1840'da Ağrı Dağı'ndaki Buzul Çökmesi felaketi tekrarlanabilir mi

••3 dk okuma
 1840'da Ağrı Dağı'ndaki Buzul Çökmesi felaketi tekrarlanabilir mi

Hızlı Özet

“Dünyanın en süratli ısınan bölgelerinden Akdeniz havzasında konumlanan Türkiye'de benzer felaketlerin yaşanıp yaşanmadığı merak konusu. Konunun uzmanları, Ağrı Dağı'ndan Cilo'ya kadar potansiyel tehlikeleri ve tarihsel olayları değerlendiriyor.”

Nepal-Tibet hududunda yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği sel afetinin, devasa bir buzulun kopmasından kaynaklandığı değerlendiriliyor. Bu durum, dünyanın en hızlı ısınan kuşaklarından birinde yer alan Türkiye için benzer risklerin olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Konunun uzmanları, Türkiye için bu ölçekte bir tehlikenin söz konusu olmadığını dile getiriyor.

Türkiye'deki Buzulların Durumu ve Potansiyel Riskler

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nden Prof. Dr. Mehmet Akif Sarıkaya, Türkiye'deki mevcut buzul sahalarının, Himalayalar'daki devasa buzul sistemlerinden farklı olarak küçük ve topoğrafik açıdan müstakil sınırlara sahip olduğunun altını çiziyor. Buna göre, ülkemizdeki buzullar dağların zirve kesimlerinde ve izole bir konumda yer almaktadır. Bu nedenle ülkede buzul gölü patlamasına bağlı büyük ölçekli bir sel (GLOF) beklenmediğini belirten Sarıkaya, Türkiye'deki buzullarda bu büyüklükte bir göl birikiminin mevcut olmadığını ekliyor.

Bununla birlikte, buzul kopmalarının bir tehlike unsuru olabileceğine işaret ediliyor. Bu tehlikenin özellikle yaz mevsiminin sonlarına doğru, ağustos sonu ve eylül başı gibi dönemlerde arttığına vurgu yapılıyor. Bu durumun, yerleşim alanları ya da bölgede hayvancılıkla uğraşanlar için bir tehdit oluşturabileceği ifade ediliyor.

Tarihten Bir Örnek: 1840 Ağrı Dağı Felaketi

Bilimsel kayıtlarda, buzul kopmasıyla ilintili sellerin Türkiye tarihindeki en bilinen hadisesi, 1840 senesinde Ağrı Dağı'nın kuzeydoğu yamaçlarındaki Ahura Vadisi'nde (Cehennem Deresi) yaşanmıştır. Felaketin nedeni hakkında çeşitli açıklamalar bulunmaktadır. İtalyan ve ABD'li araştırmacıların 2019'da Geomorphology dergisinde yayımladığı bir çalışma, deprem ve muhtemel volkanik aktivite sonrası gerçekleşen ani kar ve buz erimesinin, devasa bir çamur-buz-kaya akıntısına yol açtığını ileri sürüyor. Araştırmacılar, bu akıntının aşağıdaki yerleşimleri yok ettiğini ve olayı bir "lahar" (volkanik çamur akması) olarak nitelendiriyor.

İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm ise bu açıklamaya tam olarak iştirak etmiyor. Görüm, Nepal-Tibet'teki felakete yol açan buzulun boyutlarının İstanbul'un Kadıköy ilçesiyle mukayese edilebileceğini belirtiyor. Ağrı Dağı'ndaki olayda dev bir kaya ve buz kütlesinin vadi boyunca ilerlediğini ve tarihsel verilere göre yaklaşık 1.300 kişinin ölümüne neden olduğunu aktarıyor. Yirmi bir kilometre uzağa ulaşan bu doğa olayının, Ahura Vadisi'ndeki köyü haritadan sildikten sonra dere yatağını tıkadığı ifade ediliyor. Yedi gün sonra bu doğal setin çökmesiyle biriken suyun boşalması ikinci bir sele yol açmış ve dağın eteklerindeki başka bir köyde 400 kişi yaşamını yitirmiştir. Uzmanların birleştiği nokta ise, Ağrı Dağı'nın günümüzde de buz kopması potansiyeli bakımından gözlemlenmesi gereken bir alan olduğudur.

