MİRAÇ SONSÖZ!..

4 dk okuma
MİRAÇ SONSÖZ!..

Hızlı Özet

Mübarek Peygamber Efendimiz’in Mübarek Mirac’ını bana yazmayı nasib eden ve beni bununla şerefyab eden Rabbıma, merhametinin ve ihsanının sonsuzluğu kadar şükür ediyorum.

Uzun bir süredir kaleme aldığım Mirac seri yazım, şükürler olsun kazasız belasız bitti.
Dile kolay tam 32 yazı..
Kısaca; 8 aydır Mirac’ı yazıp, Mirac’ın anlatmakla bereketlendik.
Mübarek Peygamber Efendimiz’in Mübarek Mirac’ını bana yazmayı nasib eden ve beni bununla şerefyab eden Rabbıma, merhametinin ve ihsanının sonsuzluğu kadar şükür ediyorum.
Peki biz bu yazılara nasıl başladık?
Bir gece yarısı büyüklerin keramet gibi bir işiyle gönlümüze düştü.
Aslında gibisi fazla.. İşin doğrusu bir keramet..
O gece; Ehl-i sünnet âlimlerinden, olgun veli, ariflerin önderi, 1465 senesinde şehit edilen Muhammed bin Süleyman Cezuli Şazili hazretleri’ni keşfettik.
Mübarek zatın hayatını okudukça, kendisine sevgim ve merakım arttı.
Ardından Hüseyin Hilmi Işık Efendi’nin,  (Rahmetullahi Aleyh) Cezuli Hazretlerine ayrı bir sevgi ve muhhabetinin olduğunu farkettim.
Bir gün Enver Abi kendisine, Fas’a gideceğini söyleyince Mübarek kendisine şunu tembihledi;
- Orada Muhammed bin Süleyman Cezuli Hazretleri var. İlk işin onu ziyaret etmek olsun. Bizden de selam götür.
Enver Abi hocasının dediğini yapınca, orada da bir keramet zuhur etti.
Dua ederken iyi giyimli birisi yanına gelip, kim olduğunu sordu.
Enver Abi kendisini tanıtınca, aralarında bir muhabbet oluştu.
O kişi Cezuli Hazretlerinin torunu ve yörenin en zenginlerinden birisiydi.
Enver Abi’yi kendi çiftliğinde ağırlayıp misafir etti.
Muhammed bin Süleyman Cezuli Hazretleri, Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’e aşıktı.
O’nun için yazılmış ve söylenmiş bütün Selâvat-ı şerifeleri biraraya getirip kitap yaptı.
Başta Mirac olmak üzere Şanlı Peygamberimizin pak isimlerini ve manalarını kitaplaştırdı.
Ve tabi hayatını da..
Osmanlının son dönemleriydi..
Cennet Mekân Sultan Abdülhamid Han, halkta bir bozulma görüyordu.
Bunun baş nedeninin Peygamber sevgisinin azalması olduğuna inanıyordu.
Halka Peygamber Efendimizin sevgisini tekrar vermek ve O’na daha da muhabbet duyurmak için Cezuli Hazretleri’nin eserlerini Osmanlıcaya çevirtip her eve dağıttı.
(Nakil etttiğimiz Mirac, o Osmanlıca eserlerden birisidir.)
Öyle ki; başta Mirac olmak üzere Cezuli Hazretlerini’nin bütün kitapları Osmanlı Medreselerinin ders kitabıydı.
Mirac’ı medreseye yeni başlayan küçük çocuklar okuyordu.
Bugünün Türkiye’sinde Peygamber Efendimiz’in Mübarek Mirac’ını ‘Ben Müslümanım’ diyen herkesin bilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bir mümin; Büyük peygamberinin bu olağanüstü olayını bilmeyecek de neyi bilecek?
Başta; Namaz, abdest, gusl, oruç, zekat, Cuma namazı gibi Allahü teala’nın yapılması emronulan ameller, Mirac’da hükme bağlandı.
Sadece Amel değil tabi ki..
Ümmet-i Muhammed için gayb olan iman, Mirac’da aşikar edildi.
Belki de hepimizi kurtaracak olan Bakara sûresinin son iki ayeti;  (yani Âmenerresülü) Mirac’da Ümmet-i Muhammed’e Rahman ve Rahim olan Yüce Hakk tarafından hediyye edildi.Bu ihsan sadece bu ümmete verildi.
