Kıbrıs'ın kuzeyindeki Girne Limanı'ndan ayrıldıktan kısa bir süre sonra 30 Ağustos Pazar günü sulara gömülen ve Mersin istikametine giden yolcu feribotunun batışı, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Toplam 267 kişiyi taşıyan ve sekiz mürettebatın görev yaptığı katamaran tipi feribotun neden battığına dair farklı senaryolar gündeme geldi.
Yaşanan facianın ardından yapılan son bilgilendirmeye göre, aralarında çocukların da olduğu 20 kişi halen kayıp durumdadır. Olayla ilgili olarak mahkemeye sevk edilen gemi kaptanı ve personeli hakkında ise üç günlük tutukluluk kararı verilmiştir.
Çelişkili İfadeler: Olumsuz Hava Şartları mı, Teknik Yeterlilik mi?
Kıbrıs'ın kuzeyindeki Türk yönetiminin başbakanı Ünal Üstel, hadisenin yaşandığı gün TRT'ye yaptığı değerlendirmede, teknik ekiplerin kendisine verdiği bilgiye dayanarak olayın sert hava koşulları sebebiyle geminin su alması sonucu gerçekleştiğini ifade etti.
Üstel, seferin başlamasından yaklaşık 15 dakika sonra katamaranın fırtınaya yakalandığını ve su almaya başladığını, bunun üzerine Sahil Güvenlik'ten yardım talep edildiğini belirtti. Feribotun bir saat gecikmeli kalktığı ve bir gün önce de hava muhalefeti nedeniyle seferin gerçekleştirilemediği bilgisi de Üstel tarafından paylaşıldı. Önceki gün rüzgar hızının saatte 160 kilometreye ulaştığını ve bunun Beaufort ölçeğine göre "kasırga" seviyesinde olduğunu ekledi.
Üstel, olay gününe ilişkin, "Bugün hava şartlarımız daha iyi ama iyileşen hava şartlarına rağmen gemimiz alabora olmaktan kurtulamadı" şeklinde konuştu.
Buna karşılık, Kıbrıs'ın kuzeyindeki medya organlarına yansıyan bilgilere göre, tutuklu kaptan mahkemede verdiği ifadede, "Meteoroloji verilerine göre çıkışta bir sorun yoktu. Gemi sertifikasyonunda da hem seyir hem de idari açıdan izinlerimiz vardı" diyerek kendini savundu.
Uzman Görüşü: Odak Noktası Denetim ve Bakım
Türkiye Yat Kaptanları ve Çalışanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Karagöz, BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, bir geminin sefere çıkarken meteoroloji dairesinden izin almadığını, sefer iptallerinin liman başkanlıkları gibi otoriteler tarafından yapıldığını ve hiçbir kaptanın bu karara karşı çıkamayacağını vurguladı.
Karagöz, kazanın yaşandığı gün ve saatlerde bölgedeki rüzgarın saatte 30-40 kilometre hızda olduğunu belirterek, hava durumunun her deniz aracına göre farklılık gösterdiğini ifade etti. Karagöz'e göre, hava koşullarından ziyade asıl sorgulanması gereken, teknenin denetim, bakım ve onarımlarının yapılıp yapılmadığıdır.
"Eğer zamanında sörveyleri ve gereken bütün bakımları ile onarımları yapıldıysa bu tekneler o denizde seyir yapabilirler. Burada önemli olan konu, bu teknelerin yıllık, iki yıllık, beş yıllık kara ve deniz sörveyleri var. Bunlar yapıldı mı? Bu sörveylerinin vermiş olduğu raporlar doğrultusunda işlemler hakkıyla, hukukuyla yerine getirildi mi, getirilmedi mi? Bunu sormak lazım."
Yolcu taşıyan gemilerin denetimlerinin daha sıkı ve prosedürlerinin daha ağır olduğuna dikkat çeken Karagöz, katamaranların hafif tekneler olduğunu ve stabilitelerinin daha büyük gemilere göre daha az olabileceğini belirtti.
Soruşturma Derinleşiyor: Yapısal Hasar ve Geçmişteki Kaza
Türkiye İçişleri Bakanlığı tarafından, FİLOJET isimli yolcu gemisinin Girne Limanı'nın yaklaşık 7 kilometre (4 mil) açığında su almaya başladığı bilgisi kamuoyuyla paylaşılmıştı. Marine Traffic verilerine göre, 40 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindeki gemi Türk bayrağı taşıyordu.
