Spor
  • 30.10.2007 16:05

"GAGO VE PATO İLE ANLAŞTIK PARAMIZ YETMEDİ REAL VE MİLAN KAPTI"

Ama Galatasaray futbolun bütün bilinen doğrularının aksine hem inanılmaz bir kadro değişimini yaşarken hem de oynadığı futbolla taraflı tarafsız tüm futbolseverlere parmak ısırtıyor. Takımdan gönderilemez denilen birçok yıldız oyuncunun da ayrılmasına rağmen Galatasaray dimdik ayakta. Üstelik yapılan bu büyük operasyonun sonucunda kulübün kasasından çıkan toplam para miktarı sadece 1.6 milyon euro. Bu başarı hikâyesinin arkasında ise Galatasaray’da futbolun patronu konumundaki Adnan Sezgin’in payı büyük. Sezgin, yaptıkları operasyonun ABD’de bile tez konusu olarak araştırılması gerektiğini söylerken, revizyonun öyküsünü tüm detayları ve çıplaklığıyla Futbol Extra’ya anlattı.

GAGO BİZİM OLABİLİRDİ
Geldiğimdeki ilk transfer döneminde çok ilginç futbolculara gittik. İlk gittiğim futbolcu Boca Juniors’un genç yıldızı Fernando Gago’ydu. Kulübünün ikinci başkanıyla toplantı yaptık. Kendisine "Kaça verirsiniz?" dediğimde, bana kaldığım oteli gösterip "Bu oteli ver, ben de sana Gago’yu vereyim" dedi. 15 milyon eurodan başladı ve en son pazarlıklarla "10 milyon euroya olur" dedi. Ancak bu rakam bize ağır geldi. 3 ay sonra Gago Real Madrid’e 20.5 milyon euroya gitti. Biraz daha paramız olsaydı bugün Gago Real Madrid’de değil Galatasaray’da olacaktı.

Portekizli Maniche olayı var. Ben Maniche’yle işi bitirmek üzereydim. Dinomo Moskova’da oynuyordu o zaman. Adamın milli takıma çağrılması bir çuval inciri berbat etti. Kulübünde oynamadığı bir dönemde milli takıma alındı ve oynadıkça alma şansımız tükendi.

Bakın ben 40 yıldır futbolun içindeyim. Transfer döneminde karda yürürüm ama iz bırakmam. Eşim bile nereye gittiğimi veya nereden geldiğimi bilmez transfer döneminde. Ailemden bile gizlerim bunu. Daha ötesi, Ben Juninho için çok kere Lyon’a gittim ama hiç birinde direkt olarak İstanbul’dan Lyon’a uçmadım,  Cenevre’ye gidiyordum, oradan araba kiralayıp Lyon’a gidiyordum. İstanbul’dan Lyon’a dahi uçmam bazı şeyleri ortaya çıkarırdı. Juninho’yu iki ay herkesten sakladım. Yönetimden bile. Sonra başkan, Haldun Bey ve Adnan Bey’le paylaştım. Fakat basına yansıdı. Ne yazık ki bu transferin gerçekleşmemesindeki en önemli etkende olayın basına yansıması oldu.

37 FUTBOLCULUK OPERASYON YAPTIK
Biz bu sene 37 futbolculuk bir operasyon yaptık. 26 futbolcu gitti, 11 futbolcu aramıza katıldı. Bunların sadece lisans işlemleriyle uğraşmanın kaç gün tutacağını futbolun içindeki herkes bilir. Biz bunu 1.5-2 ayda yapıp tamamladık. Kulübüyle görüşme, futbolcuyla, menajeriyle görüşme, seyahatler, işlemler filan… Şöyle tarif edeyim; bu transfer döneminde 8 günde 47 saat havada kaldım. Yani 8 günümün 6 günü yeryüzünde, 2 günü gökyüzünde geçmiş. Kaldı ki ben uçaktan korkan bir insanım.

BEŞ SENELİK PLAN YAPTIK
Bu transfer çalışmasının planını geçen sezonun devre arasında yapmıştık. Yapılan toplantılar sonrası yeniden yapılanma kararına vardık ve devre arasında aldığımız bu karar için bu transfer döneminde düğmeye bastık. Bu yapılan sadece bir transfer çalışması değil, operasyonun bir parçasıydı. Çünkü bu beş senelik bir plan. Biz transferde planımızı bir bu sene için bir de gelecek üç beş sene için yaptık. Böyle bir kadro planı yaptık. Neredeyse sıfırdan takım yaptık. Bu kolay değil.

MALİYETİ YÜKSEK OYUNCULARI YOLLADIK
Önce oturduk ve takımın maliyetini çıkardık. Futbolcuların yüksek ücretler aldığını gördük. "Bu futbolcu hakikaten o kadar para eder mi?" diye kendi kendimize sorduk. Ve bu paraların yüksek olduğunu düşündük.  O zaman yapılacak iş yenileştirmeye gidip yüksek maliyetlerden kurtulmaktı ve biz de bunu yaptık. Bugün Song’un dışında defansın tamamı yeni. Buna kimse cesaret edemez. Geçen seneki kadroya bak; Mondragon,Tomas, Cihan, Orhan hepsi yüksek maliyet. Bir örnek vereyim; geçen sene sadece kalecilerin kulüpten alması gereken garanti paraların toplamı 2 milyon 155 bin dolardı. Bu sezon bu maliyeti 750 bin dolara düşürdük. Yine stoperler Tomas, Song, Emre ve Tolga’nın yıllık maliyeti 5 milyon 370 bin dolardı. Bu sezon stoperlerin maliyeti 2 milyon 920 bin dolara düştü. Yine geçen sezon forvet hattımızın maliyeti 4 milyon 485 bin dolarken bu sezon bu rakam 3 milyon 320 bin dolar düştü. Bir tek orta sahamızda ufak bir artış oldu. Biz hem ekonomik açıdan rantabl iş yapacağız hem de sportif başarıya imza atacağız. Dünyanın en zor işi. Ama bunu yaparsak gerçek başarı olacak. Geçen seneki kadronun bonservisler haricinde kulübe maliyeti 17.4 milyon euroydu. Bu sene 19 milyon euro. 11 futbolcu alıyorsun ve 1.6 milyon euroyla bu kadroyu kuruyorsun. Bu Amerika’da tez konusu olur. Aslında futbol üzerine eğitim yapanların gelip G.Saray’ın bu tablosunu incelemesi lazım. Bugün sahaya çıkan on birin 7-8 tanesi yeni futbolculardan kuruluysa ve yeni aldığımız oyuncuların hemen hemen hepsi 11’de oynayabiliyor veya bazıları sonradan oyuna girebiliyorsa, o zaman transferde büyük bir başarı sağlanmıştır. Bu dünyanın hiçbir yerinde yoktur.  
Bunu yeterince anlatamadık. O da bizim suçumuz. Kendini övmek olur diye buna yeltenmedik belki de Ama ortada bir gerçek var ve gerçek bu. Çok iddialı söylüyorum, eğer biz bu yolda başarılı olursak ki olacağız, gelecek sene fazla değil, iki-üç hamleyle Galatasaray’ın 5 senesini garanti altına almış olacağız.


ESKİ KADROYLA GİTSEYDİK TIKANIRDIK
Eski kadroyla devam etmiş olsaydık taahhütleri yerine getiremez hale gelir ve tıkanırdık. Tenkit edenler çok oldu. Hatta kendi camiamızdan bile eleştiriler geldi. İşte "O futbolcu bırakılır mıydı? Diğeri gönderilir miydi?" diye. Bu bizim ekip halinde verdiğimiz bir karardı. Herkesin bir yoğurt yiyişi var, biz yoğurdu böyle yemeyi uygun gördük. Doğru yaptığımıza inanıyoruz.

BEŞ OYUNCUYU KALLİ GÖNDERDİ
Kadrodan gönderilen bu beş oyuncu tercihini Feldkamp yaptı. Hocamız ilk olarak bunu Ahmet Akcan’ın da bulunduğu toplantıda bana söyledi. Kalli bana bu oyuncuları sportif açıdan kadroda değerlendiremeyeceğini bildirdi. Bazıları radyolara çıkıp, gazetelere yazıp bilmeden yorum yapıyor. Bunu defalarca anlattım ama hâlâ anlamıyorlar. Bunda sonra Çince anlatacağım. Zira Türkçe anlatıyoruz, anlamıyorlar. Bir antrenör bir futbolcuyu kullanamam diyorsa, ben bir yönetici olarak kulübün çıkarlarını düşünmek zorundayım. Biz de bunu yaptık.

NECATİ’NİN GİTMESİNİ DE KALLİ İSTEDİ
Necati konusu çok tartışıldı. Bakın bir karar verirken bir asli bir de tali unsurlar vardır. Burada Necati konusunda asli unsur olan hocanın bu futbolcudan takımda yararlanmayı düşünmemesidir. Yüksek maliyeti de tali unsur olarak bunu desteklemiştir. 

NECATİ’YE TALEP OLMADI
Necati’ye hiç talep olmadı ne yapayım. Açıkçası ben daha çok talep gelmesini bekliyordum. Şaşırdım. Necati için bize sadece en son gün Trabzonspor teklif yaptı o kadar. Ben de bunun üzerine Necati’yi çağırdım. "Trabzonspor seni istiyor" dedim. "Hayır ağabey ben Ankaraspor’a gitmek istiyorum" dedi ve gitti.

Bu revizyonu yapmamızın nedeni, kadronun maliyetinin yüksek oluşuydu. Bu yüzden değişim şarttı. Bizim düşüncemiz buydu. Ha, iyi paramız olsa, iyi imkânlarımız olsaydı da yine gönderdiğimiz bazı oyuncuları gözden çıkarmıştık. Bazılarının aramızdan ayrılması maliyetle ilgili değildi, evet.

TIPKI 1992-93’TEKİ GİBİ
Bu operasyon yönetim kurulunun operasyonuydu. Evet mantık olarak da buna devre arasında başlandı. İlginç bir şey, yönetim olarak böyle bir karar aldıktan sonra bunu Gerets’le paylaştım. O da uzun dönemde yeni yapılanma süreci konusunda bize hak verdi. Bu yeniden yapılanmanın ilk senesi.

FENER’LE YARIŞIR VE ŞAMPİYON OLURUZ
Eğer bu takımın 11 adamından 7-8’i yeniyse ve ligde bu konumdaysa, UEFA Kupası’nda da gruplara kalmışsa, bu ciddi bir başarıdır. Kimse böyle bir tablo beklemiyordu. Ancak bu tablo benim için sürpriz olmadı. Biz iyi bir sinerji oluşturduk. Bakın bir Hakan-Lincoln olayı yaşadık, olay iki günde kapandı. Ben iddialı konuşmayı sevmem. Sonuçta futbol insan unsuruna dayanan bir oyun. Ama iyi bir takımımız var ve daha da önemlisi çok çok iyi olmaya aday bir takıma sahibiz. Şampiyonluğun tek favorisi olduğumuza inanıyorum. Beşiktaş’ın da iyi kadrosu var ama bu yarış yine son senelerde olduğu gibi Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçer. Sonuçta biz şampiyon oluruz. 

GEÇEN SEZON GEREKEN HAMLEYİ YAPAMADIK
Geçen sene bu uyumumuz yoktu ve gerekli hamleleri yapamadık. O hamleleri yapabilseydik zamanında biz geçen sene de rahat şampiyon olurduk. Mesela bu sponsorlardan gelen kaynaklar maalesef transferin sonlarına doğru ortaya çıkmaya başlamış, iş işten geçmişti.

ŞAMPİYONLUK BİZE 6 AY KAYBETTİRDİ
İki sezon önce şampiyon olmamız bizim bazı hataları görmememize neden oldu. Bazı hamleleri bu yüzden yapamadık. O olay da bize 6 ay kaybettirdi. Tabii o hamleleri o zaman yapmayı düşündük ama bu sefer de "Şampiyon takım bozulur mu?" gibi bir düşünce ile karşılaşırdık. Şampiyon olmamıza rağmen o hamleleri yapabilseydik, ben onun altına da imza atardım.

