Trilyon dolarlık makro ekonomisiyle devasa bir güce ulaşmış olan, uçsuz bucaksız coğrafyası ve son yıllarda yüzde 10''lar düzeyinde gerçekleşen muazzam bir büyüme oranıyla Çin oldukça iddialı bir süper güç adayı olarak bütün dikkatleri üzerine çekmiştir.Dünya ekonomisinde ve uluslar arası politikada inanılmaz bir hızla yükselen bu büyük güç diğer güç odakları ve rakipleri için de kaygı kaynağı olmuştur aynı zamanda.
Nüfusundan dolayı sahip olduğu devasa pazarı ve dünyanın en ucuz iş gücü potansiyeliyle beklenenden çok daha hızlı şekilde çıkışa geçmiş olan Çin, özellikle üretim konusunda küresel firmaların yatırımları için en uygun alan haline gelmiştir. Ülke yönetiminin kontrollü bir şekilde yabancı sermayeyi ülkeye sokması ve gerekli politikaları hızlı bir şekilde belirleyip uygulaması ile Çin süper güç olma yolunda önemli adımlar atmıştır.
Sahip olduğu genç, nitelikli ve asıl önemlisi ucuz işgücünüyle Çin küresel şirketlerin yatırım için cazip ülkeler listesinde en üst sırada yer almaktadır.
Geleceğin süper gücü Çin tabiri aslında bir kehanetten çok matematiksel bir öngörüyü ifade etmektedir.Göstergeler ve parametreleri şöyle dikkatlice inceleyen herkes -akademik bir ekonomi ve politika bilgisine ihtiyaç duymaksızın- bunu rahatlıkla görebilir.
1970''lerin sonunda 20 milyar dolar olan Çin''in dış ticareti 2000''de 475 milyar dolar, 2004 sonunda da 1.1 trilyon dolara fırlamıştır.
Çin 1.3 milyar kişi ile o kadar büyük bir nüfusa sahip ki Batı''nın prodüktivite artışı ve teknoloji düzeyinin çok küçük bir kısmını bile gerçekleştirebilse, derhal büyük bir ekonomik güç haline gelecek durumdadır. Bunun gerçekleşmesi ise dünyanın ağırlık merkezinin de ''''ÇİN'''' olarak değişmesi demek oluyor.
Sahip olduğu global firmaları ile dünya pazarının en büyük gücü, küreselleşmeden en fazla istifade eden ülke olan A.B.D için Çin özellikle işsizlik konusunda önemli bir tehlike arz etmektedir. Her ne kadar Amerikan firmaları Çin''in ucuz işgücünden epeyce kar etmiş olsalar da birçok Amerikalı mühendisin işsiz kalması ve Amerika''daki birçok fabrikanın kapatılıp Çin''e taşınması Amerikan kamuoyunda belirgin rahatsızlıklara yol açmıştır.
The Economist dergisinin rakamları da göstermiştir ki Çin ekonomisi şuan A.B.D ekonomisinden sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisidir.Artık bu tarz ekonomik haberler duymak kimseye pek şaşırtıcı gelmiyor, şuan asıl konuşulan ve asıl merak edilen husus Çin''in önümüzdeki kaç yıl içinde A.B.D ekonomisini yakalayıp birinci sıraya geçeceği.Hatta bu süreyi kestirebilmek için, pek çok ciddi kurum ve uzman tarafından, 15 yıl ile 40 yıl arasında değişen , matematiksel verilere dayanarak hazırlanmış rasyonel kehanet raporları bile mevcut.
Birçok rakibi tarafından ( ki bunlardan biri de ülkemiz Türkiye''dir) ihracat büyüklüğü ciddi kaygılar, rahatsızlık ve tepkiyle karşılanan Çin, ithalat rakamlarına bakıldığında da dünya ekonomisindeki hareketliliğe ve dünya ekonomisinin büyümesine A.B.D''yi de geride bırakarak en fazla katkı sağlayan ülke durumundadır.Güney Kore ve Tayvan''ın Çin''e yaptıkları ihracat tutarlarının Amerika''ya olan ihracat tutarlarından daha fazla olduğu ve Japonya, Almanya gibi küresel ölçekli ekonomiler için Çin''in bir numaralı ihracat pazarı olduğu gerçeğini de vurgularsak durum daha net anlaşılacaktır.