Kıbrıs basınında yer alan haberlere göre, tahkikat polisi mahkemede verdiği bilgide, katamaranın sol kızak uç kısmının kırılması nedeniyle su almaya başladığını söyledi. Kaptanın ifadesi de bu yöndeydi; teknenin ön kısmının "dalgalar sonucunda" kopmasıyla su almaya başladığını anlattı.
Polisin paylaştığı bir diğer önemli bilgi ise teknenin 12 yıl önce Türkiye'de bir kaza geçirdiği, hasar gördüğü, onarımın ardından 2024'te Filo Denizcilik şirketi tarafından satın alınarak sefere çıkarıldığı yönündeydi. Bunun üzerine duruşmadaki hakim, liman başkanlığı yetkilileri ve şirket hissedarları gibi idari sorumlular hakkında da bilgi talep etti.
Acil Durum Prosedürlerinde İhmal Şüphesi
Yusuf Ziya Karagöz, bir teknenin kıyıya bu denli yakın bir mesafede batmasının "olağan dışı" olduğunu belirterek, teknenin sert bir cisme çarpmış olabileceği veya gövdesinde bir parçalanma meydana gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde durdu.
Sosyal medyada yayılan bir videoda, yolcuların koltuklarının altından su geldiği görülmektedir. Karagöz, bu durumun geminin bir süredir su aldığının ve sorunun büyük olduğunun bir göstergesi olduğunu belirtti. Aynı videoda yolcuların can yeleği olmadan sakin bir şekilde oturmaları ise ihmal iddialarını güçlendirdi.
Karagöz, "Gemi terk komutunu kaptan verebilir. Gemi terk komutu verildiği zaman bütün personel yolcuları bilgilendirir... Bir yandan su fışkırıyor, bir yandan insanlar oturuyor. Bir-iki kişide can yeleği var. Bu çok garip" diyerek duruma dikkat çekti.
Arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Denizcilikte 'kara kutu' olarak bilinen VDR (Sefer Verileri Kaydedici) sisteminin batıkla birlikte denizin dibinde olması ve bulunmasının zorluğu, soruşturmanın seyrini etkileyebilir. Karagöz, denetimin önemini şu sözlerle özetledi: "Eski denizcilerimiz şunu demiştir: 'Gemi limanda batar.' Yani limanda hazırlıklarını, bakımını, kontrollerini, denetimini, planlamanı yapmazsan, o gemi batar."
Girne-Taşucu seferini yaparken batan ve 514 metre derinlikte deniz tabanına oturan yolcu gemisi faciasının ardından adli ve teknik soruşturmalar sürerken, olayla ilgili yanıt bekleyen ana başlıklar şunlardır:
1. Geminin Denize Elverişliliği ve Geçmiş Hasarları
Bakım Eksikliği: Geminin daha önce uzun süre limanda atıl beklediği ve geçmiş sicilinde kazalar/hasarlar bulunduğu iddiaları doğrultusunda, son sefer öncesinde denize elverişlilik sertifikasının ve kontrollerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı.
Yapısal Bütünlük: Su alma nedeninin metal yorulması veya gövdedeki daha önceki hasarların yetersiz onarımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı.
2. Kaptan ve Mürettebatın Kararları
Limanı Terk Etmeme Uyarısı: Yolcu ifadelerine göre, gemi su almaya başladıktan sonra yolcuların dönülmesi yönündeki ikazlarına rağmen kaptanın neden ısrarla sefere devam ettiği veya geri dönmediği.
Tahliye ve Acil Durum Yönetimi: Acil durum prosedürlerinin ve filikaların/can yeleklerinin dağıtımının zamanında ve düzgün işletilip işletilmediği.
3. Yük ve Kapasite Kontrolü
Aşırı Yük İddiası: Geminin taşıdığı yolcu, araç veya yük miktarının dengesizliğe (alabora olmaya) yol açıp açmadığı ve kargo bağlama (lashing) standartlarına uyulup uyulmadığı.
4. Teknik Su Alma Nedeni ve Batış Hızı
Gemi bölmelerinin (su geçirmez kompartımanlar) kapatılıp kapatılmadığı ve suyun kısa süre içinde gemiyi nasıl tamamen batıracak seviyeye ulaştığı.
5. Arama, Kurtarma ve İletişim Zamanlaması
İmdat çağrısının (Mayday) tam olarak hangi dakikada yapıldığı, deniz yetkililerine haber verilme zamanı ile kurtarma ekiplerinin müdahale hızı arasındaki olası gecikmeler.




