Siyasette bazı kararlar vardır ki, sadece anı değil, uzun vadeli tüm dengeleri, ezberleri ve alışılagelmiş refleksleri kökünden sarsar. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti saflarına katılması da tam anlamıyla böyle bir dönüm noktası. Türkiye gündemine bomba gibi düşen bu hamlenin iç yüzünü ve tüm gizli kalmış detaylarını, Tugay ilk kez tüm samimiyetiyle gözler önüne serdi. Peki, bu tarihi geçişin arkasında hangi kırılma anları var? Ankara ile ilişkilerde yeni bir sayfa nasıl açıldı?
İşte kulisleri sarsacak o sürecin perde arkası...
Kırılma Anı: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ziyareti
Her şey, Karabağlar’daki 440 hektarlık kentsel dönüşüm düğümünü çözmek üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un kapısının çalınmasıyla başladı. Resmi konular masaya yatırıldıktan sonra Bakan Kurum’un yönelttiği "İzmir nasıl gidiyor?" sorusu, aslında yeni bir siyasi denklemin de fitilini ateşledi.
Geçmiş dönemlerde İzmir’e hizmet götürme çabalarının yerel yönetimler tarafından nasıl engellendiğini, bakanlık projelerinin nasıl dışlandığını dile getiren Kurum’un o dostane ve yapıcı yaklaşımı Tugay’da derin bir iz bıraktı. Kurum’un "Keşke sen AK Parti’ye gelsen de daha uyumlu çalışsak" cümleleri, başkanın zihninde uzun sürecek bir muhasebenin kapısını araladı.
"Ya Olduğu Gibi Bırakacaktım Ya Da..."
Göreve geldiğinde devraldığı tablonun hiç de iç açıcı olmadığını gizlemeyen Cemil Tugay; İZBETON’un içine sokulduğu devasa borç batağını, altından kalkılamaz toplu iş sözleşmelerini ve atıl kadroları açıkça işaret ediyor. İki buçuk yıllık görev süresinde bütçeyi dengeleyip kadroyu toparlasa da, önünde kısıtlı bir zaman dilimi kaldığının farkında.
Tugay, karar aşamasını şu sözlerle özetliyor:
"Açıkçası şöyle bir yol ayrımına geldim: Ya iki sene daha mevcut şartlar altında elimden geleni yapıp yine sorunlu bir İzmir’i benden sonrakilere bırakacaktım... Ya da Ankara'nın, AK Parti hükümetinin desteğini alarak bu kronik sorunları kökten çözecektim."
Külliye Zirvesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Sürprizi
Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen bir saatlik kritik zirve, Tugay'ın algısını tamamen değiştiren asıl eşik oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İzmir’in geçmişine bu kadar hâkim olması, yıllar öncesine dayanan projeleri ve detayları tek tek hatırlaması başkanı oldukça şaşırttı.
Özellikle parti rozetinin takıldığı törende yaşananlar, Türk siyasetinde benzeri görülmemiş bir an olarak kayıtlara geçti. Uzun yıllardır siyasetin içinde olan Tugay, kürsüde konuşma yaparken hiçbir genel başkanın veya liderin kürsünün yanında bekleyip konuşmayı dinlediğini görmediğini vurguluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ahde vefası ve desteği kendisinde çok derin bir güven duygusu uyandırmış durumda.
"Ateşten Gömlek Giydim ama Doğru Yaptığıma İnanıyorum"
İzmir'in en büyük kâbusunun diri fay hatları üzerindeki riskli yapılar ve deprem gerçekliği olduğunun altını çizen Tugay, geçmişteki "Biz İzmir'e TOKİ'yi sokmayız" zihniyetinin şehre çok büyük zarar verdiğini net bir dille ifade ediyor. Ulaşım, altyapı, arıtma tesisleri ve susuzluk riskine karşı deniz suyu arıtması gibi devasa projelerin ancak merkezi hükümetin kudretiyle başarılabileceği inancında.
Gelen eleştirilere ve Atatürk'ün "Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir" sözünün AK Parti tarafından sahiplenilmesine dair tartışmalara da değinen Tugay, amacının sadece ve sadece İzmir'e hizmet üretmek olduğunu yineliyor. Sözlerini şu iddialı cümleyle noktalıyor:
"Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim... Ama doğru yaptığıma inanıyorum. İzmir için çok iyi olacak, hiç kimsenin şüphesi olmasın."




