Giza piramitlerinin inşası sırasında battı... Dünyanın en eski batığı Türkiye kıyılarında bulundu.

••3 dk okuma
Giza piramitlerinin inşası sırasında battı... Dünyanın en eski batığı Türkiye kıyılarında bulundu.

Hızlı Özet

“Akdeniz'de, Türkiye kıyıları açıklarında dalgıçlar, yaklaşık 4.700 yıl öncesine ait olduğu düşünülen, dünyanın en eski batığı olduğuna inanılan bir gemi enkazı keşfetti.”

Antalya ilindeki Kekova Adası yakınlarında bulunan batık geminin, Giza Piramidi'nin inşa dönemiyle aynı zamana denk gelen MÖ 2600 ile 2400 yılları arasında battığı tahmin ediliyor.

Bu keşiften önce, daha önce dünyanın en eski batığı olarak kabul edilen Yunanistan'daki ünlü Dokos batığı bulunmuştur.

Resmin sol üst köşesindeki dalgıç, su altında bir amforayı ortaya çıkarmak için çalışıyor. Üzerinde beyaz yazılar ve sarı bir şerit bulunan siyah bir dalış elbisesi giymiş. Siyah gözlük takıyor. Geminin kargosunu kaplayan kumu temizlemek için, elektrikli süpürgelerde bulunanlara benzer uzun bir boru kullanılıyor. Ön planda ve biraz sağda bir amfora var. Çoğunlukla çok renkli kayalık bir kabukla kaplı ve küçük bir çıkıntının üzerinde duruyor, ancak kırmızımsı kilin bazı kısımları görülebiliyor. Çömleğe iliştirilmiş, üzerinde bazı sayılar ve harfler yazılı bir kağıt parçası var. Sağda ve arkasında küçük bir kaya sırtı bulunuyor.

Dünyanın en eski gemi batığı Antalya'nın Kekova ilçesinde ortaya çıkarıldı.

Arkeologlar, geminin yaşının 4 bin 400 ila 4 bin 700 arasında olduğunu, yani Erken Tunç Çağı'na ait olabileceğini belirtiyor.

Bu çağ Mısır'daki Büyük Piramit'in de inşa edildiği dönem.

Map graphic showing Europe, Middle East and Africa. The start of the voyage is labelled on the coast of the Mediterranean Sea, Kekova Island is labelled - it is on the south coast of Turkey, Troy is labelled, which is in northwest Turkey and Crete in southern Greece. The indicates a possible route the ship took from the Mediterranean coast to Kekova Island, and then its possible destinations of either Troy or Crete.

Geminin ahşap iskeleti günümüze ulaşamamış olsa da geminin taşıdığı amfora adı verilen kil saklama kapları, deniz dibine saçılmış halde tespit edildi.

Bazı amforaların halen içinde o dönem taşıdıklarının kalıntıları vardı.

Arkeologlar, buluntuların Akdeniz'de kargo taşıyan yaklaşık 10 metre uzunluğunda bir ticaret gemisine işaret ettiğini söylüyor.

Akdeniz Arkeolojisi Derneği'nin keşif gezisine liderlik eden Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hakan Öniz, kalıntıları "denizin dibindeki bir zaman kapsülü" olarak tanımladı.

Fotoğraf altı yazısı,Dalgıçlar üç adet taş çapa buldu; o dönemin gemileri uzun yolculuklarda yedek çapalar da taşırdı.

Batık, Antalya'daki Kekova Adası kıyılarına yakın bir konumda keşfedildi.

Batığa ait parçalar, 30 metre derinlikteki deniz tabanında dağılmış halde bulunuyordu.

Sualtı arkeologları, üç büyük taş çapa ve 30'dan fazla kil saklama kabı buldu.

Geminin ahşap aksamından geriye hiçbir şey kalmamış durumda.

Bu sebeple organik maddelerdeki bir karbon türünü ölçen radyokarbon tarihleme gibi teknikler geminin yaşını belirlemek için kullanılamadı.

Arkeologlar bunun yerine, amforaların biçimini analiz ederek ilerledi.

Çömlekçilik stilleri zaman içinde değiştiği için farklı stiller belirli dönemlerle ilişkilendiriliyor.