Nitekim Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurdu;
- Bana Arşın altındaki hazineden benden önce hiç bir peygambere verilmeyen Bekara sûresinin son âyetleri (Âmenerresülü) verildi.
- Gece Bekara sûresinin son iki ayetini (Âmenerresülüyü) okuyana, bu iki âyet, her şey için kâfidir.
Daha saymakla bitmecek kadar çok olan müjdeler, o gece ihsan olundu.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in; bizi, yani Ümmetini yanmaktan kurtarmak için nasıl çırpındığını,  Hak teala’ya gözyaşı dökerek nasıl yalvardığını yine Mirac’da öğrendik.
İşin doğrusu; Cennet-i Alâ’ya ilk girdiğinde kendi makamını göstermek isteyen Rıdvan Aleyhisselam’a, “Benim ki değil ümmetimin yerine göster. Bana ümmetimden haber ver” diyen bu Şanlı Peygambere; minnet, muhabbet ve sevgi duyulmasına vesile olmak istedim.
Bunun için de;  her gün Salâvat-ı şerife getirilerek kalplerin Resûl-i Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem’e aşk ve muhabbet ile bağlanması için aracılığa talip oldum.
Şükürler olsun ki;  dua dışında hiç bir beklenti içerisinde olmadan, halis kalp ve samimi duygularla başladığım yazılırımı tamamlamakla şerefyab oldum.
Rabbime sonsuz şükür ediyorum.
Aslında işim hiç de kolay değildi..
Çünkü yazdığın Yazı; Yüce Hakk’ın kelamı ve O’nun Habibi Mübarek Peygamber Efendimiz’in sözleriydi.
Hatalı veya yanlış nakledeceğin tek bir kelime bile Allah muhafaza kişinin başına ciddi sıkıntı açabilecek türdendi.
Sevabı da çok, hesabı da çok bir işti.
Mirac’ın naklini, meselenin bu hassasiyetini dikkate alarak kan ter içerisinde kaleme aldım.
İstemeden olan hata ve kusurlarımdan, bütün nisyanlardan Rabbımdan ve Şanlı Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimizden af dilerim.
Yazdıklarımızın ecrinin (Sevaplarını) bu yazıları okuyan herkese dağıtılmasını dilerim.
Son olarak diyeceğim şudur:
- Allah rızası için her gün namaz dışında Peygamber Efendimiz’e Salâvat-ı şerife okuyun. Az okuyun çok okuyun. Ama mutlaka okuyun.
Hep birlikte bunu adet edinelim ve son nefesimize kadar da bırakmayalım inşallah.
Unutmayınız ki; ‘Müslümanım’ diyen her kimse; son nefes anında da Mahşer meydanında da ve Sırat’ı geçerken de şu üç şeye muhtaçtır.
1. Allahü teala’nın merhameti
2. Peygamberinin şefaati
3. Büyüğünün şahadeti (Şahitliği)
Bunlara kavuşmanın yolu; büyüklerimizin gösterdiği ve öğrettiği yolumuzun temellerinden Salâvat-ı Şerifeyi çokça getirmektir.
Allahü teala hepimizi çokça Salâvat getirenlerden ve Habibine aşkla kalpten bağlılardan eylesin İnşallah .. AMİN..
NOT : Bazı arkadaşlar soruyorlar, ‘Abi yeni bir şey varmı yazacağınız” diye.. Aslında o kadar çok şey varki..
Arz talebe bağlıdır:
Siz ister, Büyükler bereketini verir, Cenab-ı Hak da sağlık sıhhat ihsan ederse bize de boynumuzu büyük, “Peki Efendim, baş üstüne” demek düşer.
Rabbim birbirimize muhabbetimizi, büyüklerimize sevgimizi, Peygamber Efendimize aşkımızı ve Allahü teala’ya minnetimizi arttırsın inşallah..
Allahü teala’ya emanet olun.

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ



Bu haber 13377 kez görüntülendi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR