Spor
  • 10.2.2010 01:17

'GALATASARAY BÖYLE GİDERSE 5 YİYECEK!..'

Galatasaraylı Jo da, Fenerbahçeli Kazım ve Önder gibi benzer bir skandala imza attı. Hem sakattı hem de aynı saatlerde takımı Kayseri'de maçtaydı ama o Reina'da neredeyse sabahladı. Zaten 4 aylığına geldi. Haldun Üstünel Neill, Jo ve Santos'u getirirken "Büyük iş" denmişti fakat şuan itibariyle birisi sakat ve başına buyruk, diğeri sahada ama müthiş eleştiriliyor. Bu olaylara bakış açınız nedir?

İyi transfer yapmak yöneticinin hüneridir. Transferlerde yüzde yüz başarı mümkün değildir. Ancak yapılan transferleri, büyük takım için şart olan, uyum ve disipline sokmazsanız, paralar boşa gider. Galatasaray'da müthiş bir dağınıklık görüyorum. Çok formsuz insanlar var. Formsuzluk, başkandan ve yönekicilerden başlıyor. Rijkaard'la zirveye çıkıyor. Galatasaray takım gibi oynamıyor. Çok dağınık ve kopuklar. Galatasaray bu haliyle giderse bir takımdan 5 yiyecektir!

Futbolcular sakatlanabilir. Devre arıasında gelenlerin kesin ve kesin fiziki güçleri az olur! Çünkü idmanları iyi yapmamışlardır. Zaten güçlü olsalardı, hiçbir takım onları sezon ortasında bırakmazgüçlü iyi fubolcusunu sezon ortasında bırakmaz! Dikkat edin, sezon ortasında gelenlerin pek çoğu iki-üç hafta sonra sakatlanır.

Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın 'kasap futbolcular var' söylemine katılıyor musunuz. Futbolumuzda rakibini yıldırmak için bilerek sakatlık oluşturan, yine tabiri caizse 'kasap' futbolcular var mı?

Adnan'ın bu söylediklerine bakarsak. İngiltere Premier Ligi 'kasaplar zirvesinde' birinci olur. Ama en az sakatlık da Premier Lig'de oluyor! Bugün futbol, güce dayalı bir oyun halindedir. Takımda her oynayan futbolcu da kendisini yıldız görür. Yıldızlar korunsun ve sakatlanmasın düşüncesine de iştirak etmiyorum. O zaman nasıl, hangi futbolcuya yıldız diyeceğiz. Kime yıldızcık,kime ay diyeceğiz! Bunlar boş laflar.

Futbolcular bu işi kendileri seçmiş. Eğlenceye dayalı bir iş değildir! Yani güce dayalı ciddi bir iştir. Güçlü ve akıllı futbolcunun sakatlanma şansı yüzde 1'i geçmez. Sakatlanan futbolcunun kabahati yüzde 90'dan fazla kendisinindir. Geri kalan yüzde 10, darbe ve arkadan gelen müdahale gibi anlarla oluşur. Zaten FIFA da en fazla bunun üzerinde duruyor.

DAUM VE ZİYA DOĞAN

Fenerbahçe devre arasında Gökhan'dan başka transfer yapmadı. Başkan Aziz Yıldırım gerekçe olarak "Ara dönemde iyi oyuncu bulamazsınız. Ama seneye 3 büyük transfer yapacağım" dedi. Tek transfer Fenerbahçe'ye şampiyonluk için yeter mi? Ve Fenerbahçe'nin Diyarbakırspor mücadelesini nasıl buldunuz?

Ara transferin yararlı olduğuna inananlardan değilim. Ara transferde gelen futbolcu dünya yıldızı bile olsa, sezon açılışını, ilk kampı zamanında yapmadığı ve takım olma duygusu içine içine giremediği için katkısı büyük değildir. Futbol oyunu artık, bir-iki kişinin dengeyi bozabileceği halden çıkmıştır. Aksine futbol takım oyunudur.