İklim Değişikliğinin Etkileri ve Artan Tehlikeler

İklim değişikliği ile beraber Türkiye'deki buzulların daraldığını ortaya koyan çok sayıda bilimsel çalışma mevcuttur. Prof. Dr. Sarıkaya'nın uydu görüntülerine dayanan araştırmasına göre, Ağrı Dağı'ndaki buz katmanı 1976 ile 2011 yılları arasında yaklaşık %29 oranında küçülmüştür. Buzul alanının takriben sekiz kilometrekareden altı kilometrekareye düştüğü bu dönemde, bölgede bariz bir sıcaklık artışının yaşandığı tespit edilmiştir.

Sarıkaya, "Türkiye buzulları iklim değişikliğine karşı son derece hassas" ifadelerini kullanıyor.

Buzulların geri çekilmesiyle, yüksek dağlık bölgelerde yeni küçük göller meydana gelebilmektedir. Prof. Dr. Görüm, küresel ısınmayla buzulların erimesinin kaya çığı tehlikesini artırdığına dikkat çekiyor. Yükün azalmasıyla kayanın kayma ihtimalinin yükseldiğini, ortamda su bulunmasının bu tür olayların gerçekleşme olasılığını artırdığını belirtiyor. Yamaçtan kopan devasa bir kaya ve buz kütlesinin hızı saatte 150 ila 300 kilometreye ulaşabilmekte ve önüne çıkan her şeyi sürüklemektedir.

Buzul kopmaları ve kaya çığları; aşırı yağış, deprem gibi doğal olayların yanı sıra madencilik patlatmaları ve yol yapımı gibi insan kaynaklı faaliyetlerle de tetiklenebilmektedir. Prof. Dr. Görüm'ün aktardığına göre, Türkiye'de bu duruma bir örnek 1890 yılında Erzurum civarındaki Devre Dağı'nda 145 kişinin vefatına sebep olan çığdır. Bu hadisenin tetikleyicisinin o dönem Erzincan'da yaşanan bir deprem olduğu düşünülmektedir. Uzmana göre, Erzurum ve Artvin riskler bakımından izlenmesi gereken iller arasındadır. Ayrıca, Kars'ın Kağızman ilçesindeki Deniz Gölü'nü çevreleyen setteki hareketliliğin de uydu verileriyle izlendiği belirtiliyor. Türkiye'nin buzullar açısından en zengin bölgelerinden Hakkari'de ise özellikle küçük yerleşim birimlerinin bulunduğu pek çok alanın kırılgan bir yapıda olduğu ifade ediliyor.

Kaynak:BBC Türkçe
Bu haber 13934 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İsrail cumhurbaşkanı Azerbaycan uçağıyla Türkiye üzerinden gizlice geçti
Gündem

İsrail cumhurbaşkanı Azerbaycan uçağıyla Türkiye üzerinden gizlice geçti

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, CICA zirvesi için Bakü'ye Azerbaycan'a ait bir yolcu uçağıyla giderken Türkiye hava sahasından geçti. Ankara, Kasım 2024'te Herzog'un uçağına geçiş izni vermemişti.

Habervitrini12565 Görüntüleme
Banias kasabı Mihraç Ural'ın yakalanması sevinç gösterilerine neden oldu
Gündem

Banias kasabı Mihraç Ural'ın yakalanması sevinç gösterilerine neden oldu

İki katliamla ilgili tanıklıklar ve raporlar, cesetlerin sokaklara, dükkanlara ve hatta bodrumlara saçıldığını, kurşun ve kesici silahlarla gerçekleştirilen infazları, evlerin ve cesetlerin yakılmasını içeriyordu.

Habervitrini12509 Görüntüleme
Bazı atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de
Gündem
#anadolu ajansı#ekonomi#fotoğraf

Bazı atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de

Buna göre, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne Can Atilla getirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında açık bulunan Emeklilik Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Adnan Yılmaz atandı.

Habervitrini14293 Görüntüleme
Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye-Azerbaycan arasında 'iki devlet, tek millet' prensibi kendisini bütün alanlarda gösterdi
Gündem
#anadolu ajansı#ekonomi#fotoğraf

Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye-Azerbaycan arasında 'iki devlet, tek millet' prensibi kendisini bütün alanlarda gösterdi

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin çok çeşitli tarihi sınamalardan geçtiğini ve sağlam stratejik temellere oturduğunu belirten Fidan, "İki devlet, tek millet prensibi kendisini bütün alanlarda göstermektedir. Liderlerimiz arasında sarsılmaz bir dostluk ve kardeşlik bağı vardır. Bu bağ çok zor zamanlarda, savaş ve kriz zamanlarında test edilmiş bir bağdır." ifadelerini kullandı.

Habervitrini13918 Görüntüleme