Kekova amforaları, iki kulpu, ortasında bir çıkıntı ve düz tabanıyla kendine özgü bir görünüme sahip.

Öniz, bu tasarımın Mısır ve Orta Doğu'da daha önce bulunan ve 4 bin 400 ila 4 bin 700 yaşında olduğu bilinen diğer amforalarla eşleştiğini söylüyor:

"Tasarım tekniklerini karşılaştırdığımızda... batığımızın Erken Tunç Çağı'na ait olduğunu kesin olarak söyleyebiliriz. Bu %100 kesin."Kaynak,Hakan Öniz

Fotoğraf altı yazısı,Amforalar denizin dibinden çıkartılıp araştırma gemisine alındı.

Fotoğraf altı yazısı,Binlerce yıl su altında kalan eserler şimdi özenle korunuyor.

Keşif gezisindeki dalgıçlar, binlerce yıl su altında kalan amforaları su üstüne çıkartıp özenle muhafaza ettiler.

Buluntuları inceleyen Avustralya'daki Macquarie Üniversitesi'nden arkeolog Dr. Karin Sowada, amforaların bazılarının halen sağlam olduğunu ve içlerinde yapışkan, parlak bir kalıntı olduğunu fark edince yaşadığı şaşkınlığı anlatıyor:

"İçine bakınca neredeyse bayılacaktım. Ne kadar çok [kalıntı] olduğunu görünce inanamadım. Sadece leke gibi de değildi... Malzemenin büyük bir kısmı hala içindeydi."

Ekip şimdilerde amforaların içinde tam olarak ne taşındığını tespit etmek üzere çalışıyor.

Sowada, bu kalıntıların zeytinyağı, şarap veya ağaç reçinesi olabileceğini düşünüyor:

"Kalıntılar tekrar tekrar kullanılmanın sonucu olabilir. Amforalar çok büyük; gemiyle yollayıp bir daha yüzüne bakmayacağınız türden eşyalar değiller. Bu kapları teslim alanlar boşaltmış ve muhtemelen yıllarca kullanmış olabilirler."

Geminin enkazı ve taşıdığı yük, antik dünyada nasıl ticaret yapıldığına da ışık tutuyor.

Arkeologlar, geminin yolculuğuna Akdeniz'in doğusundaki kıyılardaki bir noktadan başladığını söylüyor.

Geminin ya bugün Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan antik Troya kentine ya da o dönem Girit adasında yaşayan Minos halkına malzeme taşıdığı tahmin ediliyor.

Fotoğraf altı yazısı,Dalgıçlar, su altındaki buluntuları dikkatlice suyüzüne çıkarmak için azami özenle çalıştılar.

Kekova Adası çevresi, o yıllarda deniz seyahatleri için özellikle tehlikeliydi.

Burada güçlü akıntılar ve sert rüzgarlar birçok geminin batmasına neden olmuştu.

Bölgede yüzlerce batık bulunuyor.

Akdeniz Arkeolojisi Derneği bu batıkların bulunup incelenmesi konusunda uzman.

Öniz, batık dalışlarında o dönem yaşayan insanların aklından geçtiğini söylüyor:

"5 bin yıl sonra bu nesnelere dokunan ilk insanlar biziz."

"Bizim aklımızda da denizciler oluyor. Amfora üreticileri, amforayı omuzlarında gemiye taşıyan kişiler veya kocalarını bekleyen kadınlar... Ne yazık ki bu denizciler evlerine geri dönemediler."

Fotoğraf altı yazısı,Batığın bulunduğu derinlik nedeniyle dalgıçlar, her bir dalışta bölgeyi keşfetmeye sadece 30 dakika ayırabildiler.

Kekova batığı, dünyanın en eski gemi batıkları listesinde birinci sıraya yerleşti.

Daha önce rekor, Yunanistan'ın güneyindeki Dokos adasının kıyılarında bulunan yaklaşık 4 bin 200 yıl öncesine ait bir batığındı.

Ahşap kısımlarının bir bölümü korunmuş olan en eski batık ise Bulgaristan'ın Karadeniz kıyıları açıklarında bulunmuştu. Tarihi ise yaklaşık 2 bin 400 yıl öncesine dayanıyor.

Bu haber 11651 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR