Bahçeli, ekonomi faaliyetlerinin yeniden yorumlanması sırasında piyasayı ve kamuoyunu çok yanlış şekilde yönlendirecek davranışlardan uzak kalınması gerektiğini belirterek, bazı maskaralıklardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 21 Şubat 2001 krizinin ardından yeni bir programın uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, "Programın uygulanma aşamasından itibaren Türkiye'de içi tam doldurulmamış, ne olduğu kamuoyuna tam açıklanmamış, bazı kavramlar ileri sürülmek suretiyle ekonomik programın başarısız kaldığı konular, bu kavramlarla örtülmeye çalışılmıştır" dedi.
"HÜKÜMETTE GÜVENSİZLİK SENDROMU VAR"
Bu kavramların başında hükümete duyulan güvensizlik kavramının geldiğini öne süren Devlet Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hükümete güven duyulmamaktadır. Bir güvensizlik sendromu yaşanmaktadır. Bu güvensizliği giderebilmek için bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ama alınması gereken tedbirler ekonomik olmaktan ziyade siyasi amaçlı ileri sürülmüştür. Denmiştir ki, bakanlar kurulu sayısı oldukça yüksek, bakanlar kurulunu aşağıya çekmek, kamu yönetimini yeniden yapılandırmak, bazı bakanlar görevden alınmalı, partiler en az iki bakan eksiltmek suretiyle bu güven ortamını yeniden ortaya çıkartmak gerektiği vurgulanmıştır. Bu geçmiştir. O zaman da ifade ettik. Güvensizlik kavramı nereden kaynaklanıyor, bunu doğru dürüst açıklayamamışlardır. Meclis çalışıyor. Hükümet, bütün uyum ve kararlılığıyla sorunların üzerine gidiyor, Türkiye'yi yaşanmakta olan bir ekonomik krizden kurtarmaya çalışıyor ve bunun için de bütün varlığını ortaya koymuş, siyasi iradesini beyan etmiş, samimiyet ve iyi niyetle sorunların çözümü için üstün gayret gösterilmiştir."
SİYASİ BELİRSİZLİĞE ZÜRAFA BENZETMESİ
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, siyasi belirsizliği kimsenin açıklayamadığını ifade ederek,
"Siyasi belirsizlik aynen zürafa gibi, tanınması kolay, tanımlanması zor. Bir şekilde bu kavramlar ileriye çekiliyor. Türkiye'deki siyasi belirsizlik ne? Türkiye yasama görevinin başında değil mi? Etkin ve verimli çalışmasını devam ettirmiyor mu? Yapısal reformlarla ilgili anayasal değişiklikler, ulusal program çerçevesinde AB'ye uyum yasaları ile ilgili birçok faaliyeti ortaya koyup yasaları çıkartıyor, hükümet görevinin başındadır. Meclisi bu şekilde etkin ve verimli çalıştıran unsur hükümettir. Hükümet de bu gayretini devam ettirmektedir. Şimdi siyasi belirsizlikten ne kastediliyor ki, bu kavram üzerinde ısrarla duruluyor, aynen güvensizlik kavramında olduğu gibi, bunlar Türkiye'de anlaşılmamaktadır. Çok da üzücü bir değerlendirme olarak şunu söylerim, Türkiye'de bu kavramlar ortaya atıldığı günden itibaren, uluslararası finansman kuruluşlarında, bazı değerlendirme şirketlerinde dış basından ve Türkiye'de yerli basından aşırı derece destek bulmak suretiyle Türkiye'nin gündemi bir an değişikliğe getiriliyor. Hiç kimsenin anlamadığı, hiç kimsenin anlatmadığı bir siyasi belirsizlik kavramıyla Türkiye karşı karşıya bırakılıyor" şeklinde konuştu.
DERVİŞ'E GERÇEKLERİ SAKLAMA ÇAĞRISI
Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'e, gerçekleri kamuoyuna açıklaması çağrısında bulunan Devlet Bahçeli, "Gerçekleri kamuoyundan kimsenin saklamaya hakkı yoktur. Derviş'e yönelttiğim soru şudur. Siz ekonomideki verilerin çok iyi olduğunu, teknik yönden ekonomik program için fazla yapılacak bir şey kalmadığını, bu görüşünüz Merkez Bankası ve diğer bürokratlar tarafından belirtiliyor, döviz ve faiz oranlarındaki ani yükselişin piyasanın aldığı siyasi belirsizlikten kaynaklandığını ve bu belirsizliğin de başbakanın sağlık durumuyla ilişkilendiriyorsunuz. O zaman soruyorum, bu siyasi belirsizliği gidermek için öneriniz var mı? Derviş'in verdiği cevap yeni bir siyasi senaryodur. Bu senaryo ne olacak? Bu konuda bir açıklama yok. Ama gazetelerde, farklı farklı bu siyasi yeni senaryonun ne olacağına dair, bazı köşe yazarlarımız bazı dış basın, Times Gazetesi, Financial Times Gazetesi, bazı değerlendirme gruplarının raporları bunun işaretlerini veriyor. Özetlemek gerekirse Ecevitsiz ve MHP'siz bir yeni siyasi oluşum, yeni siyasi iktidar yolu, bunu kim yapacak, nasıl yapacak, Bunları açıklayan da yok?" açıklamasında bulundu.
Devlet Bahçeli kurultay sırasında çadırları gezerken yanına yaklaşan Aynur Çakır isimli bir kadın, "Oğlum Fedai Çakır 8 yıl önce Şırnak'ta şehit oldu. Tüm paramı malımı size vereyim, yeter ki Abdullah Öcalan'ın idamını infaz edin" dedi. Çakır'ın söyledikleri, herkesi duygulandırdı.
Güncellenme Tarihi : 16.3.2016 17:22