Fenerbahçe Diyarbakırspor maçında çok mücadele etti. Ama bu mücadelenin sonunda gollerin gelmeyişinin sebebi, takımda oynaması lazım gelen üç futbolcunun iyi gününde olmamasıydı. Birincisi Alex'ti. Kötü oynama hakkı var. O zaman yanındakiler nerede? İkincisi Semih'ti. Takımın ikinci kaptanı. Oynamadığı zaman küsen Semih, oynadığı zaman da ne yazık ki pozisyon oluşturamayan, adam eksiltemeyen durumda. Üçüncüsü Cristian Baroni'ydi. Çok önemli bir pozisyonda oynuyor. Ancak bizim ligimize halen ısınamadı.

Yine de o gün en formsuz kişi Daum'du! Hakemin kararlarına tepki gösterirken çok formdaydı, o kadar. Ne var ki o da işe yaramadı. Ziya doğan ise maçın kahramanıydı. Doğan'ı yakından tanırım. Trabzon'da ne yazık ki kupaları getiremedi ama bir gün gelecek ve Beşiktaş'a büyük hizmetler verecektir.

KAYNAYAN KAZANI SOĞUTAN ADAM

Trabzonspor 2010'da yenilgi yüzü görmedi. Umut Bulut eski sıkıntılı dönemi geride bıraktı. Broos döneminde "Değişim şart. Şenol Güneş bu takımı toparlar" demiştiniz. Öyle de oldu. Şenol hocanın hangi özelliği Trabzonspor'u kendine getirmiş olabilir?

Trabzonspor'a hem başkanlık, hem teknik direktörlük, hem yöneticilik, hem de menajerlik yapabilecek olan kişi Şenol Güneş'tir, demiştim. Şenol geldiğinde, telefon açıp tebrik ettim. Şenol'un Trabzon'a gelişi bir teknik direktörden ziyade, huzursuzluğa ilaçtı. Kaynayan kazanı durdurdu. Trabzon'un en büyük sıkıntısı zaten buydu. Bunun ötesinde, dünya üçüncüsü bir hocanın futbol bilgisine kimsenin diyeceği bir şey zaten yoktur.

HIDDINK MI? SAKIN!..

Türk Milli Takımı'nın teknik direktörü çok büyük bir ihtimalle Hiddink olacak. Fenerbahçe'de de görev yapan Hollandalı'nın yıllık 5 milyon euroya yakın bir ücret alacağı iddia ediliyor. Hiddink doğru tercih midir? Bu para makul mudur?

Asla doğru bir tercih olarak görmüyorum. Rusya'yı, Slovenya karşısında mağlup duruma düşürüp Güney Afrika'ya götüremedi. Yabancı antrenör kim olursa olsun, gelir gelmez, çok büyük tenkitlerle ve şüphe ile işe başlayacaktır. Milli takım da oynayan futbolcular değişik takımlarda değişik ülkelerde forma giyiyorlar. Bunlara taktki teknik öğretecek vaktin yoktur. Kamplar kısacıktır. Ancak beraberliği tesis edebilirsin. Bunu da en iyi yerliler yapar.

Milli takım futbolcusu için en önemli üç şeyden birincisi seyirci desteğidir. Şu anlaşıldı ki, Avusturya, Belçika ve Almanya'daki maçlarda seyirci sıkıntısı olmayacak. Grupta Güney Afrika'ya giden tek takım Almanya. Kura çekiminde antrenörü olmayan tek takım ise bizdik! Ben bu kadar ay asla beklemezdim. Bu gecikme yeni gelecek antrenörün işini daha da zorlaştırdı. Federasyon Başkanı Mahmut Özgener'i çok sever ve beğenirim. Ancak bu konudaki yavaşlıkları nedeniyle tasvip etmiyorum. Fatih Terim keşke istifa etmeseydi. Fakat bu saatten sonra geri dönüşü de onun için pek iyi olmaz.

(TELEGOL)

Güncellenme Tarihi : 24.3.2016 10:30

İLGİLİ HABERLER