Sayısal verilere bakıldığında çok dikkat çeken bu inanılmaz sıçrayışyın sonrasında yeni milenyuma dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak girmiştir Çin.2001 yılına gelindiğinde milli geliri ABD''nin yarısından biraz fazla olarak gerçekleşirken, Japonya''dan da yüzde 60 daha büyük olarak gerçekleşmişti ve büyüklük sıralaması önemli ölçüde değişmişti. ABD hala birinci idi ve Çin ikinci olurken onları sıra ile Japonya, Hindistan, Almanya, italya, İngiltere, Fransa, brezilya takip etmekte idi. Çin 1980''li yıllardan başlayarak çifte rakamlı büyüme hızları gerçekleştirirken ve bugünlerde ise yüzde sekiz düzeyini aşan ortalama reel büyüme sergilerken dünya şaşırıyordu. Çin bu büyüme hızını devam ettirirse ve ABD büyüme hızı da ortalama yüzde 3 alınırsa, 2015 yılında yani tam 12 yıl sonra Çin dünyanın en büyük ekonomisi haline gelecek demek matematiksel olarak mümkün gözüküyor. Çin''in bu hızla büyümeye devam edip etmeyeceği sorusu da akıllara gelmiyor değil tüm bunları konuşurken…
Çin ekonomisi büyük bir süratle sanayi ürünü ihracatına dönmeye devam etmekte ve bu dönüşümde çok kısa sürede kayda değer sonuçlar almıştır.Gayet çarpıcı bir örnek vermek gerekirse, Çin, Asya kıtasından Amerika''ya ihracat yapan ülkeler arasında Japonya''yı bile geride bırakarak birinci sırayı kapmıştır.
Bu şartlar altında imalat sanayi birçok iş dalında Çin''e taşınırken, Çin dünyanın birçok ülkesini sanayide sermaye yatırımını kendine çekmeyi başarmış bulunuyor. 1980 yılına kadar Çin hiçbir yabancı sermaye yatırımı alamazken, günümüzde yılda minimum 50 milyar dolar sermaye ülkeye akın etmektedir. Şuan toplam yabancı sermaye stoğu 500 milyar dolar civarında bulunuyor. Döviz rezervleri de 400 milyar doları çoktan geçmiş durumda.Uzmanlar, başka şartlar altında ABD''ye gidecek olan sanayi yatırımlarının Çin''e gittiğine dikkat çekiyorlar.Ayrıca, Polonya, Macaristan, Romanya gibi gelişmekte olan ülkelere gidebilecek yatırımları da kendine çeken Çin, bu haliyle, sadece büyük ekonomileri değil, orta ölçekli ve gelişme sürecinde de olan ekonomileri de etkileyen büyük bir kuvvet olma özelliğiyle ortaya çıkıyor.
Askeri gücü ve 1,3 milyarlık nüfusuyla da fazlasıyla büyük bir kuvvet olduğu ortada olan Çin''in meseleye uzun vadeli baktığı dikkatlerden kaçmamaktadır.Özellikle Asya''da birçok ülkeyle enerji anlaşmaları imzalayıp rekabet gücünü ve performansını garanti altına almaktadır.Bununla da kalmayıp en kuvvetli rakibi Amerika''ya her ay 55 $ milyar dolarlık dış ticaret açığı verdirmektedir.
Konunun uzmanlarının bütün bu göstergelerden çıkarttıkları anafikir şu: Çin, ihracat yapıp, dışa daha çok açılıp gelir seviyesini yükselttiği zaman birçok tüketim malını ithal etmek zorunda kalacak, bu nedenle zaman içinde en büyük tüketim piyasası da Çin olacak dolayısıyla şimdi ihracat yapmak için Çin''de üretim yapan dış kaynaklı sermaye, bir süre sonra ücret ve gelir düzeyleri arttıkça iç piyasaya da büyük satış yapacak. Mesela otomotiv piyasasında şöyle bir hesap yapılmış: Çin''de otomotiv kullanımını ABD düzeyinin beşte biri gibi mütevazı bir düzeye çıkartmak bile 114 milyon otomobil üretilmesini gerektiriyor.