GERETS’LE DEVAM ETMEMİZ HATAYDI
Geçen sezon Gerets’le yola devam etme kararında hata olduğunu düşünüyorum.
Teknik kadro konusunda mevcut organizasyonun her boyutuyla çok yararlı olamayacağına kanaat getirdik ve Gerets’le bu yüzden yollarımızı ayırdık. Gerets’le yola devam etmeme kararını da o devre arasındaki meşhur toplantıda aldık. Devre arasında böyle bir düşünce oldu ama sonuçta baktık ki bu organizasyonla bu teknik ekip takıma fazla fayda sağlayamazdı, Biz bu konuda planımızı devre arasında yaptık, yeni sezonda yeni anlayışa gerek olduğuna karar verip Feldkamp’la anlaştık.

EVET, YANAL’LA GÖRÜŞTÜK
Yerli teknik adam konusunda çeşitli isimler geçti. Ersun Yaral gündemimize geldi ve görüşmeler yapıldı. En son görüşmemizde Ersun Yanal’a bu işin birlikteliğin olmayacağını söyledim. Feldkamp daha önce çalışıp tanıdığımız deneyimli ve takıma katkı sağlayacak bir teknik adamdı. İlk yabancı tercihimiz Feldkamp’tı, biz de onunla anlaştık.

MADEN FALAN BULMADIK
Bazı söylentiler oldu. "Galatasaray maden mi buldu?" diye. Maden falan bulmadık, sadece kaynaklarımızı harekete geçirdik, o kadar. Madeni nereden bulacağız?
Bütçe olarak biraz daha rahat olsaydık kadromuza daha fazla futbolcu katmak isterdik. Elimizdeki bütçeye göre çok iyi transferler yaptık.

PATO’YU ALAMADIĞIMIZA ÜZÜLDÜM
Transfer etmek isteyip de alamadığım ve beni hala çok üzen futbolcular oldu. Mesela bu sene şahsen kulübe kazandırmak istediğim bir isim de Pato’ydu. Ancak Milan’a gitti. Yani param olsaydı veya yatırım yapabilecek çok param olsaydı Pato’yu kesin alırdım. Cola Cola’da oynayan Şili Milli Takımı’nın santrforu Suazo’yu almak için çok uğraştım ama olmadı. Heerenveen’deki Alves için kulübü çok para istedi. Grafite ile para konusunda anlaşamadık. Mesela Postiga. Bu da isimlerden biriydi. Ama Postiga’yla her konuda anlaşmıştım. En son eşinin gelmek istemediğini söyledi. Sonra çağırdım, onunla da yemek yedik ama eşi çok sıcak bakmayınca bu transferden vazgeçtik. Postiga ile Portekiz’e gidip görüşmüştüm.

KALLİ’NİN LİNCOLN’DEN SONRADAN HABERİ OLDU
Feldkamp’ın Lincoln’ün transferinin en sonunda haberi oldu. Çok açık söyleyeyim; geçen sene devre arasında kafamda üç isim vardı, Juninho, Lincoln ve  Riquelme. Bunlardan biri olacaktı, Lincoln oldu. Bugün iyi ki de Lincoln olmuş diyorum. Geçen sene devre arasında bu isimleri ela alarak yola çıktım. Juninho’nun maliyeti Lincoln’e göre daha yüksekti

LİNCOLN SCHALKE’YE REST ÇEKTİ
Lincoln için kulübü ilk olarak 10 milyon euro istedi. Çok fazla bulduğumuzda "En son 8 milyon euro olur" deyince biz de Adnan Polat ve Haldun Üstünel’le masadan kalktık. Brezilya’ya gittim. Ve orada Lincoln’e Almanya’da hiçbir zaman bulmayacağı atmosferi Galatasaray’da yaşayacağını anlattım. Son gün elini kalbine götürerek "Ben artık Galatasaraylıyım"dedi. Kulübüyle sorunlarımız olduğunu hatırlattım. Sonrasında kulübüne telefon açtı ve bana da dinletti. Andres Müller’e dedi ki "Ben size bir şey söyleyeyim, bir daha beni veya menajerimi aramayın. Ben bu saattan itibaren G.Saraylıyım. Ya da futbolu bırakıyorum." Bana göre o gün o telefonla transfer bitti. Bunun üzerine yeniden kulübe gittik ve bonservis bedelini bir kez daha konuştuk. 10 milyon eurodan 5 milyon euroya kadar indirdik ve imzayı attık. Benim hiç hesapta yokken Almanya’dan Brezilya’ya gitmem, kulübe sadece bu transferden 3.8 milyon euro tasarruf sağladı. Almanya’da kalsaydım belki de o parayı vermek zorunda kalacaktık. Lincoln’ün bize dört yıllık maliyeti, yaklaşık 13 milyon euro. Peki size sormak isterim, böyle bir futbolcunun manajerine ne kadar komisyon verilmiş olabilir? 300 bin euro. Bağıra çağıra 300 bin euroya indirdik ki, bu çok komik bir rakam.

BARIŞ VE SERKAN’I ŞEKERSPOR’DAYKEN KEŞFETTİM
Barış ve Serkan’ı ben Şekerspor’dayken bulmuştum. Başka bir futbolcu izlemek için gitmiştim Almanya’ya. İzlemeye gittiğim oyuncuyu değil Barış’ı beğendim. Ogan Tarhan’ı gönderdim ve bir-iki maç izlettim. Sonra bir daha izlemeye gittim. Barış’a sonra F.Bahçe de diğer takımlar da talip oldu. Bir ara bu transfer çıkmaza girdi ama sağolsun Feldkamp da araya girerek hem Barış’ın hem de Serkan’ın işini bitirdik.

LİNDEROTH ŞİMDİ FRANSA’DA OLABİLİRDİ
Linderoth’un transferi de ilginç oldu. İki gün geç kalsaydık Linderoth şimdi Fransa’da oynuyor olacaktı.Linderoth’a biz geçen sene de taliptik. O zaman bizden 3.5 milyon euro istediler. Kendisinde sorun yoktu ama biz o parayı vermedik.. Bir kritik nokta yakalamıştım. Danimarka’da yabancıların vergi oranları yüksekti. Ülkeyi bu nedenle terk edebileceği düşüncesi olduğunu tahmin ediyorduk. Gidip bunu veri olarak ortaya koyduk. Milli maçtan sonra işi bitti. Futboluyla  ve kişiliğiyle müthiş bir insan Linderoth. Umarım uzun yıllar bizimle olur.

NONDA’DA RESTİMİZ İŞE YARADI
Nonda transferine Haldun Üstünel’le birlikte gittik. Kulübü 2 milyon euro istedi ilk olarak. Biz de masadan kalktık. Bir gün sonra çağırdılar ve istediğimiz şartlara evet diyerek imza attılar. Hatta kulübüne "Bu transferin son gününde bizi uğraştırdınız diye ceza olarak altıgen filelerden Ali Sami Yen Stadı’na koymak için dört tane vereceksiniz" dedik.

GÖKHAN ÜNAL’I DA İSTEDİK
Mesela biz Gökhan Ünal’ı kulübünden istedik. Kayseri’ye gidip yöneticilerle masaya da oturduk. Futbolcunun da G.Saray’a gelme eğilimi vardı çünkü. Bu sene için Gökhan’ı veremeyeceklerini söylediler ve biz de masadan kalktık.

F.BAHÇE İLE G.SARAY TABELADA KIYASLANIR
G.Saray’la Fenerbahçe arasında kim kimin önünde veya kaç yıl arkasında gibi
bir karşılaştırma yapmak son derece yanlış. Yani elmayla armudun karşılaştırılması gibi bir şey. Fenerbahçe ile G.Saray’ı karşılaştırma sorunuza gelince, Türkiye’de karşılaştırma tabelayla olur, kim öndeyse o öndedir. Ama üç sene, beş sene ileride geride demek bana yanlış geliyor. Bu sübjektif bir değerlendirme olur. Sportif olarak tabelaya, mali olarak tabloya, tesis olarak da fotoğrafa bakarsın ama böyle üç sene, beş sene geride veya ilerde demek yanlış geliyor. Benim Fenerbahçe’den neyim iyi, neyim kötü bunu söylemem için F.Bahçe’yi incelemem lazım ki ondan sonra konuşayım. Şu andaki soyut duruma cevap veremem.
 