2008 Olimpiyatlarını için Pekin''de fantastik bir hazırlık içinde olan Çin için artık hiç kimsenin ''''Çin dünya gelişmelerine pasif kalan, izole bir ülkedir'''' yargısını devam ettirmesi mümkün gözükmüyor. Çin bundan sonra (hatta şimdiden) siyasi ve sosyal anlamda da ciddi bir küresel güç.
Şimdi, bütün bu konuştuklarımızdan ve yaptığımız değerlendirmelerden kendimize nasıl bir sonuç çıkarabiliriz sorusuna geliyor sıra.
Üzerinde dikkatle durmamız gereken ilk detay, Çin''in hangi aşamaları geçerek bu noktaya nasıl geldiği ve Türkiye''nin bütün bu olup bitenlerden nasıl bir sonuç çıkartıp, olanlar karşısında nasıl bir duruş belirleyeceğidir?
Çünkü Çin''in gelişme ve kalkınma hamlesi pek duracak gibi gözükmüyor, bu nedenle Çin''i şimdiye kadar yaptığımızdan daha titiz bir şekilde değerlendirmemiz ve süreçleri daha yakından takip etmemiz gerekiyor.Çin''deki ekonomik atılımlar kadar Çin''in dış politikasını ve sosyal gelişmelerini de dikkatlice etüd etmelidir Türkiye.Çin''in pek yakında dünyanın en büyük ekonomisi olarak gündeme oturma potansiyelini taşımasından hareketle önümüzdeki yirmi-otuz yılda uluslar arası politikanın ve küresel ekonominin en önemli konularından biri olacağı ortadadır.
Sonuç olarak, yapmamız gereken bu harikulade yükselişi hayranlıkla izlemek yerine, tarihsel bağlarımız da olan bu süper güç adayı ile işbirliği içine girmek ve onu modelleyip kendi büyüme ve güçlü olma stratejimizi belirlemektir.4000 yıllık muazzam tarihi ve bu tarihi dinamiklerinden aldığı güçle inanılmaz bir aktivasyon ve tempo yakalamış olan Çin, gelişmekte olan diğer ülkeler için sadece çok tehlikeli bir rakip değil aynı zamanda güçlü bir ilham kaynağı olma özelliğini de taşıyor kuşkusuz.
Uzakdoğudaki organizasyonlar ve Şangay İşbirliği Örgütü gibi temel politik ve ekonomik süreçleri dikkate alarak hazırlanmış bu kitap konusunda uzman olan ve saygın bir stratejik araştırmalar merkezinin müdürlüğünü de yürüten emekli albay Atilla Sandıklı''nın öncülüğünde birçok önemli araştırmacının çalışmalarının toplamından oluşmuştur.İlhan Güllü ve Hasret Çomak''ın önemli değerlendirmeleri ve Çağdaş Üngör''ün farklı yorumları özellikle ilginizi çekecektir.TASAM yayınları tarafından okuyucuya sunulan bu kitabın alanında şimdiye kadar yazılmış en kapsamlı ve en iddialı kaynak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Sonuç paragrafı olarak toparlamaya çalıştığım her şey ve daha fazlası bu kitabın konusunu oluşturuyor.Okuyun göreceksiniz.
__________________________________________________________________
Geleceğin Süper Gücü Çin / Editör:Atilla SANDIKLI, İlhan GÜLLÜ
Yazar:Atilla Sandıklı, İlhan Güllü, Çağdaş Üngör, Quimao Chen, Mesut Hakkı Caşın, Cenap Çakmak, Gökhan Telatar, Sean Y. Lom, Hasret Çomak,
Çeviri:Duygu Ergen, Gül Arıkan Akdağ,
İstanbul: Tasam Yayınları, 2005
352 s. ; 23 cm. - ( Tasam Yayınları; 15. Ekonomi:3)
ISBN 975-6285-14-
1Dünya Politikası, 2. Çin, 3. Ekonomi
fiyatı:15 ytl
Mustafa KIRLI
TASAM Yayınları Koordinatörü
(0212) 631 25 64 (dahili:119)
[email protected][email protected]
GSM:0555 621 34 97
Güncellenme Tarihi : 25.3.2016 10:31