YÖNETİCİ, GÜVENLİK KAMERASI GÖRSE DEMEÇ VERİYOR!
Medya diyoruz ama bir tek onlar değil suçlu olan. Hepimiz suçluyuz, derken kendimi de katıp özeleştiri yapıyorum. Bu ülkede güvenlik kamerasını gördüğünde oraya bakıp demeç vermek isteyen yöneticiler var. Yönetici maçtan çıkıyor. Televizyoncu soruyor "Hakem ofsayt verdi ne diyorsunuz ?" Cevap veriyor "Bana göre ofsayt Değildi." Nereden gördün, ben 40 senedir bu işin içindeydim, ben söyleyemiyorum bunu. Sen nasıl hesapladın ta 70 metreden? Futbolcusu, teknik adamı için de medyası içinde böyle; sadece yönetici için değil. Televizyonda yakından gösteriyor pozisyonu 8 kere, 8 kişi farklı şey söylüyor. Kimse maçtan hemen sonra yorum yapma yetkisine sahip değil.

EMRE’NİN ÜZERİNE GİDİLMESİ YANLIŞ
Emre’yi 13 yaşında kulübe ben getirdim. Hakemi sahaya nasıl sağlıklı çıkarmayı başaramıyorsak burada da aynı şey geçerli. Emre çıktı özür diledi. Ama sanki Emre’ye karşı toplu bir linç var. Hapisten çıkanı topluma kazandırma projeleri üretilirken sen kalk, "Hata yaptım, özür diliyorum" diyenin üzerine böylesine önemli maçlar arifesinde git, gündemden düşürme. Böyle bir sorumsuzluk yok.

GELİN CANLAR BİR OLALIM
Mesela ben Şekerspor’a gittim ve orada bir uygulama başlattım. Evimizde oynadığımız her maç öncesi ev sahibi olarak iki takımın futbolcularını, teknik kadrolarını, yöneticilerini, hakemi, gözlemci ve temsilcileri bir araya getirerek yemekler verdik. İnanın sadece ilki haber oldu. O da minnacık çıktı birkaç gazetede. Bu Türkiye’de hatta dünyada bir ilkti. Dokuz sütuna manşet olması lazımdı ama iki satırlık bir şey oldu. Bence bunu uygulamamız gerekiyor. Ben G.Saray yönetimine bunu sundum. Sanırım önümüzdeki haftalarda G.Saray böyle bir uygulama başlatacak. Maçtan bir gün önce karşılaşacak takımlar futbolcusuyla, hakemiyle, yöneticisiyle akşam yemeğinde buluşsak, ertesi gün maçtan sonra da birbirimizi teselli eder boyuta geliriz. Yine benim çeşitli projelerim var. Mesela bayram oluyor, mecliste partiler birbirlerine bayramlaşmaya gidiyor. Bizim de özellikle üç büyükler olarak bunu yapmamız, birbirimize bayramlaşmaya gitmemiz lazım. Sanırım bunu da biz başlatacağız. Keza yine üç büyük kulüp yöneticileri ve teknik kadroları halı saha maçları yapmak istiyoruz. Topluma, taraftara bizim bu üç büyük kulüp yöneticileri olarak birbirimizle ne kadar yakın ve kardeş olduğumuzu göstermemiz lazım. Kulüpler arasındaki gerilim nasıl eylem ve söylemlerle olduysa, çözümünü de yine eylem ve söylemlerle gerçekleştireceğiz. Gelin canlar bir olalım mantığı düsturumuz olmalı. Çünkü sporun temelinde zaten barış ve sevgi vardır.

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 15:51

İLGİLİ HABERLER